Judith Bossert

Judith Bossert

Yazar
7.3/10
23 Kişi
·
71
Okunma
·
2
Beğeni
·
357
Gösterim
Adı:
Judith Bossert
Unvan:
Yazar
Soluk alır, ayağımızı yere basarız. Zihin yatışır. Artık geçmişe kaymaz, geleceğe doğru bir gezintiye çıkmaz. An’ı kaçırmaz, yargılamaz. Bu da zihni sakinleştirmektir.
"İyi bir planlama, bulunulan an'dan yola çıkar. İlk adım atılır, düşüncede yirmi adım ileri sıçramaksızın ikincisi planlanır ve o da atılır."
Bir Vinaya öğretmeni Zen ustasına sormuş; "Gündelik yaşamında Zen'i nasıl uygularsın?" Yanıtlamış usta; "Acıktığımda yerim. Doyduğumda çanağımı yıkarım. Yorgunsam uyurum."

Öğretmen, "Bunu herkes yapar", diye karşılık vermiş; "herkes senin gibi Zen mi uyguluyor o zaman?" "Hayır, aynı biçimde değil," demiş usta. "Neden aynı biçimde değil?" diye sormuş öğretmen. Usta gülümsemiş, "Başkaları acıktığında yemek yemez. Zihinleri bitmek tükenmek bilmeyen düşüncelerle doludur. Onun için, aynı biçimde değil, diyorum."
Judith Bossert
Sayfa 16 - Okyanus Yayınları
Üstümüzde taşıdığımız yükü zamanla öylesine kanıksadık ki, ego’muz sakin oturuş süresince
yara izlerini görüp iyileştirmeye çalışmamıza olasılıkla şiddetle karşı çıkacaktır. Bu sürecin
gözlemlenmesi bizi başlangıçta büyüleyebilir ama yine de bedensel ve ruhsal gerçek acılar
hissetmeye hazırlıklı olmalıyız. Bu durumda tüm "suçu’’ dışımızda arayıp Zen gibi bir şeyle bir daha
uğraşmayı istememe eğilimi belirebilir.
Bu da bir olasılıktır, ama bunu seçersek, yazık etmiş oluruz. Çünkü aslında o yola koyulduk bile.
Çalışmaktan şimdi cayarsak, herhangi başka bir zaman bizi yaşamımızın vahşi ormanından çıkaracak yeni bir
kapı, yeni bir açılım bulmamız gerekecektir. Çünkü bizi Zen’e başlamaya itmiş olan içimizdeki ses
artık bir daha susmayacaktır.
Bankei çok ünlü bir Japon Zen ustasıymış. Günün birinde, Samuray olmuş bir Zen öğrencisi gelip yakınmış ona;
"Efendim, iç dünyam öylesine denetimsiz ki. Zihnimi nasıl sakinleştirebilirim?"
"Çok tuhaf birşeyin varmış”, diye yanıtlamış Bankei, "göster bana yatışmak bilmez zihnini. Denetimsiz özünü getir bana. Çok ciddi bir sorunun var! Olağandışı birşey!”
"Bunu size şimdi gösteremem” demiş Samuray.
"Peki şimdi gösteremezsen ne zaman gösterebilirsin?” diye yeniden sormuş Bankei.
"Bilmiyorum. Hiç beklemediğim zamanlarda öyle oluyor”, diye yanıtlamış Samuray.
"O halde bu senin kendi gerçek doğan değil”, sonucuna varmış Bankei, "eğer olsaydı, huzursuz, denetimsiz zihnini bana her an gösterebilirdin. Ama bu böylece senin gerçek doğan olamaz. Doğduğunda ona sahip değildin, onu sana veren anan baban da değil. Git ve bunun üzerine düşün”
Denir ki, Gerçeğe ulaştıran onbin kapı vardır, ama sonuç olarak aslında hiçbir kapı olmadığını görmek için tek bir kapıdan süzülmemiz gerekir.
Judith Bossert
Sayfa 25 - Okyanus Yayınları
"Zen’le karşılaştığımda öğretmenlerim bana aradığımı ancak benim bulabileceğimi anlattılar. Onu geleneksel kurallar, dışardan dayatılan değerler içinde değil, ancak yoğun bir iç gözlemle ve gördüğüm, işittiğim, dokunduğum, kokladığım, ama hepsinden önce ruhumda oluşan herşeyi dingin bir biçimde kabul ederek bulabilirdim."
Bir Vinaya öğretmeni Zen ustasına sormuş; "Gündelik yaşamında Zen’i nasıl uygularsın?”
Yanıtlamış usta; "Acıktığımda yerim. Doyduğumda çanağımı yıkarım. Yorgunsam uyurum.”
Öğretmen, "Bunu herkes yapar”, diye karşılık vermiş; "herkes senin gibi Zen mi uyguluyor o
zaman?” "Hayır, aynı biçimde değil”, demiş usta. "Neden aynı biçimde değil?” diye sormuş
öğretmen. Usta gülümsemiş, "Başkaları acıktığında yemek yemez. Zihinleri bitmek tükenmek
bilmeyen düşüncelerle doludur. Onun için, aynı biçimde değil, diyorum."
Zihin sakinse yoğunlaşmış bir şekilde hareket ederiz. O anda ne yapıyorsak yalnızca onu yaparız.
Bu sırada hızlı, tedirgin, yavaş, sessiz ya da soluyarak mı nefes almakta olduğumuzun önemi yoktur.
Önemli olan, bunun farkına varmamız ve yargılamamamızdır. Hareketle bir oluruz. Bilinçli hissetme
