Joseph Goebbels

Joseph Goebbels

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.3
127 Kişi
okuyor-dolu
326
Okunma
v3_begen_dolu
26
Beğeni
goz
1.959
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Tam adı
Dr. Paul Joseph Goebbels
Doğum
Rheydt, Mönchengladbach, Almanya, 29 Ekim 1897
Ölüm
Berlin, Almanya, 1 Mayıs 1945
Yaşamı
1933 ilâ 1945 yılları arasında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı yapmış Alman politikacıdır. Adolf Hitler'in en yakın arkadaşlarından biri ve en sadık yandaşıydı.
480 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Büyük Yalanlar - Joseph Goebbels
Bu kitaba başlarken 2. Dünya Savaşı’nda Alman halkına dayatılan büyük yalanlar ve bu yalanların inandırıcı olması için uygulanan propaganda teknikleri hakkında bilgi sahibi olacağımı, düşünmüştüm. Büyük ölçüde yanıldığımı fark etmem çok uzun sürmedi. Savaşın insani boyutlarını ve yıkımlarını bir kenarı bırakırsak eğer Joseph Goebless’te gördüğüm kararlılık ve kendini adamışlık çok etkileyici. İşini o kadar iyi nokta atışlarıyla yapmış ki kitabın bazı bölümlerinde okuyucu ile birebir iletişim halinde olduğunu ve yaptığı propaganda konuşmalarının etkisi altında kalmamak gerçekten çok zor. Spoiler olmayacağını düşündüğüm için savaşın başlarında Goebbels’in Çek Cumhuriyeti elçi ve gazetecilerine yaptığı konuşmayı kitabı okumayacak olsanız bile incelemenizi şiddetle tavsiye ederim. İkinci bir tavsiyem de kitaptan daha fazla zevk almanız için Winston Churchill’in 2. Dünya savaşındaki Almanya’ya karşı olan tutumu hakkında bilgi sahibi olmanız olabilir. Churchill kısımları kitapta bir hayli fazla. Son olarak işin birde üzücü kısmı ise seksen sene önce yapılan propaganda konuşmalarının 21. yüzyılda ülkemizde kulağımıza çok tanıdık gelmesi.
kamera
Büyük Yalanlar
kamera
Joseph Goebbels
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.8/10 · 232 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
480 syf.
·
10/10 puan
zeplin kitapdan çıkan ve duygu bolut'un derleyip çevirisini yaptığı mükemmel bir goebbels derlemesi. bu yazıyı biraz da kendi hafızamı canlı tutmak adına buraya not bırakma düşüncesiyle yazmak istedim. kitabı okurken goebbels'in propaganda yöntemlerinden ziyade nasyonal sosyalizm'in kuruluş ve gelişim aşamalarını, ayrıca nasyonel sosyalizm'in diğer ideolojiler ile bakış açısındaki farklılıkların neler olduğunu anlayabilme fırsatı yakalıyorsunuz. şimdi kitaptan bazı alıntılarla goebbels kimdir ve nasyonel sosyalizm'in derdi nedir sorusunu önyargısız bir şekilde cevaplamaya çalışalım. -"evet , partimizi işçi partisi olarak tanımlıyoruz! bu, ilk adım ve daha ilk adımımızı atmamızla aslında burjuva sınıfından uzaklaşmış oluyoruz. kendimizi işçi partisi olarak tanımlıyoruz çünkü özgür bir işçi sınıfının hayalini kuruyoruz, çünkü iş gücü bizim için tarihi değiştirecek kadar güçlü bir unsur ve son olarak vatandaşımızın bilek gücü, bizim için mal varlığından, eğitimden, sınıflardan ve köklü ailelerin geçmişinden çok daha önemli. " goebbels felsefe ve filoloji dallarında akademik eğitim görmüş bir karakterdir. dile ne kadar hakimseniz felsefe konusunda o denli kapsamlı düşünebilirsiniz. yukarıda alıntıladığım işçi partisi nutuğu öyle basit bir nutuk değil. bu nutuk ileride marrksist ideolojiye vuracağı tokatın sadece girizgahı. kabaca bakıldığında farkı görmeniz çok güç ama ileride marksizm ile olan derdini güzelce açıklayacak. -"alman işçi sınıfı altmış yıl boyunca sosyalizm için değil marksizm için mücadele etti....marksizm özünde, gerçek sosyalizmin tam karşıtı bir harekettir." bu konuya ileride güzel bir dönüş yapacağız. gelelim antisemitizm konusuna.... tabi dönem ruhunu bilmeden direkt yahudiler hakkında söylenenlere bakarsak pis ırkçılar der geçeriz. yahudiler ile ilgili görüşleri hiç insani değildir ama bu aslında günümüz için böyledir. kronolojik olarak bakarsanız özellikle1800'lerin yarısından sonra avrupa'da `özellikle sol ideolojinin körüklediği bir yahudi karşıtlığı` avrupayı alev alev yakmaktaydı. malumunuz yahudiler oldu olası sermayenin başındadır ve sermaye karşıtı solcular yahudileri her zaman sinek olarak