Jeff Lemire

Jeff Lemire

YazarÇizer
8.2/10
175 Kişi
·
469
Okunma
·
13
Beğeni
·
499
Gösterim
Adı:
Jeff Lemire
Doğum:
Essex County, Kanada, 21 Mart 1976
Daha önceden çizgi roman okuyamayan biriysen eğer bu kitapla başla okumaya. Eğer okuyan biriysen ve bunu okumamışsan henüz hemen okumalısın! Çünkü bizim sualtı kaynakçımız sizlere sağlam bir bilinçaltına dalış ve orada geziş sunuyor. Kaynakçı su da daha derinlere daldıkça biz de onun bilinç altının ve geçmişinin daha derinlerine iniyoruz. İndikçe de o kendini tanıyor ve kendiyle yüzleşiyor biz de onu tanıyor ve anlıyoruz.
240 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Jack bir sualtı kaynakçısı, 33 yaşında, evli ve yakında baba olacak. Babaliğın getirdiği bir gerginlik var, ayrıca çocukluğunda yaşadığı bir travma yaklaşan cadılar bayramı ile tekrar Jack i etkisi altına alıyor. (23 yıl önce cadılar bayramında babası suya dalmış ve bir daha çıkmamış) Jack doğumdan önceki son işini yapmak üzere denize dalıyor fakat tam çalışırken kumların arasında bir saat görüyor ve bu O'na babasını hatırlatıyor. Eve dönen Jack'in aklı saattedir, babasının hayali tüm hayatını etkisi altına alır. Eşi ve doğacak çocuğunu unutmuş gibidir. Geçmişten kurtulmanın, bugüne ulaşabilmenin tek yolu, Jack için tekrar suların altına dalmaktır.

Çizgi roman arayışına girdiğimde karşıma hep Jeff Lemire ismi çıktı. Okuduğum ilk çizgi roman olunca referans alacağım başka bir kitap yok. Çizimler siyah beyaz ve hikayemiz yürek burkan cinsten. Kitabın sonunda Jeff Lemire'nin hazırladığı taslaklar, tuttuğu notlar bulunuyor. Çizimler nasıl başlamış, nereye gelmiş bunu görmek mümkün. Jeff Lemire tekrar tekrar okuyacağım bir isim oldu, çok sevdimm.
240 syf.
·6/10 puan
okuduğum ilk çizgi roman ve onun için çok eleştirisel yorum yapamasam da sonunun ve gidişatının bu kadar tahmin edilebilir olması beni kitaptan biraz kopardı. bunun dışında çizimler falan mükemmeldi zaten.
198 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Konusundan çizimlerine kadar bir efsane: Sweeth Tooth

Netflix'in Youtube'da Sweet Tooth dizisinin fragmanını paylaştığını görmüştüm ama çizgi roman olduğunu bilmiyordum. Buradan haberdar olmama vesile olan Gamze 'ye çok teşekkür ediyorum.

Uzun zamandır çizgi roman okumayı çok istiyordum. Klasiklere saplandığım bu dönemde gerçekten eksikliğini hissettim. Sweet Tooth'un o güzel kapak tasarımıyla da 'okumalıyım,' diye düşündüm. Çizgi roman geçmişim Marvel'ın birkaç karakterinin çizgi romanından oluşuyordu ama daha fazla okumaya kararlıyım. Sweet Tooth'un bölümlerinin sonunda reklamları yapılan diğer eserleri de listeme ekliyorum: The Unwritten, Vol. 1 , Amerikan Vampiri , The Losers (Andy Diggle Jack), Demo (Brian Wood and Becky Clqonan), Unknown Soldier, Saga...

Renkler, çizimler o kadar güzel ki. Kapak tasarımları hayran olası. Diyalog görsel senkronizasyonu her şeyiyle 10/10. Yazarı ve çizeri Jeff Lenire çoğu kült çizgi romana imzasını atmış ve yazarın diğer eserlerine de bakacağım.

