Giriş Yap

Hal Edward Runkel

Yazar
7.6
326 Kişi
Unvan
İlişki Uzmanı, Evlilik ve Aile Terapisti, Yazar
Yaşamı
HAL RUNKEL, dünyaca ünlü bir ilişki uzmanı, lisanslı evlilik ve aile terapisti, uyuşmazlık arabulucusu ve uluslararası alanda beğeni toplayan bir konuşmacıdır.

İncelemeler

Tümünü Gör
182 syf.
·
Puan vermedi
Ebeveynlerin daha çocukları olmadan yol haritası çıkarmalarına yardımcı olmaları için okumaları gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Kendimize dönerek ve sakin kalarak neler başarabileceğimizi anlatıyor. Aslında sadece ebeveynlik için değil kendimizin kişisel hayatı ve iş hayatı için de (eğer çaba gösterirsek) bizi büyütebilecek ve geliştirebilecek.
Reklam
182 syf.
·
22 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Sakin kalarak çocuk büyütmek...kitabın ikinci başlığı, aynı zamanda kitabın temel konusu...Bunu yapabilmenin tek yolu da ebeveyn-çocuk ilişkisinde kendinize odaklanmanız...Bu ilişkide gerçekten kontrol edebileceğiniz ve söz geçirebileceğiniz kişi sizsiniz. Ebeveyn olarak davranışlarınızla sonuçları siz yaratacaksınız ve bu sonuçlara siz katlanacaksanız. Kendi yükünüzü, hem duygusal hem de davranışsal yükünüzü, çocuğa yüklemeden, ancak kendinizi kontrol ederek ilişki üzerinde kontrol sahibi olabilirsiniz. “Ailedeki bir numaralı rolünüz sakinleştirici otoritedir(syf 18)” diyor; dönüştürücü, şekillendirici, öğretici, dikte edici, kontrol edici değil; sakinleştirici...Benim açımdan, özellikle bebeğimle ilişkimdeki kriz anlarında sıkıştığımda beni kışkırtan (hatta bazen baltalayan, sabote eden) duygularımın istilasına uğramadan bunu hatırlamaya çalışıyorum (henüz çalışıyorum, hatırlıyorum diyemem :) “İyi bir ilişki kurmak isteyenlerin en büyük düşmanı duygusal tepkilerdir” (syf. 23) demiş yazar, duygusal tepkiler vermemek gerçekten en zorlu ama en temiz sonuç veren davranış biçimi...bir şeyin değilini söylemek (“duygusal tepkiler verme!”), ne yapacağımız konusunda bilgi vermiyor doğrusu...kitabın belki zayıf kalmış yanının bu olduğunu söyleyebilirim. Elbette herkese uygun bir reçete vermesini beklememek lazım (hele ki konu, oldukça biricik olan ilişkilerse..) Bu açığı, birkaç yaşanmış vaka örneği vererek de aşma çabası mutlaka var kitapta, bunu da göz ardı edemeyiz. Zaten kitabın temel olarak derdi, ne yapmamak gerektiği anlatmak ve bunu olabildiğince herkese ulaşacak şekilde, sıkmadan ve basitçe yapmak. Bu anlamda kesinlikle başarılı...Fakat büyük beklentiler içine girmeden okumalı kitabı. Belki de mesajları yeterince yüklü olduğu için uzatmadan anlatmayı seçmiş olabilir. Haklı! İlaveten, yazar Hunkel’ın bu kitapla başlayan ve üstüne iki kitap daha yazdığı bir bağırmayan (screamfree) ilişkiler analizi serisi var anladığım kadarıyla (bir de geniş kapsamlı bi web sitesi .) Kitaba geri dönecek olursak, benim için en zihin açıcı ve kalbimin genişlediğini hissettiğim an; “çocuğumuzdan sorumluyuz”un yalan olduğunu ve aslolanın “çocuğumuzdan değil çocuğumuza karşı sorumlu olduğumuz”u okuduğum andı (syf 25). Belki bebekken (ki aslında o bile değil) bu durum geçerli değil gibi düşünüyoruz ama göz ardı etmememiz gereken bi nokta var: Çocuklarımızın kendilerine ait bir akılları var ve dolayısıyla seçimleri...belki küçük yaşlarda yetkin olmamalarının sebebi, bu aklın ve seçimlerin sonuçlarını kaldıracak donanıma sahip olmamaları..zamanla onu da öğrenecekler (umarım). Akılları ve seçimleri olduğunu tanıyıp öyle hareket etmeliyiz, en baştan. Yoksa onlara sadece “itaat etmeleri” konusunda yardımcı olmuş oluruz, bunu ister miyiz? Konforlu bi alan yaratacağı kesin ama sanırım istemeyiz...Peki bu ilişkideki rolümüzü nasıl belirleyeceğiz: Kendi üzerimizdeki kontrolümüzü yeniden kazanarak: “Çocuklarımız üzerinde etki bırakmak istiyorsak, önce kendi üzerimizdeki kontrolümüzü yeniden kazanmalıyız” (syf 27). Yoksa “çocuklarımıza henüz kendimizin bile öğrenmediği dersleri öğretmeye uğraştığımızı fark ederiz (acıyla) (syf. 29). Çocuklarımıza bağırdığımızda aslında onlara “beni sakinleştir” diye haykırdığımzı söylüyor, ben şu anda sakinleşemiyorum, beni sakinleştir...