8.0/10
4 Kişi
12
Okunma
0
Beğeni
1.093
Görüntülenme

Hakkında

1963 yılında Çeçenistan, Alkhan Kala’da doğdu. Çalışkan bir öğrenci, iyi bir sporcuydu. Dünya sombo şampiyonu oldu. Tıp eğitimini bitirdikten sonar Çeçenistan’a yerleşti. İki savaşta da Cerrah olarak bulundu. Halen ailesiyle birlikte Amerika’da yaşıyor. en.wikipedia.org/wiki/Khassan_Baiev
Tam adı:
Khassan Baiev
Ünvan:
Hekim, Yazar
Doğum:
Alkhan Kala, Çeçenistan, 4 Nisan 1963

Okurlar

12 okur okudu.
1 okur okuyor.
8 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Fakültede okuduğum beş yıl boyunca ders programım çok ağırdı; ama geriye dönüp baktığımda bir sporcu ve bir doktor olarak iki dalda eğitim almasaydım, görüyorum ki son Rus-Çeçen Savaşı'nı atlatamazmışım. Sanki Krasnoyarsk beni gelecekteki bu inanılmaz fiziksel dayanıklılık ve zihinsel güç gerektiren sıkıntıya hazırlıyordu. Her gün sabah altıda kalkıp koşuyordum. Dersten sonra spor salonunda iki, üç saat çalışıp gece yarısına ve hatta daha da geç saatlere kadar kaldığım çalışma salonuna gidiyordum. Ne zaman bir spor karşılaşmasına gitsem yanımda iki çanta taşırdım; biri giysiler diğeri ise kitaplar için olurdu. Uçaklarda, trenlerde, otobüslerde ve otellerde hep ders çalıştım. Bir karşılaşmaya katılmak demek kaçırdığım dersleri telafi etmek demekti.
"Hasan neredesin?" Bir ses beni çağırıyordu. Durdum ve dinledim. Ses tanıdık birininkine benziyordu; ama kim olduğunu çıkaramıyordum. "Hasan neredesin? Bu tarafa gel.” Belki de bu beni almak için dağa gelmiş olan Dada veya Hüseyin'dir, diye düşündüm. "Ben buradayım. Sen neredesin?” diye karşılık verdim. "Buradayım” diye yanıtladı ses. Patikadan inmeye başladım. "Hasan, buraya” diye tekrarladı ses. "Nereye?” diye bağırdım. "Buraya!” Korkmuştum. Ses çok ürkütücüydü. Sonra büyüklerin dağlardaki seslerden bahsettiklerini hatırladım. "Ne yaparsan yap sesleri takip etme” diye uyarmışlardı beni. "Bir yerde dur; şafak sökene kadar bekle.” Yaşlılar, dağlarda şeytani ruhların yaşadığını, bu ruhların tanıdık sesleri taklit edip insanları ölüme çektiklerini söylemişlerdi. Dağ şeytanlarına -büyükler bu ruhlara böyle derlerdi- dair bu hikâyeleri duyduğumda hiçbir zaman inanmamıştım. Dua et! Büyükler yapılacak şeyin bu olduğunu söylemişlerdi. Yola oturdum ve bir dua okumaya başladım. Ardından ses yok oldu. Soğuk çok şiddetliydi. Isınabilmek için dizlerimi göğsüme doğru çektim. Gece boyunca kurtların ulumasını ve tavşanların seslerini dinleyerek orada çömeldim kaldım. Sabaha karşı beş sularında güneş dağların tepelerinden yükseldi. Soğuktan donmuş bir halde ayağa kalktım. Sola baktığımda korkunç bir uçurumun eşiğinde olduğumu gördüm. Otuz, kırk santim daha gidecek olsam uçurumdan düşecektim.
Reklam
Reklam