Lale Baydal

Lale Baydal

Çevirmen
4.9/10
48 Kişi
·
144
Okunma
·
0
Beğeni
·
39
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
360 syf.
·5/10
Ya ben bu seriden çok umutluydum niye böyle oldu anlamadım. Tam dedim evet galiba güzel bir bdsm hikayesi buldum ama olmadı. Konu çok hızlı gelişti karakterleri bile anlayamadan hop her şey olup bitti ve hemencecik aşık olmaları falan da gerçekçi değildi. Yaniii serinin ilk kitabı benim için sınıfta kaldı bakalım devamında toparlayabilecek mi?

Abby kütüphanede çalışan son derece monoton hayata sahip bir kadındır. Cinsel açıdan yaşadığı doyumsuzluk onun içinde bir fantezi şekillenmesine neden olur. İlgisini çeken şey ise itaat etmektir. Fakat istediği şey öyle sıradan bir efendi değildir. Zengin bir CEO olan ve Abby'nin gizliden gizliye aşık olduğu Nathaniel West'dir. Nathaniel kendine bir itaatkar aradığında Abby tüm tecrübesizliği ve korkularıyla adamla görüşmeye gider. Şaşırtıcı bir şekilde Nathaniel Abby'i kabul eder ve ilk haftasonlarını geçirirler. Abby onun tüm haftasonu boyunca zevklerini karşılarken Nathaniel'ın sert tavırları hem hoşuna gider hem de daha fazlasını arzu ettiğini fark ederek bundan nefret eder. Aralarındaki perde kalkmaya başladığında duygular da açığa çıkmaya başlar.

"Nadir kitaplar koleksiyonunda masa var mı?"
Masa mı? "Evet."
"Sağlam mı?"
"Evet, sanırım."
"Güzel." Merdivenlerde beni takip etti. "Önümde kitaplardan daha fazla şey açmayı planlıyorum."
360 syf.
Elli Ton serisini andıran bir kitap. Nedense tam olmamış gibi hissettim. Okuyacaklara tavsiyem zaman geçirmek için okuyabilirsiniz ama fazla bir beklentiniz olmasın. :)
360 syf.
Açıkçası kitaba başlarken ön yargılıydım. Çünkü birçok kişi grinin el tonuna benzediğinden bahsetmiş. Ama bence birkaç şey dışında pek benzerlik yoktu. Ki BDSM konulu kitapların çoğu aynı temele dayanır: baş karakterin küçükken yaşadığı travma sonucu BDSMe yönelimi ve onun bu durumu atlatmasına yardımcı olan bir kadın. O yüzden bu tarz kitaplarla ortak noktaları olması normal diye düşünüyorum.

Kitap gayet güzeldi. Öyle ki başka bir kitap okuma planım varken kendimi bu kitaba başlayıp bitirirken buldum. Çok fazla +18 sahne var. Eğer benim gibi bu sahneleri pek takmadan kitaptaki duygulara odaklanan biriyseniz, okurken pek rahatsızlık duymazsınız.

Abby ve Nathaniel ilişkisine gelecek olursak; ilk başta aralarındaki aşkın çabuk ilerlediğini düşündüm. Özellikle Nathaniel tarafından düşününce. Ama kitabın sonlarına doğru anladım neden bu kadar çabuk ilerlediğini. O yüzden hiçbir duygu yok, ne çabuk aşık oldular diye düşünmeyin. Sonlara doğru anlayacaksınız neden olduğunu.

Uzun lafın kısası okuma gibi bir düşünceniz varsa ön yargıları bir kenara bırakıp kitaba bir şans verin.
488 syf.
Serinin bu kitabında Nathaniel’ın zihnine girip ilk kitapta yaşanan olayları onun ağzından okuyarak onun zihinsel çekişmelerine, duygusal gel gitlerine şahit oluyoruz.

İlk kitapta benim için havada kalan bazı şeyler bu kitapta açıklığa kavuştu. Eğer seriye devam kararı aldıysanız bu kitabı da mutlaka okuyun.
488 syf.
·5/10
Oysa ben bu seriye ne umutlarla başlamıştım. Neden böyle oldu? Bir kere zaten ilk kitap çok iyi değilken bir insan yarıda kestiği hikayenin ikinci kitabını neden aynı olayları erkek karakterin ağzından anlatarak yazar? Tamam hadi seri yapacaksın illa bari devamını yazsaydın hikayenin ya da ara ara erkek karakter geçmişe dönseydi. Gerçekten zorla okudum hatta bu ayın okuma modunu düşüren kitap oldu kendisi üçüncü kitabı elimde olduğu için seri bitsin diye okuyacağım eğer çok zamanınız yoksa başlamayın serilerinden bir diğeri.

Çapkın milyarder Nathaniel özel hayatında bir dominanttır. Yeni itaatkarını aradığı sırada başvuruların arasında bir isim dikkatini çeker Abigail King... Yıllar önce bir kütüphanede görüp etkilendiği bu kadını yıllar içinde uzaktan izlemekle yetinen Nathaniel şimdi onun itaatkar olmak istediğini görerek şaşkınlığa uğrar üstelik Abigail daha önce böyle bir ilişki deneyimlememiştir. Bunu yapmaması gerektiğini bile bile genç kadınla bir haftasonu geçirir. İlişkilerini hakim itaatkar olarak sınırlamanın duygulara engel olacağını düşünse de oldukça yanılmaktadır.