Konusundan bahsedelim -ki konu da çok ilgi çekici, başarılı ve pandemi döneminde okunabilecek en güzel kurgu :). Dünya'da bir salgın hastalık olan veba yeniden patlar ve insanlar yakalanınca kısa sürede hayatlarını kaybederler. Asıl ilginç nokta şu ki; salgın dönemindeki sağlıklı hamile annelerin çocukları hayvansal özellikler taşır; kürk, kuyruk, boynuz gibi... Ayrıca bu çocuklar ölümsüz ve peşlerinde birçok insan var. İzole büyüyen hybrid çocuk Gus'un hayat hikayesini ve sırlarının çözülmesini okuyoruz.

Tavsiye edeceğim çizgi romanlarının başında. Fazlasıyla başarılı...

Netflix'in dizi fragmanından çıkarak kısa yorumum:

Big Man'i görene kadar atmosferin iyi olacağını ve Gus'un seçiminin çok iyi yapıldığını düşündüm. Artık Netflix'in her yapıma kattığı klişelerden sıkıldım... Big Man'i neden siyahi ve kilolu yaptınız? Beyaz tenli, mavi gözlü o kaslı adam nerede? Bir de olaylar sakız gibi uzayacak sanırsam. Sadece çocukluğunu göreceğiz gibi... İzlerim ama heyecanlı değilim.

Spoilers---

Kitap bitti ve ben yüzümde gülümsemeyle kaldım. İncelememin çoğu kısmını bir vol3 ve vol4'ü okurken yazmıştım. Hiçbir şey yazmak istemeden sadece uyumak istedim... Uzun süredir bir kitap beni bu kadar içine çekmemiş ve onların telaşından yorulup, sonunun güzelliğiyle huzura kavuşturmamıştı. Yazara gerçekten teşekkür ederim, bu tatlı son için.

Şimdi, ilk değineceğim nokta okuduğumda 'NE?!' kelimesini sesli söyleten, görsele uzun uzun bakmama neden olan olay: Becky and Gus'un yaşanmış aşkı. Gus'un hiç öyle bir duygusu olduğunu düşünmemiştim, hep domuz kızla (sorry for my language) beraber olur diye düşünmüştüm. Sonunda olmuşlar ancak Becky büyük şok...

Kitaptaki herkes öldü yahu. Bu beni daha da tatmin etti. Gereksiz kötü adamların iyi çıkabileceğine inançlar, aman o yaşlı ölmesin gibi tasalar yoktu. Gus o kadar mantıklı bir karakterdi ki... İşte, sonda ilk önce insanlarla kavga etmeyelim diyip sonrasında savaşma kararı alması, barışa bağlanması... Gus, harika bir karaktersin.

Bir de ben hiç böyle beklemiyordum. Son kitabın kapağında Gus'un o halini görünce işin bu kadar ileriye gideceğini tahmin etmemiş ve acaba veba mı kapmış diye düşünmüştüm.

Big Man, çok sevdim ya. İlk baştaki şakaları özellikle alıntıladığım 'baban geyik etini sevmiyormuş' kısmı gülümsetti. İyiydin Big Man ve teşekkürler, özellikle Buddy'i ilk başta kurtarmak için boş bir kahramanlık sergilemediğin için.

Tüm karakterler o kadar mantıklıydı ki... ÇOK SEVDİM!!
224 syf.
·1 günde·Puan vermedi
sevdiğim her yazar bana önceden göremediğim şeyleri gösteren kişiler olmuştur. örnek olarak shakespeare, realite hakkında görü imkanı sağlamasının yanında kelimelerin canlılıklarını göstermiştir.

üç cilt içinde konuşacak olursam, lemire her ne kadar fevkalade bir yazarlık göstermiş olsa da, bence parladığı yer çizerliği oldu. çizdiği karakterinde ki her bir çehre o kadar canlı, o kadar derin ve yaşam doluydu ki gerçekten o çizimlerde bir canlılık gördüm. daha önce gördüğüm hiçbir çehre çizimine benzemiyorlardı. yaşam ve insanlık fışkırıyordu her birinden.

lemire her eseriyle içimde ki werther’e hitap etmeye devam ediyor.
240 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Uzun zamandır almayı düşündüğüm ama bir türlü bulamadığım bir çizgiromandı. Çizgi roman dediğime bakmayın oldukça trajik ve etkileyici bir baba-oğul ilişkisini ve bunun her ikisinin de hayatını nasıl etkilediğini gördüğümüz bir öykü bu.

