Jeff Lemire

Jeff Lemire

YazarÇizer
8.4/10
73 Kişi
·
218
Okunma
·
7
Beğeni
·
363
Gösterim
Adı:
Jeff Lemire
Doğum:
Essex County, Kanada, 21 Mart 1976
Yaradan'ın soluğu esince üzerlerine, ot kurur, çiçek solar. Sürüsünü çoban gibi güdecek...Kollarına alacak kuzuları...
Daha önceden çizgi roman okuyamayan biriysen eğer bu kitapla başla okumaya. Eğer okuyan biriysen ve bunu okumamışsan henüz hemen okumalısın! Çünkü bizim sualtı kaynakçımız sizlere sağlam bir bilinçaltına dalış ve orada geziş sunuyor. Kaynakçı su da daha derinlere daldıkça biz de onun bilinç altının ve geçmişinin daha derinlerine iniyoruz. İndikçe de o kendini tanıyor ve kendiyle yüzleşiyor biz de onu tanıyor ve anlıyoruz.
240 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Jack bir sualtı kaynakçısı, 33 yaşında, evli ve yakında baba olacak. Babaliğın getirdiği bir gerginlik var, ayrıca çocukluğunda yaşadığı bir travma yaklaşan cadılar bayramı ile tekrar Jack i etkisi altına alıyor. (23 yıl önce cadılar bayramında babası suya dalmış ve bir daha çıkmamış) Jack doğumdan önceki son işini yapmak üzere denize dalıyor fakat tam çalışırken kumların arasında bir saat görüyor ve bu O'na babasını hatırlatıyor. Eve dönen Jack'in aklı saattedir, babasının hayali tüm hayatını etkisi altına alır. Eşi ve doğacak çocuğunu unutmuş gibidir. Geçmişten kurtulmanın, bugüne ulaşabilmenin tek yolu, Jack için tekrar suların altına dalmaktır.

Çizgi roman arayışına girdiğimde karşıma hep Jeff Lemire ismi çıktı. Okuduğum ilk çizgi roman olunca referans alacağım başka bir kitap yok. Çizimler siyah beyaz ve hikayemiz yürek burkan cinsten. Kitabın sonunda Jeff Lemire'nin hazırladığı taslaklar, tuttuğu notlar bulunuyor. Çizimler nasıl başlamış, nereye gelmiş bunu görmek mümkün. Jeff Lemire tekrar tekrar okuyacağım bir isim oldu, çok sevdimm.
240 syf.
·6/10
okuduğum ilk çizgi roman ve onun için çok eleştirisel yorum yapamasam da sonunun ve gidişatının bu kadar tahmin edilebilir olması beni kitaptan biraz kopardı. bunun dışında çizimler falan mükemmeldi zaten.
224 syf.
·1 günde·Puan vermedi
sevdiğim her yazar bana önceden göremediğim şeyleri gösteren kişiler olmuştur. örnek olarak shakespeare, realite hakkında görü imkanı sağlamasının yanında kelimelerin canlılıklarını göstermiştir.

üç cilt içinde konuşacak olursam, lemire her ne kadar fevkalade bir yazarlık göstermiş olsa da, bence parladığı yer çizerliği oldu. çizdiği karakterinde ki her bir çehre o kadar canlı, o kadar derin ve yaşam doluydu ki gerçekten o çizimlerde bir canlılık gördüm. daha önce gördüğüm hiçbir çehre çizimine benzemiyorlardı. yaşam ve insanlık fışkırıyordu her birinden.

lemire her eseriyle içimde ki werther’e hitap etmeye devam ediyor.
104 syf.
Gördüğümde hakkında pek bir şey bilmememe rağmen çok ilgimi çekmişti, içini biraz karıştırdıktan sonra arkasını da pek okumadan listeme eklemiştim. Bir süre sonra da kitap alırken bunu da ekleyeyim diyerek sepete attıktan hemen sonra anlamsız bir şekilde direkt üçlü set alayım gitsin diyerek verdim siparişi.

Kitabın içeriğine gelirsek; aman aman bir edebiyat yok, olağanüstü bir kurguya ya da görkemli çizimlere de sahip değil. Hatta hem hikaye hem çizimler monokrom ve minimal diyebiliriz ancak bir Country şarkısı eşliğinde güzelce okuyabileceğiniz hem çizimleri hem diyaloglarıyla sakin, hafif, rahatlatıcı bir grafik roman.
512 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Okuduğum en güzel, en içten çizgi romandı diyebilirim. Kanada'nın Essex isimli bir kasabasında yaşanan sıradan insanların hikayelerini okuyoruz. Jeff Lemire'in çizimi herkes için uygun gelmeyebilir fakat ben kalemi kullanışının da çizdiği sahnenin duygusunu aktarışına katkı sağladını düşünüyorum. Çizimleri çok özgün. Hikayelerde insan doğası ve sosyal ilişkiler üzerine olup, bunu da Jeff Lemire'in naif üslubundan okuduğumuzda ortaya harika bir iş çıkmış.
128 syf.
Kasaba hemşiresi kasabanın hastalarını sırayla gezerken biz de onunla beraber yola çıkıp, sürekli gördüğümüz o panelden panele uçan karga dahil, karakterlerimizin aslında ne kadar birbirleriyle bağlantılı olduklarını, nasıl kocaman bir aile olduklarını ve Essex County'e nasıl geldiklerini öğreniyoruz.
Ayrıca birbirlerine bu kadar benziyen karakter tasvirlerinin de bir anlamı olduğunu görüyoruz.
Kitabın sonunda bir de soy ağacı yer alıyor ayrıca.

