1000Kitap Logosu
Isaac Deutscher

Isaac Deutscher

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.9
27 Kişi
62
Okunma
10
Beğeni
1.014
Gösterim
Unvan
Polonyalı marksist tarihçi ve gazeteci
Doğum
Chrzanów, Polonya, 3 Nisan 1907
Ölüm
Roma, İtalya, 19 Ağustos 1967
Yaşamı
Polonyalı marksist tarihçi ve gazeteci. Üç ciltlik Troçki biyografisi en ünlü eseridir ancak yazdığı Stalin biyografisi de oldukça dikkat çekicidir. Sovyetler Birliği üzerine yaptığı tahliller ise bugün bile birçok araştırmacının ulaşamadığı derinlikte gözlemler içerir. Türkçede tarihin ironileri adıyla yayınlanan derlemesi SSCB tarihi üzerine oldukça ilginç tespitler içerir. Deutscher bir gazeteci heyecanıyla yaptığı araştırmaları tarihçi titizliğiyle analizlere dönüştürür ve okuyucuyla bir edebiyatçı gibi iletişim kurar.
565 syf.
·
43 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
SSCB nin devrim tarihinin göbeğindeki iki isimden biri Lenin diğeri ise Troçki’dir. 1917 Bolşevik Devrim yapılmıştır ve taşlar yerli yerine oturtulmaya çalışılmaktadır. Sanayi, tarım gibi alanlarda geri kalmış bir ülke, üretimi verimsiz, halk aç ve halkın devrimden beklentisi yüksek. Diğer yandan Çar yanlılarının ülke içindeki isyanları… Cumhuriyet tarihimiz ile paralellik gösteren Çarlık Rusyası ve Osmanlı İmparatorluğunun çöküş sürecinde emperyalist güçlerin “selden kütük kapma” iştahları. Diğer yanda Lenin’in sağlık sorunları… Bu koşullar altında gelişen ve değişen şartlara göre Troçki’nin çözümler üretmesi. Gerek askeri gerekse üretim alanında geliştirdiği pratikler “Devrimin Mimarına” yakışan ve zekice çözümler. Troçki’nin sürekli yıldızının parlak olmasını sağlar. Taze devrimin üst yönetiminde böylesine çabalar olurken, içte içten iktidar hırsı ile yanan, ancak vakti gelmeden öne çıkmayan bir figür vardır. Devrimin geleceğini otoriter bir rejimle yönetmek isteyen Stalin… Troçki’nin biyografisini anlatan ikinci kitap “Silahsız Sosyalist” te Sovyet devriminin 1921-1929 yılları anlatılır. Hem Troçki’nin sosyal ve siyasal hayatı. Hem de Sovyet devrim tarihi kitapta paralel gider. Lenin’in hastalığı devrime liderlik edemeyeceği ve devrimin geleceği hakkında beklentisi olmayan Troçki, günün koşullarına göre ülkenin geleceği için , devrim aşkı içinde dahiyane çözümler üretirken, Stalin ise geleceğin liderliğinin yollarının taşını örmektedir. Ve iktidar hırsı uğruna hastalıklı ruha sahip, siyasi liderlerin karakterlerinde ne varsa, aynı hırslar içindeki Stalin’de kendisine muhalefet eden yada edecek olabilen siyasi figürleri , çevirdiği entrikalarla partiden ve devletin etkin konumlarından ayıklar. Zaman zaman ülkenin koşulları gereği baskıcı bir karakter çizse de Romantik liderliği önde olan Troçki’nin beklentisi zekanın hakim olduğu çok sesli demokratik bir yönetim anlayışının iktidar da olmasıdır. Troçki’nin Stalin’e kaybettiği nokta da burasıdır. Lenin’in ölümü sonrası Parti Genel Sekreterliğini ele geçiren Stalin’in Anadolu’da bir deyim geçtiği gibi “Sokma akıl yedi adım gider.” mantığında sağdan soldan topladığı fikirlerle Sovyet Devrimini yönetmeye kalkar. Kimi zaman sağ fikirler öne çıkar, toprak sahibi köylüleri destekler. Kimi zaman işçilerin sesini kısar. Totaliter yapısını enternasyonel de de uygulamaya kalkar. Tek ülke sosyalizminin