M. Boran Evren

M. Boran Evren

Çevirmen
8.5/10
42 Kişi
·
67
Okunma
·
0
Beğeni
·
2
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
432 syf.
·5 günde·8/10
Kitabın ismi beni çekmişti, bir yorumda da oldukça farklı bir kitap olduğunu okuyunca merak edip listeme eklemiştim. Kitap okuduğum bir çok kitaptan farklı gerçekten de. Fantastik ögelerle donatılmış olsa da kitabı okurken fantastik bir şeyler okuyor gibi hissetmiyorsunuz, kitabın tarzı, büyü olmayan büyü sistemi ve özgün karakterleri bir araya gelince ortaya okuması çok zevkli bir eser çıkmış. Tüm bunların yanında yazar olay örgüsünü de gayet başarılı bir şekilde kurgulamış ve sizi yer yer şaşırtmayı da ihmal etmiyor. İçeriğiyle, diliyle ve karakterleriyle oldukça hoş ve başarılı bir kitap olmuş, yazarın tarzını sevdim, böyle farklı şeyler okumak insana iyi geliyor. Mükemmel bir kitap olmasa da, sizi kendine aşık etmese de farklı lezzetler arayanlar için oldukça iyi bir tercih olacaktır.
432 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Günümüzde o kadar çok yeni yazar çıkıyor ki, hepsinden haberinizin olmasını bırakın, takip ettiğiniz yazarların bile yeni çalışmalarını kaçırabiliyorsunuz. Böylee, piyasaya sürülen yeni cevherleri gözden kaçırmak gayet kolay olabiliyor. "Kül Dağı'ndaki Kütüphane"yi eminim ki çoğunuz kaçırdınız, belki daha yeni duydunuz adını. Scott Hawkins adına da bir o kadar yabancısınız. Tanıştırayım, çıkış romanı yazma gibi zorlu bir işin altından gayet güzel kalkabilmiş bir insan kendisi. Yaratıcılık Tanrı tarafından verildi derler, verilen bu yaratıcılığı kullanıp bir daha bir Tanrı yaratmak ise her yaratıcılığa sahip kişi tarafından başarılmış bir şey değildir.

İnsanlar akıllarına gelen fikirleri köreltmekte usta yaratıklardır. Gerekçe de basit "Biri zaten yapmıştır bunu?" Nereden biliyoruz? Araştırdık mı? Hayır, çok zahmeti. Eğer yapıldıysa, ilham alma ile yola çıkıp daha iyisini yapmayı, fikri geliştirmeyi düşündük mü? Ohoo, o ilk dediğini yapmayan bunu nasıl yapsın kardeşim? Haklısınız. Haklı olduğunuz burada bir hata olduğu gerçeğini değiştirmiyor ama. Tarih boyunca tanrı yaratıldı, tanrılar yaratıldı. Bambaşka senaryolar üzerinden yaradılışlar, kıyametler yazıldı. Scott Hawkins'in de yaptığı bundan pek de farklı bir şey de değil aslında. Tek farkı, bunu 2000'li yıllarda yapmış olması. Demek ki ilk örnekleri binlerce yıl öncesine dayanan bir konu hakkında hala yaratıcı şeyler üretilebiliyormuş. Bu da bizlere şunu göstermeli; artık mazeret üretmeyi bırakıp yolumuza bakmalıyız.

"Kül Dağı'ndaki Kütüphane"den bahsederken az biraz garip bir kitap diyebilirim. Gerek diyalogları gerek karakterlerin yer yer göze farklı gelen davranışları olsun, biraz sıra dışı bir eser. Elbette şikayet etmiyorum, sıra dışı olmak ucubelik değil, yaratıcı olmaktır. Bu yaratıcılığın yalnızca kitabın konusuna değil, karakterlerin oluşturulmasında ve aralarında geçen diyaloglara da yansıması beni fazlasıyla tatmin etti.