görmüştür. italya, ispanya, fransa gibi ülkeler almanya'yı yahudi karşıtlığında geri kalıyor diye sık sık eleştirmekteydi. bu konuyla ilgili nietzsche hayatına bakmanızı öneririm. ki nietzsche de yahudi karşıtı değildir ve hatta yahudiler tarafından finanse edilmiştir. bu da tarihin trajikomik bir olayıdır. muhabir goebbels'e sorar yahudiler de insan sonuçta? -"hakkınız var, evet, yahudiler de insan ve hiçbirimizin bundan şüphesi yok. gelgelelim sinek de bir hayvan ama ortamdaki varlığı kimseyi memnun etmiyor" bu söylemin elbet savunulur bir tarafı yok. ancak yine üstüne basa basa diyorum o dönem avrupası'ndaki yahudilere diğer ülkelerin yaptığı ayrımcılığı bir araştırın. aynı lokantada yemek bile yenmiyordu yahudiler kokuyor diyerek. kısacası burada ihale bunlara kalmıştır. yahudi karşıtlığında nazilere değil avrupa'ya denecek tek şey şudur : ulan o gün hepiniz oradaydınız be. ihaleyi golü yiyene yıkıp temize çıkmak kimseyi masum yapmıyor. mesela yeri gelmişken söyleyeyim yahudi düşmanlığı gibi öjeni de nazilere yıkılmıştır. yoksa öjeni ingiltere'de doğup amerika'da dal budak salmış ve sapıkça deneylerle desteklenmiş bir akımdı. fakat her kötü şeyin nazilere itelendiği gibi bu da nazilere itelenmiştir. haydi konuyu dağıtmadan devam edelim. kitapta en dikkat çeken nokta marksizmi eleştirdiği noktalar. bence ahlaki anlamda üstünde durulması gereken de aşağıdaki sözleri. "bu genç sınıf artık hak ettiği yeri söke söke almaya geliyor. ona proletarya demeyeceğiz . zira bu terim, yahudi safsatalarından biriydi ve alman işçi sınıfını aşağılamak istediklerinde bu terimi kullanırlardı. bizimki bir tür işçi komünü, işçilerden oluşan bu komünde de almanya'nın geleceği için çalışan mavi ve beyaz yakalı işçiler var." burada proletarya kelimesine neden takıldığını iyi anlamanız gerekiyor. başta da dediğim gibi adam filolog ve şeytanın böyle ayrıntılarda saklı olduğunu hepimizden iyi biliyor. burada işçi sınıfına proletarya denerek daha en başından marx bir sınıf oluşturmuş ve bu sınıf o dönem almanyasında bir grubu hor görmek, aşağılamak veya küçümsemek için kullanılırdı. nasyonel sosyalistler ise yola bu kelimeyle çıkılmasının psikolojik alt yapısında üstenciliğin olduğunu veya yahudi zihniyetinin varlığının tezahürü olarak yorumlar. kendileri proletarya kelimesini asla kullanmayıp işçi komünü demekle yetinip kast sistemine kast sistemiyle karşı çıkılamayacağını ve emeğin yaka rengi olmadığını vurgulayarak marksistlerin ağzını doldurarak proletarya proletarya diye gezmesinin işçi sınıfına atılmış en büyük kazık olduğunu anlatmaya çalışıyor. -"doğa birlik değil çeşitlilik arz ediyor." bu çeşitlilik konusuna döneceğiz. -"demokratlar artık demokrasiye inanmıyorlar..... parlamento için yaşamak istiyorlar ancak onun için ölmeye hazır değiller." -"barışsever olmak barış getirmiyor". -"gelecek ya bizim olacak ya da ortada hiçbir gelecek olmayacak" -"liberallik ölmeye yüz tuttu. yaşasın sosyalizm!" -"propagandanın standardının yüksek olması bir fark yaratmaz. zira asıl mesela propagandanın hedeflediği şeye ulaşıp ulaşmadığıdır. berlin'e geldiğimde ilk hedefim bu şehrin bizi bir şekilde fark etmesini sağlamaktı. bizi tanıdıkları sürece bizden nefret etmelerinin ya da bizi çok sevmelerinin bir önemi yoktu." -"akıllı olanla aptalı üretken olanla tembeli aynı kefeye koyan sahte bir demokrasinin ilelebet karşısında olacağız." -"kasım marksistleri, biz sosyalizmi getirmeyi başaramadık ama hiç değilse bunu başarmayı istedik diyor. bu oldukça mantıksız bir savunma, bu durum bizi ancak herhangi bir insanın keman çalmayı istemesi kadar ilgilendirir. eğer istiyorlarsa bunu yapmalıydılar." -"peşinizde kitleler yok ise, diktatörlük kötü bir şakadan ibarettir." -"erkeklerin efemine edilmesinin sonucu her daim kadının da erkeksi hale gelmesi olacaktır." -"hiçbir şeyin kemikleşen seçmenleri korkutmaya yetmeyeceğini herkes gördü. bu yüzden nasyonal sosyalist hareketi içeriden çökertmeye çalışmak dışında bir seçenek yoktu." -"tanrı bizi nasyonal sosyalizmi, almanya'dan fransa,ingiltere yahut amerika'ya ihraç etmek durumunda kalkmaktan korusun!" -"bizler eylemlerimizi kendimizi üstün