İmam Yafii

İmam Yafii

Yazar
10.0/10
6 Kişi
·
13
Okunma
·
1
Beğeni
·
235
Gösterim
Adı:
İmam Yafii
Tam adı:
Abdullah bin Es’ad bin Ali bin Süleyman bin Fellâh
Unvan:
Yazar
Doğum:
Aden, Yemen, 1298
Ölüm:
Mekke, 21 Şubat 1367
İmam Yâfîî (k.s.) hazretlerinin asıl ismi, Abdullah bin Es’ad bin Ali bin Süleyman bin Fellâh’tır. Yâfıî nisbesiyle(lakabıyla) meşhur olmuştur. Künyesi Ebû Muhammed. Ebü’I-Berekât lakabı Afîfüddîn’dir. Kutb-i Mekke diye de bilinir.

1298 (H.698) senesinde Yemenin Aden şehrinde doğdu, Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Abdullah Yâfıî önce Kur’ân-ı kerîm okumayı öğrendi. Yemen’de Allâme Ebû Abdurrahmân Muhammed bin Ahmed ez-Züheynî, Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmed e!-Başşalî ve Aden Kadısı Şerefüddîn Ahmed bin Ali el-Harrâzî’den aklî ve naklî ilimleri tahsil etti.

1313 senesinde hac için Mekke-i Mükerreme’ye gitti. Şeyh Ali et-Tavâşî ile görüşüp meclis ve sohbetlerine katıldı. Ondan zahirî ve Bâtınî ilimleri öğrendi, tümde ve tasavvufda yüksek derece sahibi oldu. Tarikat silsilesi birkaç koldan Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerine ulaşır.

Mekke-i Mükerreme’ye yerleşip evlendi ve başka âlimlerin derslerini dinledi. Fakîh Necmeddîn et-Taberî’den Hâvi kitabını okudu. Hadîs ilmini Radıyüddîn Taberî’den öğrendi. Sonra Mekke’den ayrılarak on sene insanlardan uzak yaşadı.

1333 senesinde Kudüs’e gitti ve ibrahim Aleyhisselâm’ın makamını ziyaret etti. Oradan Şam’a, sonra da Mısır’a giderek Imâm-ı Şafiî hazretleri ve Zünnûn-i Mısrî’nin kabirlerini ziyaret etti. Karafe denilen yerde Hüseyn el-Câkî ve Şeyh Abdullah el-Menûfî’nin sohbetlerinde bulundu. Tasavvuf yolunda ilerleyip evliyalık derecelerine ulaştı.

21 Şubat 1367 günü Mekke-i Mükerreme’de vefat etti.

Bu eserlerinden bâzıları şunlardır:
1) Mir’at-ül-Cinân ve Ibret-ül-Yakazân: Tabakât ve târih kitabı olup yıllara göre tertip edilmiştir. Hicrî 750 senesine kadar olan hâdiseleri ve hâl tercümelerini anlatmıştır.
2) Ravdu’r-Riyâhîn fî Hikâyeti’s-Sâlihîn,
3) Neşrü’1-Mehâsin-il-Galiyye fî Fadli Meşâyihi’s-Sofıyye.
4) Esnel-Mefâhir fî Menâkıb-iş-Şeyh Abdülkâdir.
5) Merhem-ül-llel-il-Mudille,
6) El-lrşâd vet-Tatrîz fî Fadl-i Zikrillâh ve Tilâvet-i Kitabi’l-Azîz,
7) Ed-Dürrü’n-Nazîm fî Havassi’l-Kur’ân-ı Azîm (Kur’ân-ı kerimin her ayetinin havas ve faziletinden söz eder…)
8) Misbâhüz-Zatâm fıl-Müstegisin-i bî Hayri’l-Enâm,
9) Divanüş’ Şi’r.
Üzüntülerini at, işini kazaya bırak
bazen darlık açılır, bazen dar olur feza
sıkıntının ardından bakarsın gelir rıza
bir halle sevinirsin , maziyi unutturur
Allah dilediğini yapar, sakın sen yüzünü döndürme.
feza: gökyüzü , uçsuz bucaksız yer
782 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Geçtiğimiz haftalarda vefat eden çok kıymetli Hüseyin Yelek Hocam bir sohbetinde bu kitaptan bir hikaye anlattı. Sonra "bu kitabın Arapçası var bende bilmiyorum tercüme edildi mi "dedi. Hemen inernette araştırdım. Baktım kitap tercüme edilmiş. Hem kendime hem de Hüseyin Yelek Hocama ve birkaç arkadaşa sipariş verdim. Çok harika bir kitap. Okuduktan sonra tekrar okumak istiyorsun. Öğüt almak isteyenlere gönülden ders ve nasihat veriyor. Beğendim tavsiye ederim
782 syf.
·Beğendi·10/10
imam yafii'nin (1298-1367) 500 farklı menkıbeyi derlediği güzel kitabı.

kitap zaten çok kalın olmakla birlikte sağolsun yayınevi de kütük gibi yapmaktan geri kalmamış. resimde göreceğiniz gibi her sayfanın kenarına aynı resmi koymuşlar. ölçtüm. 780 sayfalık kitabın %20'si ediyor.

bu yüzden bir ay boyunca her gün metrobüste taşıyıp durmaktan kollarıma ağrılar girdi. bu da sadece metrobüste okuyarak bitirdiğim kitaplardan biri oldu tabi.