Scott Hawkins, gerçekten zor olanı yapabilen insanlardan. Bunu da başarmasının en büyük nedeni, ilk adımı atmış olmasıdır. Nasıl ki, ilk romanı Kafes ile yoluna başlayıp peşinden getirdiği eserleri ile yaratıcılığını üst seviyelere taşımış olan Josh Malerman gibi, Hawkins'in kaleminin geleceği oldukça parlak bundan emin olabiliriz.
432 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Yılın ilk kitabı desem kandırmış olurum Aralığın başlarında başlayabildiğim ve sonu hiç gelmesin dediğim kitaplardan... Uzun zamandır fantastik kitap okumuyordum. Kitap kapağıyla beni kendine çeken , içeriğiyle merakımı dizginleyemediğim aylarca almak için uğraştığım ve en sonunda kalbimin sahibinin bana hediye olarak aldığı bu kitabı fantastik severlerin mutlaka okuması gerekir. Benim görüşüm kitabın tanıtımını değiştirmeleri gerekirdi çünkü insanların aklında çelişkiye maruz bırakabilir. Anlatım dilide o kadar zor ve ağır değildi lakin benim için tek sıkıntısı argo ve küfüre paragraflar da fazla yer vermesiydi. Scott Hawkins' i ayriyeten tebrik etmek lazım bu kadar kurguyu nasıl tasarlamış olabilir. Bu kadar orijinal konuyu artık yaratmak çok zor olmalı. Okurken kendinizi kaybedip farklı boyutlara geçebiliyorsunuz şahsen ben yolculuk yaparken bile sinemadaymış gibi hissediyordum. Kitabın konusuna girmeye de bence gerek yok merak eden arkadaşlara çok ayıp olur. İkinci kitabı çıkar mı bilmiyorum ama inşallah çıkar diyip iyi okumalar diliyorum :)
432 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10
Bugüne kadar harika bir sürü kitap okudum. Bir sürü efsane kurguyla tanıştım. Ama bu cok baska. Yemin ederim ki, bu bambaska. Tüylerim diken diken olurken ayni zamanda beni aglatan bi kitapm hele bi cumlede yaaa deyip dir kitaba sarıldım. Keske 100 kere okusam. Keske herbir cumlesi zihnimde asılı kalsa. Yazarin ilk kitabiymis. parmak uclarim titriyo yazar. Konusamiyorum. Dilim damagım kurudu sanki. Bu nasil ilk eserin olabilir. Sen bi efsanesin. Sen bir dahisin. Bu nasil bir kurgu. Zaman carkindan sonra okudugum en iyi kurgu. O kada beni bastan cikardi ki.
432 syf.
·Beğendi·10/10
Kül Dağı’ndaki Kütüphane Amerika’da geçen bir fantastik kurgu. Ana karakterimiz Carolyn, kendisi gibi ailesini kaybetmiş on bir arkadaşıyla birlikte Adam Black adındaki adam tarafından evlat edinilmiş ve evrenin tüm sırlarına sahip bir kütüphanede, onun usullerine göre yetiştirilmiştir.

Kütüphanede on iki farklı kategori vardır ve çocukların her biri, bir konu üzerinde ustalaşmıştır. Hikayemiz son altmış bin yıldır dünyayı yönetmekte olan Adam Black’in, çocukların tabiriyle ‘Baba’ nın, ansızın ortadan kaybolmasıyla başlar. Çocuklar (elbette artık birer yetişkindirler), bir yandan Baba’yı bulmak için yeteneklerini kullanırken, diğer yandan ona ne olmuş olabileceğini çözmeye çalışmaktadırlar. Baba’nın olası düşmanları, çocukların kendi aralarındaki çatışmalar ve gizem yüklü hikâyeyi okurken kendimi gerçekten tuhaf bir Amerikan filmi izliyormuşum gibi hissettim. Karakterlerin arasındaki diyaloglar, tasvirler, olayların gelişmesi, olay örgüsü tamamen ilgi çekiciydi. Bazı konulardan bahsedilmesine rağmen çok yüzeysel olarak geçilip gitmesi ya da olaya gerçekten dahil olmamaları bir eksiklik olarak yorumlanabilecek olsa da yazarın odaklanmayı seçtiği noktalar düşünülürse bunun bilinçli bir tercih olduğu söylenebilir.