Tüm bu detayları, hikayenin ve karakterlerin nasıl bağlandığını ve her şeyin ne kadar iç içe olduğunu görüp kitabın kapağını kapattıktan sonra aslında göründüğünden daha ince düşünülmüş bir eser olduğunu farkettim ve diğer iki incelememde de aslında pek yeterli ele alamamışım kitapları, sadece belli noktalarına odaklanmışım, aslında çok daha geniş ve hoş bir kurgu var kitapta. Hiç de değinmedim ama gerçekten çok duygusal bir şekilde işlenmiş.

Gerçekten çok farklı bir grafik roman üçlemesi olmuş tadı damağımda kaldı. Sadece farklı bir şeyler okumak isteyenlere değil daha önce siyah beyaz hatta hiç çizgi/grafik roman okumayanlara bile önerilir. 10/10 eser.
224 syf.
Kitap ilk olarak benzerliklere rağmen ilk cildin devamı değilmiş gibi bir izlenim yaratıyor ve sayfalar ilerledikçe de daha fazla öyle hissettiriyor fakat ikinci bölüme geçince kitap o kadar güzel devam ediyor ki bunu unutturuyor bile, son sayfalara gelene kadar. Son sayfalar da ise her şey yerli yerine oturuyor ve aslında hikayenin okuduğunuzdan çok daha güzel olduğunu anlıyorsunuz.
Kitap özellikle 2. bölümden itibaren Güngezgini ile benzerlikler taşıyor, tabii ki buradaki hikaye ve anlatım biçimi daha farklı ama yer yer anımsattı açıkçası.
İlk ciltte sadece çiftlik hayatından bahsederken bu ciltte hikayenin bir kısmı şehirde geçiyor, haliyle daha fazla hokeye de yer veriliyor.
Bunların yanında yaşlı bir adamın ellerinden kayıp giden hayatına, aileye, kardeşliğe, sevgiye ve ev kavramına değiniliyor.
İlk cilde göre çıta çok yükselmiş ve umarım üçüncü ciltte böyle devam eder.
240 syf.
Küçük bir balıkçı kasabasında sualtı kaynakçılığıyla uğraşan, eşi doğum yapmak üzere olan Jack’in hikayesi bu. Küçük yaşta bir gece babasını dalışta kaybetmiş ve bununla yüzleşip durumu aşamamış Jack’in bir sualtı dalışından sonra yaşadığı zihinsel dönüşüm ve başta babasının anısı/hayaletiyle ve varoluşuyla giriştiği hüzünlü mücadele, sürükleniş. Farklı bir babalar ve oğulları öyküsü. Duygusunu çok güzel aktaran enfes çizimler. Güzel bir öykü ve edebiyat lezzetini sonuna kadar içinde barındıran bir eser.

Grafik roman okumak, bu alana el atmak için her has edebiyat okuruna tavsiye dilecek bir başlangıç.

Jeff Lemire'in Essex County Üçlemesini de okuma listeme aldım.

‘’Benim adım Jack Joseph, 33 yaşındayım. Denizde babamın kaybolduğu yaştayım.
Benim adım Jack Joseph, 33 yaşındayım. Babamın asla bulamayacağı şeyleri aramaya gittiği yaştayım.’’

"Çizgi roman sadece tayt giyen süper kahramanlardan, pelerinli savaşçılardan, fantastik canlılardan ve kovboylardan ibaret değildir..."
160 syf.
·2 günde·9/10
Çizgi romanı alış nedenim ilk sayısının variant kapak tasarımının çok hoşuma gitmiş olmasıydı. İllüstrasyonda ki karakter, -aynı zamanda hikayenin ana karakteri- Tim-21, Spielberg’ün 2001 yapımı A.I. filminde annesini arayan çocuk robota belirli yönlerden çok benziyor. O da yine insan bir ailenin yanına companion robot olarak geliyor ve ailenin annesi ve çocuğu ile çok insani, tebessüm ettiren ilişkiler geliştiriyor. Ana karakterin bu profili ve kurgu içinde oluşturulan “insanlaşan android” teması beni çok içine çektiği için ana karakteri ziyadesiyle sevdim.

Tabii asıl hikaye bu çizgiden epey farklı. İntergalaktik robotik drama bilimkurgusu olarak nitelendirilebilir. Kurgu içinde robot-insan savaşı, dünyalar arası diplomasi ve savaş, felsefi olmasada bir robot-insan neliği sorgulaması gibi elementler mevcut.

Hikaye yazımı çok başarılı yapılmış. Diyalogları ve kurgusu çok zekice hazırlanmış. Yangından mal kaçırır gibi bir evren inşasına girmemeleri yerinde olmuş. Şayet bu tarz intergalaktik kurguların en büyük hatası genelde bu oluyor. Aksiyon ve macera elementlerinin içerisine drama çok güzel yedirilmiş. Overall’da hikayesi 9/10 bence.

Çizimleri ise yine aynı derecede çok başarılı. Dijital çizim ve water paint birlikte kullanılmış. Ek olarak, sade bir renk paleti ile pekiştirilmiş olması çok yakışmış.

Kesinlikle çok beğendiğim ve baş köşeme aldığım bir eser oldu şimdilik. Umarım devamı da yine aynı çizgide gelir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jeff Lemire
Doğum:
Essex County, Kanada, 21 Mart 1976

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 218 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 77 okur okuyacak.