Çocuk (ister 4 ister 14 yaşında olsun) için gerçekten büyük yük. Peki sakinleşemememizin sonucu ne? “Koca bir aileni duygusal hayatının, ailenin en az olgun kişisinin büyüme sancıları, istekleri ve zaafları etrafında dönmeye başlaması” (syf 37)..Böyle bakınca gerçekten acıklı bi durum. Çözüm, ebeveyn olarak kendimizi sakinleştirmek... Tam bu sayfaların sonrasında “Ebeveynlik korkaklara göre değildir” başlıklı bir kitaptan (Dr. James Dobson) bahsediyor...Gerçekten öyle galiba (her ne kadar arada gözümün önünden firar sahneleri geçmiyor değilse de, gerçekten anne baba olmak önce cesaret işi (cahil cesareti:) )... Başarmanız zaman alacak diyor, büyümeniz yani...Sakin kalmayı başarabilmekten “büyümek” olarak bahsediyor. Peki büyümenin yolları neler? İşte somut önerileri burada başlıyor: (1) Hem kendi alanınızı hem de çocuğunuzun alanını belirlemek ve sınırlar koyabilmek (2) Sonuçları omuzlayabilececeğiniz davranışları seçebilmek (3) Ara vermek (hatta burada inziva ve kaçamaktan bahsetmiş..hepimizin ara vermeye ihtiyacı var. Bilinçli bir inziva, seçilmiş bir dinlenme ve uzaklaşma imkanıdır. Kaçamak ise, planlanmamış bir kaytarma-örneğin, sinirlenince rahatlamak için yemek yemek gibi. Amacı sizi dinlendirmek olmadığı için size fazladan duygusal yükler olarak geri döner. Ara verin, kendinize zaman ayırın diyor...Yaşasın!) (4) Judo ebeveynliğini benimsemek (Temel olarak Judonun mantığını su şekilde anlatmış (syf,88): “Judo ya da “Nezaketin yolu”, güç yerine rakibin ivmesini sonucun değişiminde kullanmayı esas alır. Bu yolda yere atılan eldiveni almamayı (eldiven atmak ise başka bir metafor.. Ortaçağ sövalyeleri düşmanın ayağına eldiven atarak onları düelloya davet ederlermiş) seçebilirsiniz. Çatışmada Judo öğrencisi karşı tarafla bağını koparmaz. Fakat saldırmaz ve saldırı teklifini de kabul etmez. Bunun yerine karşı tarafın ivmesini ona ait ve reddedilemez bir şey olarak görür. Ve saygı duyar. ) ve çocuklarımızın attığı her eldiveni daha en başından almayı reddetmek. (5) Dile dikkat etmek ve etiketlememek ( iyi veya kötü..herhangi bi davranışı veya duyguyu sürekli yapacakmış gibi ondan beklememek ve bunu yüksek sesle ifade etmemek. Zira etiketlerin hepsi yıkıcı, çünkü her etiket onların alanını kısıtlıyor ve değişim imkanını ellerinden alıyor) (6) Tutarlı ve düzenli olmaya çabalamak (kurallar önemli) (7) Seçimler yapmak ve seçimler yapmasını sağlamak, dolayısıyla seçimlerinizin sonuçlarını cesaretle omuzlamak ve omuzlamasına destek olmak (“Değişmek istiyorsanız bırakın sonuçlar sizin yerinize bağırsın” diyor hatta! (syf 133) (8) Boş tehditler savurmamamak, tutulmayan sözler vermememek. (9) Kendini sevmek (bağırmayan anne baba olmanın ilk adımı. Çünkü ancak böyle sakin kalabilirsiniz ve çocuklarınızı size yararlı olmak yükünden kurtarabilirsiniz (syf: 158) diyor (10) Devrim yapmak (değişime niyet edin ve hemen başlayın)... Biraz uzun bi değerlendirme, aslında unutmamak için kendime ayrıntılı bir özet yazmış oldum. Umarım sizin için de faydalı olur. Kitap arada bir karıştırılabilecek, yalın ve etkili bir basucu rehberi olarak kullanılabilir. Her bölümün sonundaki sorular, hem biraz ders kitabı okuyor gibi hissetmenize hem de bi terapi seasındaymışssınız hissine kapılmanıza sebep oluyor (sanırım temel amacı da bu zaten. Girişte bundan da bahsediyor.) Kısa, öz ve pragmatik faydası olan yüklü bi kitap...iyi okumalar!
·
2 yorumun tümünü gör
182 syf.
·
1 günde
·
9/10 puan
Hayat görüşüme, yaşam tarzıma büyük ölçüde uyan bir kitabı okumak inanılmaz güzel bir şey. Birey, çocuk ve aile konusunu beklediğim ve istediğim hassasiyette ele alan, indirgeyici değil de bütüncül, kapsayıcı bir bakış açısını içeren bir kitap kesinlikle. İlgilenenler; bu kitapla birlikte bu minvaldeki kitapların her çeşidini, farklı bakış açısı geliştirmek için okuyabilir ve okumalı bence. Bu, bahsi geçen konularda düşünsel, davranışsal ve duygusal anlamda refleks kazanmanın güzel yollarından biri olur.
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48