Eğer Fantastik ya da gerçekten kendine has kurgular okumaktan hoşlanıyorsanız kesinlikle kütüphanenizin bir köşesinde görmek isteyeceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorum.
432 syf.
·Beğendi·10/10
David,Margaret,Peter ve Richard,Jakob,Emily, Jennifer ve Lisa,Michael,Alicia ve Rachel.Ve tabiki CAROLYN ve bu on iki çocuğu bir nevi yanına alarak onlara inanılmaz boyutlarda ve biçimlerde bilgi aktarımında bulunan BABA.
Kül Dağındaki Kütüphane her bir sayfasında inanılmaz aksiyonların yer aldığı ,yeniden yeniden dirilenlerin,kararan güneşlerin ve geçmişin geleceğin ve şimdinin iç içe geçtiği muazzam bir eser.
432 syf.
·Beğendi·9/10
Kül Dağı’ndaki Kütüphane Scott Hawkins’in ilk kitabı, fakat bir ilk kitaba göre oldukça özgün, dolu ve daha önce anlatılmamış bir içeriğe sahip. Oldukça sıradışı fantastik bir roman olarak tanımlamak mümkün. Evrenin sırlarını gizleyen bir kütüphane, bu kütüphanenin ve üçüncü çağın tek hakimi “baba” olarak adlandırılan bir bilge ve on iki farklı kategoride çalışan kütüphaneciler... Herkes kendi kategorisinden sorumlu, ancak kütüphanecilerden bazılarının hırslarına yenik düşmesi ve daha fazla güç elde etmek istemesi üzerine diğer kategorileri de öğrenmesiyle yeni bir çağ başlıyor. Oldukça karanlık bir çağ gibi gözükse de, umut hiç yok olmuyor. Başlarda kurgunun içine dahil olmakta oldukça zorlandım ve hikaye sıkıcı geldi diyebilirim, ancak ilerledikçe heyecanlı ve keyifli bir şekilde akmaya başladı. Fantastik sevenlere tavsiye edebileceğim bir roman!
432 syf.
·4 günde·10/10
Tanıtım Bülteninden:

Cehennemden kaçmanın tek gerçek yolu onu fethetmektir. Kayıp bir tanrı! Evrenin sırlarını gizleyen bir kütüphane! İnsanlığını yitirdiğini farkedemeyecek kadar meşgul bir kadın. Carolyn, evrene dair her türlü bilgiyi barındıran, Baba adında gizemli bir adamın mutlak yönetimindeki Kütüphaneyi mesken tutmuş, her biri farklı konulara hâkim on iki kütüphaneciden biridir. Kendisi tarafından evlat edinildikleri günden beri Baba’nın korumasında sorumlusu oldukları konuları öğrenen bu on iki kişi bir gün açıklanamayan bir şekilde Baba’nın ortadan kaybolması sonucunda ne yapacaklarını şaşırırlar. Son altmış bin yıldır dünyayı gizlice yöneten Baba’nın ölmüş olması ihtimali, güçlü rakipler arasında bir mücadeleye sebep olur. Kül Dağı’ndaki Kütüphane, tanrı olmayı öğrenen bir kadının yitirdiği insanlığını geri kazanması üzerine tuhaf, korkunç ama dokunaklı bir hikâyeyi anlatıyor…

***

Carolyn! Deli dolu kadın! Carolyn kim mi? İnsanın içini korkudan titreten genç bir kadın o! Mesleği kütüphanecilik. Ama o bildiğiniz türden kütüphanecilerden değil. Hem güzel, hem olağanüstü derecede akıllı, üstün yeteneklere sahip, disiplinli ve ayrıca dışarıdan başkaları için esmer güzeli hoş ve narin bir kadın gibi gözükse de tam bir cengâver ve bir dava insanı. Tek başına, kimselere güvenmeden, tüm sorumluluğu üstüne alarak giriştiği dudak uçuklatıcı projesinde, sevip saydığı biricik özel adam Steve olmadan planlarını acaba hayata geçirebilir miydi?

