Çerkes Hasan Beyazıd’dan Cibali’ye inerek halasının konağına geldi. Buradan bir çift altı patlar Rovelver aldı. Bu mükemmel silahları tutukluk yapıp yapmayacağını denemek için uğraştı. Sağlamlardı. Bu iki silah hariç iki üç silah daha soktu üzerine. Üç de kama aldı ve üzerine gizlice kamufle etti. Hazırlandı. Konaktan çıktıktan sonra kiraladığı kayığıyla Cibali iskelesinden ayrılıp Mithat Paşa‘nın konağına gitmek üzere hareket etti. Sirkeci‘den karaya çıkıp Beyazıd’a Mithat Paşa‘nın konağına gitti. Kapıdaki görevlilere seraskerin lonak’ta olup olmadığını sorup saraydan haber getirdiğini söyledi. Üzerindeki nişanlarını da gören kapıdaki muhafızlar ondan şüphe etmemişti.
Muhafızlar yukarıda olduklarını ama toplantıda olduklarını söyledi. Gerçekten de darbeci paşalar yukarıda toplantıdaydılar. Hasan bey yukarıya çıkıp bir anda kapıyı açıp üzerindeki silahları çekip “davranmayın, yakarım” diye bağırdı. Hüseyin Avni Paşayı ablasının ölümünden ve padişahın katlinden sorumlu tutuyor onu adi bir katil olarak görüyordu.
Hüseyin Avni Paşa’dan eniştesinin intikamını almak için iki el ateş etti. Silahlarından çıkan mermilerden birisi göğsüne diğeri de karnına giren bu zalim paşa yıkılmamış ve Hasan’a doğru adım atarak üstüne çullanmıştı. Sendleyip yere düştü. Hasan onun üstüne çıkmıştı ki Kaptan-ı Derya Kayserili Ahmet Paşa Hasan’a arkadan saldırdı ve onu etkisiz hale getirmeye çalıştı. Sol eliyle kamasını çıkaran Hasan boğuşma sırasında Kaptan-ı Derya’nın kulağını doğradı. Sonra kollarını ve parmaklarına doğradı.
Can havliyle Hasan’ı bırakan Ahmet Paşa çığlıklar larla canının derdine düştü. Hasan ise yılmıyordu. Hüseyin Avni Paşa’nın üzerine atıldı. Defalarca kamasıyla onu delik deşik etti. Sonra bir anda şok geçiren Hariciye Nazırı’na dönerek ateş açtı. Kanlar içinde yere