gördüğümüzden yapmıyoruz. hayatta kalmak için buna mecbur olduğumuzdan yapıyoruz. -"şuna eminim ki elli yıl içinde ülke kavramı da tamamen değişecek. ... insanlar sınır olarak yalnızca kıtaları baz alacak"* -"avrupalı insanları birbirinden ayırıp onları birbirinden uzaklaştıran bariyerleri yıkmak niyetindeyiz. insanlığı uzun süredir asla tatmin etmeyen devlet düzenine bir son vermek istiyoruz." -"akıllıca yalanlar söylemenin ve aldatıcı manevralar yapmanın da işe yaradığı doğrudur. yine de uzun vadede bir propaganda ancak gerçeğin silahını kullanırsa başarıya erişebilir." bu noktada amerika ve ingiltere'nin yaptığı sayısız kara propaganda hiç konuşulmazken bu iki devletin yanında neredeyse devede kulak kalan alman kara propagandası tüm savaşın kara keçisi olmuştur. -"plutokratlar, sosyalizmi büyük bir finansal diktatörlük kurmak için kullandılar" -"bolşeviklerin amacı, savaşın başından beri zafer kazanmalarının kolay ve kaçınılmaz olacağı bir anda savaşa girmekti....şeytani oyunları ortaya çıktığında birbirlerine arfka çıkmaları da bundandır." -"işlerin çok iyi gitmediğini itiraf eder ama geçmişte çok daha kötü olduğunu söylerler. bu şekilde halkın unutkanlığından yararlanırlar." -"yahudi plutokratların dünyaya, hayata ve tarihe bakışlarının en karakteristik özelliği, her bir değeri adım adım ve kaçınılmaz olarak negatif yönde değiştirmektir... çok çocuklu bir baba alay konusu olurken eşcinsel bir çocuk kuzey avrupalı erkeklerin rol modeline dönüşür." bu bağlamda goebbels yahudi sosyalizmini olarak değerlendirilebilecek bir kapı aralar. sosyalizmin en büyük düşmanını bolşevikler olarak görür. sosyalizmin yahudiler için bayrak, millet, kültür vb değerlerinin içini boşaltarak kimliksiz toplumlar yaratmaya çalıştığını ifade eder. nitekim iskender de ele geçirdiği topraklarda halkı bu şekilde asimile eder. bu oldukça eski bir yöntemdir. günümüzde de bunun rafa kaldırıldığı söylenemez. sadece sosyalizm aracı bir kenara bırakıldı ve globalizm ile buna devam edildi. aslında şu an pek ifade edilmese de o dönem devletlerin en kilit noktalarında sadece yahudiler vardı. mesela almanya'nın bakanlarından polis şefine kadar yahudilerden oluşmaktaydı. yahudi düşmanlığı konusu biraz da buradan patlamaktadır. ama bu konu çok uzayacağı için kesiyorum. -"ingiliz ve amerikan gazetelerinde yer alan, bolşevizm'i yalnızca masum bir burjuva ideoloji olarak tanıttıkları yazıları okurken ne kadar mutlu olduklarını hayal etmek zor değil." evet o dönemlerde stalin avrupa'nın parlak çocuğu olmuştu. düşmanımın düşmanı dostumdur mantığı ile stalin cilalanmıştır. ukrayna'da yapılan insanlık dışı katliamlar ise görmezden gelinmiştir. "yüzlerce insanımızın düşmanın barbarca hava saldırılarında katledilmesini haklı çıkaran uluslararası yasalar tam olarak nerede?" evet almanlar yahudilere ve bir çok azınlığa akıl almaz eziyetler yapmıştır. ancak konu istatistik tutmaksa eğer sivil ölümler konusunda alman ve japon halkının yaşadığı sivil yaşam alanlarına yapılan bombardımanlar tarihte eşi benzeri olmayan terör olarak adlandırılabilecek şeylerdi. burada tek fark birisi sistematik bir kıyım yaparken diğeri ne var ne yok silip süpürmüştür. ancak savaşı kazananların tarihi yazma hakkı her zaman vardır ve olacaktır. genel anlamda kitapta daha altı çizilecek çok husus var. o dönem ruhunu biraz olsun başka bir sesten duymak adına kesinlikle tavsiye edebileceğim bir çalışma olmuş.
kamera
Büyük Yalanlar
kamera
Joseph Goebbels
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.8/10 · 232 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
480 syf.
·
6 günde
·
Puan vermedi
Bir arkadaşım bu kitabı okumaya başladığımda 'bakalım sinirlerin ne kadar sağlam' demişti. Haklıymış. Ama Goebbels'in söylediklerine ya da konuşmalarından ötürü değildi sinirim bu kitabı okurken: Bu konuşmaların aynılarını hergün televizyonda izliyor, dinliyor oluşuma sinirlendim. Alıntı falanda yapmaya gerek yok atv'yi açın haberleri izleyin.
kamera
Büyük Yalanlar
kamera
Joseph Goebbels
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.8/10 · 232 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;