hayata geçirilmesi fikrini enternasyonel de de uygulatmaya kalkar. Rusya dışındaki Sovyet Bileşeni halklar üzerinde de baskıcı düşüncesini uygular. Tüm bu olup bitenleri seyreden Troçki, ne olması ve nasıl yapılması üzerine söylediği öngörüler bir bir gerçekleşir. Lenin’in ölmeden önceki vasiyeti Stalin’e Parti Genel Sekreterliğinin verilmemesi fikri hasır altı edilir. Gerçeklikten ve akıldan uzaklaşmış devrim anlayışı “Tek Adam” rejimine sürüklenmiştir. Önce iktidar hırsı, sonra ülke çıkarları önde gelir anlayışı ile hareket eden Stalin çevresinde kim fikirlerine karşı gelmişse, hepsini harcar. Ülkenin ve devrimin kötü gidişini gören Troçki daha etkin bir muhalefet anlayışına girdiği tavır yüzünden partiden kovulur ve Moskova’dan uzaklaştırılır. Alma Ata ya sürgüne gönderilir. Mektuplarla etkin muhalefet görüşüne devam eden Troçki, Stalin’in gazabından kurtulamaz ülke dışına İstanbul’a sürgüne gönderilir. Kitap, okuyucuya şu soruyu sorduruyor ! Acaba iktidar hırsına bürümüş Stalin yerine akılcı, felsefik ve romantik bir devrimci olan Troçki, Sovyet yönetiminin başına geçseydi, Sovyetlerin ve Dünya siyasetinin seyri nasıl olurdu ?
Silahsız Sosyalist Troçki
Okuyacaklarıma Ekle
4
620 syf.
·
60 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Rus Devriminin iki büyük liderinden biri olan Lev Troçki’nin siyasi hayatının anlatıldığı üç ciltlik biyografi kitabının ilk cildinde ; Çocukluk, gençlik, ideolojik düşünce ile tanışması, evlilikleri, Fransa, İngiltere, Amerika, Avusturya da yaşadığı sürgün yılları, Lenin’le tanışması, ortak bir fikir birliğinde birleşmeleri ve 1917 yılı Bolşevik Devrimine kadar yaptığı mücadeleler ve devrimin hemen sonrası Rusya’da darmadağın olmuş devlet düzeni anlatılır. Daha çocuk yaşta başlayan başkaldırma ruhu ile bulunduğu ortamın sıradanlığının dışına çıkma çabaları, üstün zekasının dışa vurumundan başka bir şey değildir. Marksizmle tanışmaya başlaması ile Çarlık döneminin yapısının yıkılması gerektiği düşüncesini yaşam biçimi olarak kabul eder. İlk gençlik yıllarından itibaren inandığı Marksist ideoloji ve kendi çevresinde olan bitenleri harmanlayarak, Marksist düşüncenin pratik hayatta, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği üzerine pratiklerinden yola çıkarak yazılar yazmaya başlar. İyi bir hatip olması ile yazdıklarını kitlelere aktarması herkesin dikkatini çeker, Pek tabiî kidir de Çar İktidarının. Genç yaşında Sibirya’ya sürgüne gönderilir. Uzun yıllar sürgün hayatı yaşar. Ancak sürgün hayatı bolca kitap okumasına da imkan yaratır. Ve burada kendisi gibi devrimci düşünceye sahip aynı sürgün hayatını paylaştığı Aleksandra Sokoloskaya ile evlenir. İçindeki devrimci mücadele aşkı, sürgün hayatından eşini ve iki çocuğunu geride bırakarak firar etmesine neden olur. Avrupa’ya kaçar. Fransa’da kendisi gibi bir devrimci olan Natalya Sadova ile ikinci kez evlenir. İngiltere’de kendisinden on yaş büyük Lenin’le yolları kesişir. Lenin, Troçki’de ki gözüpek ve mücadeleciği kişiliğini görür. Lenin, Troçki’nin zeki, bilgili ve iyi bir konuşmacı olması nedeniyle Avrupa’daki emekçi sınıfların örgütlenmesine gönderir. Diğer yandan Rusya’da Çar iktidarının sonunun gelmekte olduğu yıllardır. Troçki 1903 Yılındaki başarısız devrimin arkasında da 1917 Ekim devrimin