"Senin gibi birisinin mutfağında etiketsiz konservelerin ne işi olduğunu düşünüyorum?"
"Küçük olan İtalyan biberi." Tezgaha yaklaştım. "Büyük olan da bana etiketsiz konserve kutuları hakkında kafa tutan son itaatkarımın kalıntıları var."
360 syf.
·1 günde·1/10
Oy anam oy! Nereden başlasam acaba?

Başımıza bir Elli Ton Serisi geldi, sonra erotik kitapların çoğunda bu seriden mutlaka bir benzerlik bulundu. Sanırım Elli Ton'a en fazla benzeyen seri Tara Sue Me'nin "The Submissive" yani bizdeki adıyla İtaatkar Serisi.

Ben kitabı almadım, bir siteden orijinal dilinden okudum, daha doğrusu okumaya çalıştım. Şöyle ki dil anlaşılmayacak bir dil değil. basit bir İngilizce ile yazılmış. Zamanında bu kitabın çevrildiğini öğrendiğimde "İnşallah This Man 2 faciası yaşamayacağım." Sözümü geri alıyorum. This Man hiç olmazsa 2. ve 3. kitaplarıyla beni fazlasıyla şaşırtan bir seri olmuştu.

Bu mu? Çok affedersiniz ama bunu okuyacağınıza internetten herhangi bir seks hikayesi okuyun daha iyi. Kitap sadece bir durum üzerinde duruyor: Her sayfada bulunan ve aşırı saçma olan +18 sahneler.

Kitap işleniş olarak Christina Lauren'in Harika Piç kitabına benziyor. Her 2 kitapta da daha ilk sayfalarda başlıyor +18 sahneler. Karakterlerin tek derdi "Acaba sonraki sevişme ne zaman gerçekleşecek?" Bir de Christina bu kitaba bayılmış. Hiç şaşırmadım.

Kitapta konu diye bir şey yok. Yazar "Sadece cinsel sahne yazayım, millet nasıl olsa okur" diye yazmış bunu. Karakterler deseniz kişilik yok bunlarda. Abby, sadece hayallerimin erkeği beni arzulasın, ben yapacağı her şeye razıyım (ki adamın her isteğini yerine getirdi) , yataktan hiç çıkmayalım kafasında biri. Nathaniel ise bir itaatkar bulayım, canım ne isterse ona uygulayım mottosunda yaşıyor. Ayrıca bu karakter fazla duygusuz. Buradaki duygusuz acımasız anlamında değil, gerçek anlamında. Abby'e sürekli emir yağdırdı durdu. Mesela, yemeğini ye, şu saatte benimle buluş, hemen odama çık... Sadece emrediyor. Onun dışında kızla bir kez olsun sohbet etmedi.

Kitapta yan karakterler olmasına rağmen sadece bir görünüp kayboluyorlar. Kitap sürekli Abby-Nathaniel ve onların +18 sahnelerine odaklanmış.

Ben kesinlikle tavsiye etmiyorum. Ama ille okuyacağım derseniz ben 2. kitabı okuyun derim. Aynı olaylar erkek bakış açısından anlatılıyor. Belki ilk kitaptaki saçmalıkları açıklar ama benim için seri bitti.

http://belleninkutuphanesi.blogspot.com.tr/.../itaatkar-yorum.html
392 syf.
·1 günde·4/10
Bir daha bunu kendime yapmıycam. Eğer bir kitabı beğenmediysem devam etmek için zorlamayacağım. Çok pişmanım. Bir haftada zorla okudum. Eleştiri yapacak ilk kitaptan itibaren bir sürü nokta var bu kitapta tek bir şeyi eleştirirsem o da tamamen erotik sahnelere odaklı olması. Porno dergisinden halliceydi. Hiçbir olay aksiyon duygu olmadan sadece iki karakterin sevişmesini okudum. Mutlu değilim.

Abby haftasonları kusursuz bir itaatkar olmaya kararlıyken haftaiçi de Nathaniel ile olan ilişkisini normal çiftler gibi sürdürür. Fakat Abby Nathaniel'e yetmeyeceğinden korkmaktadır. İlişkileri aşk, tutku ve seks ile harmanlanıp sınanırken tek yapmaları gereken dürüst olmaktır.

"Seni sabahları saçların darmadağın olmuş, sabah kahveni içene kadar huysuz halinle istiyorum. Akşam yemeğinde gün içinde neler yaptığını bana anlatabilesin diye yanımda olmanı istiyorum. Ve bana bir nefes kadar yakın olduğunu bilerek uykuya dalmaktan daha çok sevdiğim bir şey olmadığı için geceleri seni yanımda istiyorum."
360 syf.
·1 günde·6/10
Selam bugün ki kitap itaatkar
Nasıldı derseniz bilemedim yani bilmiyorum ahahah nasıl desem kopya demek istemiyorum çünkü yazara haksızlık etmek istemiyorum ama grinin bir alt versiyonuydu.
Tek söylenmesi gereken bu heralde benzer ama aynı değil olamaz
360 syf.
·2 günde·5/10
Ben bir yazar olsaydım kitabımda geçen diyalogları veya kurgusunu A dan Z ye başka hiç bir kitapta bulunmayacak cümleler ile döşerdim.
Kitapta ki bir cümle Elli Ton dan kopyalanıp yapıştırılmış. Özgün herhangi bir şeyi yok. Farklılık sadece Abigail'in itaatkar olarak başvuru yapması. Onun dışında her şey hemen hemen aynı.
Okuyan her Türk Amerika'da ki CEO'ların dominant olduğunu sanacak. Bilinç altımızla oynuyorlar, kanmayın :D

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 144 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 50 okur okuyacak.