Özellikle seri kitapların aralarına çizgiromanlar yerleştirerek hem arada kitaplardan bir miktar uzaklaşığ farklı bir hayal gücüne yönelmek hem de gerçekten sevdiğim çizimsel (böyle bir kelime olmayabilir bu arada) anlatımın tadını çıkarmak istiyorum. Mesela şu an Sarı Odanın Esrarı serisindeki ikinci kitaba geçerken bunu okuyorum. Aklım ise hala Witcher 2 de.

Çizimleri çok başarılı buldum. Özellikle radyoda çalan müziklerin ya da ambient (çevre) seslerin çizimlere oturtulmasına bayıldım diyebilirim.

Bunlar dışında aslında çok da fazla bir şey söyleyemiyorum.

"Kendimizden kaçmaktan hiç yorulmuyoruz. Bahaneler bulmaktan hiç yorulmuyoruz."

“İnsan hemen her şeye inanmak üzere kendini kandırabilir.”

İçerisinden çok fazla alıntı da çıkarılabilecek, oldukça başarılı bir çizgiromandı.

Herhangi bir sahafta falan denk gelirseniz mutlaka alın. (:
240 syf.
·21 günde·Beğendi·9/10 puan
Bir çırpıda okunabilen, mini bir film izlemişçesine keyif verebilen, dram türünde imdb 8 puanı alabilecek bir filmi olabilecek senaryo bence koleksiyonunuzda olması gerekir.
104 syf.
Gördüğümde hakkında pek bir şey bilmememe rağmen çok ilgimi çekmişti, içini biraz karıştırdıktan sonra arkasını da pek okumadan listeme eklemiştim. Bir süre sonra da kitap alırken bunu da ekleyeyim diyerek sepete attıktan hemen sonra anlamsız bir şekilde direkt üçlü set alayım gitsin diyerek verdim siparişi.

Kitabın içeriğine gelirsek; aman aman bir edebiyat yok, olağanüstü bir kurguya ya da görkemli çizimlere de sahip değil. Hatta hem hikaye hem çizimler monokrom ve minimal diyebiliriz ancak bir Country şarkısı eşliğinde güzelce okuyabileceğiniz hem çizimleri hem diyaloglarıyla sakin, hafif, rahatlatıcı bir grafik roman.
128 syf.
Kasaba hemşiresi kasabanın hastalarını sırayla gezerken biz de onunla beraber yola çıkıp, sürekli gördüğümüz o panelden panele uçan karga dahil, karakterlerimizin aslında ne kadar birbirleriyle bağlantılı olduklarını, nasıl kocaman bir aile olduklarını ve Essex County'e nasıl geldiklerini öğreniyoruz.
Ayrıca birbirlerine bu kadar benziyen karakter tasvirlerinin de bir anlamı olduğunu görüyoruz.
Kitabın sonunda bir de soy ağacı yer alıyor ayrıca.

Tüm bu detayları, hikayenin ve karakterlerin nasıl bağlandığını ve her şeyin ne kadar iç içe olduğunu görüp kitabın kapağını kapattıktan sonra aslında göründüğünden daha ince düşünülmüş bir eser olduğunu farkettim ve diğer iki incelememde de aslında pek yeterli ele alamamışım kitapları, sadece belli noktalarına odaklanmışım, aslında çok daha geniş ve hoş bir kurgu var kitapta. Hiç de değinmedim ama gerçekten çok duygusal bir şekilde işlenmiş.

Gerçekten çok farklı bir grafik roman üçlemesi olmuş tadı damağımda kaldı. Sadece farklı bir şeyler okumak isteyenlere değil daha önce siyah beyaz hatta hiç çizgi/grafik roman okumayanlara bile önerilir. 10/10 eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jeff Lemire
Doğum:
Essex County, Kanada, 21 Mart 1976

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 469 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 150 okur okuyacak.