Bir kütüphane düşünün. Amerika’da bir yerlerde, kocaman da bir şey! Normal insanların bırakın içine girebilmesini, dışarıdan fiziksel olarak bile farkedemedikleri, gizemli bir kitap mabedi. Sadece kitap mı? Daha neler neler var içerisinde. Öncelikle bir Baba’sı var kütüphanenin. Kütüphanenin biricik yaşlı lideri, hem de ne yaşlı! On iki tane de çırağı var. Onları daha çok küçükken yanına almış. Hemen hepsi de yetimler. Her birinin –Baba’nın karar verdiği- kendine has katalogları var. Mesela Carolyn küçüklüğünden beridir bir dilbilim uzmanı olarak yetiştiriliyor. Dünya üzerindeki hemen tüm dilleri konuşup yazabiliyor, ayrıca başka yetenekleri de var, hem de çok özel yetenekler! David var mesela, bir aslan parçası, etten kemikten bir savaş makinesi, çıplak bir silah ve tam bir zırdeli o! Michael, hayvanların dostu, hemen tüm hayvan türleriyle yine onların kendi dillerinde konuşabiliyor. Ölüleri “Öte Taraftan” geri getiren kendisi de yarı ölü bir kız. Bir de, ölenleri hayata döndüren ya da ölümcül yara alanları iyileştiren sağlıkçı başka bir kız. On iki üstün yetenekli genç kadın ve erkek! Yıllarca, Baba’nın sultası altında kendi kataloglarını yine Baba’nın verdiği eğitimler sonucu öğrenmişler, ancak kendi kataloglarını diğerlerine anlatmaları yasak. Yasağı delenler, kendilerini bronz boğanın içinde kızartılırken buluyor. Doğru duydunuz, domuz pirzolası kıvamında pişirilip tekrar hayata döndürülüyorlar. Cezalar acımasız; ancak savaşlar da, gerçek dünya da çok acımasız. Baba’yı kimse sevmiyor, ondan çok da korkuyorlar; ancak yine de o bir önder, ona karşı besledikleri saygı uçsuz bucaksız…

Steve, Carolyn’in yüzünden bu ekibe sonradan eklemleniyor. O, önceleri belki bir piyon, ama sonradan çok önemli bir anahtar durumuna geliyor. Dünyanın sonu çok yakın. Çok büyük güçler, evrenin tüm hazinelerini barındıran kütüphane için kıyasıya bir savaşa tutuşuyorlar. Bu savaşa Amerikan Devletinin çok seçkin deniz piyadesi askerleri de dâhil oluyor. Suçsuz, masum yüzlerce insan bu savaş ortamında ölümü tadıyor. Evrenin sonunu engelleme sorumluğu Carolyn ve Steve’in omuzlarında taşınması zor bir yük. Gerçi yardımcıları da var, gözüpek ve akıllı eski ajan Erwin, kudretli kadim yaratıklar ve daha nicesi…

Söylemeden edemeyeceğim, bu kitabı yalnızca iki gün ve iki oturumda okudum. Hem de nasıl bir okuma! Sayfaları koparırcasına çeviriyordum. Hep bir koku vardı burnumda; çürümüş et ve kan kokusu. Bir de uzun çoraplar, kadın ve erkeğin ter kokusu, ama çok seksi bir koku aslında, zihinsel bir uyarıcı! Yazarımız Scott Hawkins, vahşetin ilmini yapmış besbelli. Aslında onun ilk romanı. Ancak bir bilgisayar programcısı için nefis bir başyapıt olmuş, ellerine sağlık. Kitabın çevirmeni, meslektaşım da olan M. Boran Evren’i de tebrik ederim. Çok temiz ve akıcı bir Türkçesi var kitabın. Hızınızı asla kesmiyor, su gibi akıp gidiyor metin. Ancak, her ne kadar İthaki’nin yaptığı hemen tüm işleri sevsem de, harika bir kitap tercihi ve nefis bir kapak çalışması yapan İthaki, kitabın matbaa dizgi ve/veya son okuma işinde çuvallamış. Epey dizgi hatası vardı, tüm hataları İthaki’ye rapor ettim, sanırım ikinci baskıda düzeltilirler.

Olağanüstü güzel bir post apokaliptik bilimkurgu olan bu kitabı lütfen okuyun, okutturun. Ayrıca her beş yılda bir tekrardan okuyun, çünkü ben okuyacağım.

Elinizden kitap, kalbinizden huzur hiç eksik olmasın.
384 syf.
·5 günde·5/10
Fantastik edebiyattan büyüyü, bilim-kurgudan yapay zekayı alıp aynı hikayede kullanmak gerçekten özgün bir düşünce. Konu aslında çok güzel, kurgu için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Akışta bir bütünlük yok, hikaye çok dağınık. Ben kendi adıma çok sıkılarak ve sırf bitirmiş olmak için okudum. Locus ve Nebula ödüllerini almış olmasına rağmen beni hiç tatmin etmedi. Bir de çok fazla çeviri ve yazım hatası vardı kitapta; İthaki yayınlarına hiç yakıştıramadım.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 67 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 70 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.