de de Troçki’in etkisi büyüktür. Özellikle 1917 Ekim devrimin de Lenin saklanmakta iken Troçki meydanlar da halka ve emekçi kesime sürekli nutuklar çekmektedir. Gözüpekliği yanında iktidarda olmak gibi bir düşüncesi yoktur. Ancak iktidar heveslisi olmadığını dile getirse de, kendisini devrim sonrası ülkenin koşulları orduyu düzenlemekle, Beyaz Ruslarların isyanına karşı mücadele içinde bulur. Ülkenin üretim kaynaklarının ve ekonominin çarkının ayağa kaldırılması gereken yerde yine Troçki görünür. Teori ve Pratiğin harmanlandığı yerde, umudun tükendiği yerde, sorumluluktan kaçanların olduğu yerde, yaptığı hatalardan kaçınmaktan öte, özeleştiri verilmesi gereken yerde, Lenin’le zaman zaman fikir ayrılığına düşsede devrimin gerçekleşmesi adına inanmadığı fikirlerin desteklenmesi gereken yerde hep Troçki vardır. Zaman zaman iç isyanların olduğu dönemlerde acımasız devrim kurallarını işleten de yine Troçki’dir. Lenin’in sağlığı bozulmaya başladığı dönemde Lenin’in koltuğuna gizliden gizliye göz koyan Stalin, Devrimin yükselen yıldızı Troçki hakkında; geçmiş dönemde Menşevik olmasından, Yahudi kökenli olmasına kadar bir kara propaganda süreci başlatır.
Silahlı Sosyalist Troçki
Okuyacaklarıma Ekle
3
616 syf.
·
10/10 puan
Tükenirken Büyüyen Fikir, Troçki ve Troçkizm
Troçki biyografisi, hem Bolşevik Devrim tarihi, hem Stalin Dönemi faşizmi, hem 1930 ların kaynayan Avrupası… Ama en trajik olanı ise Troçki ve ailesinin tükeniş hikayesi aynı zamanda. Öngördüğü düşüncelerin yaşadıkça gerek ülke bazında gerekse kişiler bazında bir bir gerçekleşmesi, Stalin’in uykularını kaçıran en büyük korkuydu. “Bu kadar güçlü bir düşünce, gün gelir iktidarımı yok eder” paranoyası içerisindeki Stalin ne yapsa, ne etse bir türlü Troçki’nin düşüncelerinin üstünde bir fikir geliştirememekte. Ve saplantı haline gelen “aşamadığı düşünce” yok edilmeliydi. Bolşevik Devrim iktidarının bütün argümanlarını gerek ikna, gerek tehdit yoluyla bir bir ele geçiren Stalin, gerek Troçki ve ailesine, gerekse Troçkistlere tarihin gördüğü en karanlık zulümleri yaparak Sovyet Devrimine kara bir leke sürmüştür. Troçki Biyografisinin üçüncü cildinde Troçki ve etrafında gelişen olaylar 1928 yılında başlar. Bir kısmı İstanbul Büyükada, bir kısmı Fransa, bir kısmı Norveç ve en son Meksika’daki hazin sona kadar devam eder. Sosyalizmin tek bir ülkede yeşeremeyeceğini savunan Troçki, Enternasyonilzm fikrini “sürekli devrim” şiarı ile sürekli yaymak isterken, Stalin ise sosyalizmin tek bir ülkede yeterli olacağı düşüncesi ile bürokratik ve statükocu bir yapıyı savunur. Troçki 1930 lardaki ekonomik kriz ile Almanya’da gelişen faşizmin dünyayı kasıp kavuracağını her fırsatta dile getirmesine rağmen sürgündeki bir siyasetçi olarak sesini pek duyuramaz. Troçki’nin her çıkışı Stalin’in uykularını kaçırır. Önce ülke dışına sürgün, sonrası vatandaşlıktan çıkarılması, yetmez ailesine baskı, yetmedi Troçkistlere yapılan amansız eziyet ve işkence Sovyetler de tam bir insan kıyımı yaşanır. Bu trajik tarihi süreçte Troçki hem çaresiz, hem güçsüz ancak ona rağmen fikirler üretmekten geri durmayan bir devrimcidir. Troçki ve Troçkistler süreç içerisinde tükenirken fikirlerinin güçlülüğü süreç içerisinde hep büyümektedir.
Kovulan Sosyalist Troçki
Okuyacaklarıma Ekle
2