gelelim içeriğine. içindeki hikayeler klasik menkıbe kaynaklarından alınmış. kimi zaman hikayeler kısmen kısaltılmış.

okuduktan sonra menkıbelere doymuş oluyorsunuz. okumayı sevmeyenler ibretlik hikaye niyetine okuyabilir. pek çok hikaye bir sayfadan bile az.

müslüman kul Allah dostlarını sever. sevmelidir de. onların hikayelerini okudukça da bu sevgisi artar. nitekim bunu alimler de söylüyor. zaten kitabın yazılış amacı da buymuş.

konu evliyalar olunca haliyle kerametler öne çıkıyor. kitabın hemen her yerinde hikmetler ve kerametler anlatılmakta. tabi bu konuya bakış açımızın nasıl olması gerektiği de öğretiliyor.

hikayelerin birinde derecesini yükseltmemiş bir kul azarlanıyordu. yani bir mümin nasıl olur da derecesini yükseltmesine mani olan, geçici dünya hayatına dalar! nasıl olur da keramete eremez! bu hikayeden sonra ben de kendime kızdım. size de kızdım tabi!

tabii ki kul keramet için değil Allah rızası için çalışmalıdır. hatta evliyalık yolunda ilerlemek için mağaraya kapanıp sadece ibadet eden bir arkadaş grubunu, keramet ehlinden bir zat bu konuda uyarmış ve onlar da bu hatalarından dönmüşlerdir.

hemen her hikayede anlatılmak istenen şey, insanın kendi nefsinin ve dünyanın peşinde gitmemesi, sadece Allah'ın rızası için çalışması gerektiğidir. zaten bunu yapınca derece kendiliğinden artar ve kerametler de kendiliğinden gelir. kaldı ki evliyalar kendi kerametlerini hakir görmüşler, buna tenezzül bile etmemişlerdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
İmam Yafii
Tam adı:
Abdullah bin Es’ad bin Ali bin Süleyman bin Fellâh
Unvan:
Yazar
Doğum:
Aden, Yemen, 1298
Ölüm:
Mekke, 21 Şubat 1367
İmam Yâfîî (k.s.) hazretlerinin asıl ismi, Abdullah bin Es’ad bin Ali bin Süleyman bin Fellâh’tır. Yâfıî nisbesiyle(lakabıyla) meşhur olmuştur. Künyesi Ebû Muhammed. Ebü’I-Berekât lakabı Afîfüddîn’dir. Kutb-i Mekke diye de bilinir.

1298 (H.698) senesinde Yemenin Aden şehrinde doğdu, Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Abdullah Yâfıî önce Kur’ân-ı kerîm okumayı öğrendi. Yemen’de Allâme Ebû Abdurrahmân Muhammed bin Ahmed ez-Züheynî, Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmed e!-Başşalî ve Aden Kadısı Şerefüddîn Ahmed bin Ali el-Harrâzî’den aklî ve naklî ilimleri tahsil etti.

1313 senesinde hac için Mekke-i Mükerreme’ye gitti. Şeyh Ali et-Tavâşî ile görüşüp meclis ve sohbetlerine katıldı. Ondan zahirî ve Bâtınî ilimleri öğrendi, tümde ve tasavvufda yüksek derece sahibi oldu. Tarikat silsilesi birkaç koldan Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerine ulaşır.

Mekke-i Mükerreme’ye yerleşip evlendi ve başka âlimlerin derslerini dinledi. Fakîh Necmeddîn et-Taberî’den Hâvi kitabını okudu. Hadîs ilmini Radıyüddîn Taberî’den öğrendi. Sonra Mekke’den ayrılarak on sene insanlardan uzak yaşadı.

1333 senesinde Kudüs’e gitti ve ibrahim Aleyhisselâm’ın makamını ziyaret etti. Oradan Şam’a, sonra da Mısır’a giderek Imâm-ı Şafiî hazretleri ve Zünnûn-i Mısrî’nin kabirlerini ziyaret etti. Karafe denilen yerde Hüseyn el-Câkî ve Şeyh Abdullah el-Menûfî’nin sohbetlerinde bulundu. Tasavvuf yolunda ilerleyip evliyalık derecelerine ulaştı.

21 Şubat 1367 günü Mekke-i Mükerreme’de vefat etti.

Bu eserlerinden bâzıları şunlardır:
1) Mir’at-ül-Cinân ve Ibret-ül-Yakazân: Tabakât ve târih kitabı olup yıllara göre tertip edilmiştir. Hicrî 750 senesine kadar olan hâdiseleri ve hâl tercümelerini anlatmıştır.
2) Ravdu’r-Riyâhîn fî Hikâyeti’s-Sâlihîn,
3) Neşrü’1-Mehâsin-il-Galiyye fî Fadli Meşâyihi’s-Sofıyye.
4) Esnel-Mefâhir fî Menâkıb-iş-Şeyh Abdülkâdir.
5) Merhem-ül-llel-il-Mudille,
6) El-lrşâd vet-Tatrîz fî Fadl-i Zikrillâh ve Tilâvet-i Kitabi’l-Azîz,
7) Ed-Dürrü’n-Nazîm fî Havassi’l-Kur’ân-ı Azîm (Kur’ân-ı kerimin her ayetinin havas ve faziletinden söz eder…)
8) Misbâhüz-Zatâm fıl-Müstegisin-i bî Hayri’l-Enâm,
9) Divanüş’ Şi’r.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 13 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 6 okur okuyacak.