sanatı, örneğin şundan başka birşey düşünmemektir: bulaşık fırçasını beyaz bir fincanda gezdiriyorum, kir çözülüyor, fincanın bir yanında zarar görmüş bir yer var ve su ellerime çok sıcak
geliyor. Bu işleri çoğu zaman çok sıkıcı buluruz.
Sabah olanları, bundan sonra yapacağımızı, çıkmak
istediğimiz gezintiyi düşünmeyi yeğleriz. Bulaşığı kurulamamıza yardım eden eşimizle bunları
konuşuruz. Ağızlarımız konuşur da konuşur, ellerimizse bambaşka birşeyle meşguldür: robotlar gibi
bulaşık yıkar ve kurularlar. Suyun çok sıcak olduğunu, fırçanın fincan üzerinde gezindiğini,
porselenin beyaz rengini, fincanın hasar görmüş bir yanı olduğunu algılamak yerine haftasonu için
planlar yapar, iş yerimizdeki sorunlardan sözederiz. Ama sorunlar geçmişe aittir. Anlattığımız, şu
anda olan değil, zihnimizde yinelediğimiz, canlandırdığımızdır. Zihnimiz tedirgin olur. Bölünmüş
bir şekilde hareket eder, yaptığımıza yoğunlaşmayız. Farkındalık gevşer ve fincan elimizden yere kayar.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Zen okumaktan ziyade yaşanan bir olgudur.
Dilimizde az sayıda çeviri kitapla ne olduğunu anlamaya çalıştığım bir öğreti.
Kitabın çevirisi güzel, sıkmıyor, kavramlar anlaşılıyor.
Zaten de anlatıcı da batılı olduğu için biraz daha basitleştirerek kavramları bizim anlayacağımız şekle getirmiş.
Bu esnada anlam kayması oluyor mu? Bilemiyorum.
Zen pratiği hakkında temel bilgileri veren hızlı okunabilecek bir kitap.
96 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10 puan
"Zen" bakış açısını merak edenlerin, önemseyenlerin seveceğini düşünüyorum. İnsanın iç dünyasına, kendine, ruhuna dönüşünü, bütünü kucaklamasının önemini oldukça akıcı şekilde anlatıyor.
Kitapta ayrıca örnekli olarak meditasyonla ilgili tavsiyeler var. "An'da Kalabilmek", kişinin kendini buluş serüveni, bir bütünün parçaları olduğumuzu hatırlatıyor bizlere...
Kitabı bitirdikten sonra yeniden düşündüm; kendimizi yaşayabiliyor muyuz acaba? Kendimizi ne kadar fark ediyoruz? Ne kadar kendi hayatımızın içindeyiz?
"Ben" olarak mı varız, yoksa başkalarının yarattığı "O" olarak mı?
96 syf.
·Puan vermedi
yolun henüz başında ve aslında tam da içinde olan herkes için açık, anlaşılır, sade bir dille; anlatmaktan çok yaşatmayı hedeflemiş ve hiç farkında olmadan aslında bazı pratiklerin içine okuyucuyu aktif bir özne olarak çekmeyi başarmış, kısacık olmasına rağmen pek çok bilgiyle donatılmış tertemiz bir çalışma. Zen sanatlarından oturma pozisyonlarına, Ustalardan hiçliğe, aklınıza gelebilecek tüm sorulara verecek bir yanıtı var kitabın. gerisi o ve ona yönelen arasındaki iş birliğine kalıyor. günleriniz dünle aynı monotonlukta ve içinden nasıl çıkacağınızı bilmiyorsanız, stres artık yiyecek tırnak bırakmadıysa, dinginlikten uzak, karmaşa içindeyseniz Zen size yardımcı olacaktır. bu yüzden bir roman, bir araştırma yazısı gibi okunmamalı bu eser, içinizi açmak için alın elinize.
96 syf.
·10/10 puan
Zen ve zenin basitliğini anlatan oldukça keyifli bir kitap. Düşüncelerinizle hayatı çok karmaşıklaştırdığınızı düşündüğünüz anlarda ilaç gibi gelecek bir kitap. Her şeyi özetleyen mottosu ; otururken otur, yürürken yürü, çalışırken çalış.
96 syf.
·4 günde·Puan vermedi
GÜNDELİK YAŞAMDA ZEN- ADELHEİD MEUTES&JUDITH BOSSEERT
Bu kitapta Japon kültürünün yogası tadında bilgiler var, anda kalmayı hedef ediniyor. Bazı ritülleri var
Yürüyüş meditasyonu, sadece yürümek hiçbir şey düşünmeden
Çay töreni,bir evde toplanıyor insanlar, zen öğreticileri ayakkabılarını çıkarıp eve geçerler ve de çaylarını alırlar çay içerken duvardaki nilüfer tablosuna bakarlar sadece çay içmek için orada olurlar ne birinin eltisini, görümcesini çekiştirmek ne de biz bunları söyledik ama arkasından konuşmak gibi olmasın diyorlar.
Sutra okuma, om mani padme hum
Ve bunun gibi birçok alışkanlık ve hala bu ritüllerin Japonya 'da devam ettiğini de söyleyeyim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Judith Bossert
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 71 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 21 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.