Mehmet Akbaş

Mehmet Akbaş

YazarÇevirmen
8.9/10
78 Kişi
·
322
Okunma
·
0
Beğeni
·
148
Gösterim
Adı:
Mehmet Akbaş
Tam adı:
Doç. Dr. Mehmet Akbaş, Dr. Mehmet Akbaş
Unvan:
Akademisyen, Çevirmen, Yazar
Doğum:
Şanlıurfa, Türkiye, 1972
Dr. Mehmet Akbaş


1972 Şanlıurfa doğumlu, imam-hatip mezunu, lisans, yüksek lisans ve doktorayı Marmara Üniversitesi ilahiyat fakültesinde tamamladı. 2012 yılında doçent oldu.
Suriye, Irak, Pakistan, Suud,Ürdün, Özbekistan, Bosna-Hersek ve Amerika’da araştırmalar yaptı.
İslam halklarının kaynaşması adına Uluslararası sempozyumlar düzenledi.
Savaş öncesinde Suriye sınır bölgesinde yaşayan kardeş halkların kaynaşması için bir grup arkadaşıyla beraber Dicle Kalkınma Ajansı destekli Sosyo-Kültürel sahada bir yıllık bir proje yaptı, fakat projenin uygulamasına bir ay kala Suriye savaşının patlak vermesi üzerine hedefini gerçekleştiremedi.
Dicle Kalkınma Ajansında kalkınma kurulu üyesi olarak çalıştı.
İslam halklarının manaya ve kardeşliğe daveti ve bu söylemde buluşması için Davet ve kardeşlik Vakfı mütevelli heyetinde yer aldı, temsilciliğini yaptı.
İnsanımızın kültür seviyesinin yükselmesi ve okuması için bir grup arkadaşıyla beraber İstanbul’da Oku-Der’i (Okuma Alışkanlığını Kazandırma Derneği) kurdu. Beş yıl başkanlığını yaptı.
Memurların hak-hukuk ve insani taleplerini savunma adına Hakkari Eğitim-Bir-Sen’i kurdu. Bir yıl başkanlığını yaptı. Ümraniye Eğitim-Bir-Sen şubesinde beş yıl sekreter olarak çalıştı.
MEB bünyesinde 14 yıl öğretmenlik yaptı.
Kürtçe’nin serbestiyet kazanmasıyla Kürtçe ezgi-ilahi-dua ve şiirlerden oluşan beş albüm yaptı.
Arapça-Türkçe-Kürtçe ve İngilizce konuşur.
Mardin Artuklu Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalıştı. Şuan Gaziantep Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışıyor.
Oğlum! Namaza durduğunda dünyaya vedâ etmek üzere olduğunu ve oraya bir daha dönmeyeceğini düşün. Şunu iyi bil ki, mümin iki iyilik arasında Rabbine kavuşur; bir yaptığı biri de yapmaya niyet ettiği.”

[Muâz b. Cebel radıyallâhü anh]
“Ey kardeşim! Mescidi kendine ev edin. Çünkü ben Hz. Peygamber'in: "Mescitler muttakilerin evleridir" buyurduğunu işittim. Allah Teâlâ mescitleri ev edinenlere bu dünyada rahat ve huzuru, öteki âlemde ise Rabbin rızâsına kavuşmayı vâd'etmiştir.”
“Ey kardeşim!
Yetime merhamet göster. Onu kendine yaklaştırıp başını okşa! Ona kendi yemeğinden yedir; çünkü ben, Hz. Peygamberin, kalbinin katılığından şikâyet eden bir kişiye şöyle buyurduğunu işittim: "Kalbinin yumuşamasını istiyorsan yetimi kendine yaklaştırıp başını okşa, ona kendi yemeğinden yedir!”
600 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Benzeri Olmayan Adam: “Şehit İmam Hasan El Benna”

İslam ümmetinde eşi benzeri görülmemiş devasa bir şahsiyet: “Hasan El Benna.” Aylarca bu kitaba inceleme yapmak için bekliyordum. Fakat bir türlü kendimde bu satırları yazabilecek kabiliyeti ve gücü bulamıyordum. Çünkü yazacağınız kişi Şehit İmam. Ne yazarsanız eksik kalacak. Ne kadar iyi anlatsanız bile onun hayatı ve mücadelesinin yanında anlattıklarınız sönük kalacak. Siz ne kadar söz ile dava deseniz de onun gibi davasını kanıyla ispatlayan biri karşısında sözlerinizin tahakkümü kalmayacak. Kalplere tesir etmeyecek. Vel hâsılı kelam hala bile yazmaktan hayâ ettiğim, kararsız kaldığım büyük dava adamı Hasan En Benna’dan söz edeceğiz.

Peki, neydi onu eşsiz kılan. Büyük, İmam, Önder en güzeli de yaratılmışların en üstünlerinden şehitlik mertebesine ulaştıran.

İmam yaptıkları ile İslam Ümmetini yeniden inşa etmiş. Yeni nesillerin yeniden Saf İslami hareketle tanışmasını sağlamıştır. Halifeliğin dünya sahnesinden çekilmesinden sonra maalesef birçok konuda İslam toplumu geride kalmış ve sorunlar yaşamıştır. Bu sorunlarından en büyüğü de İslami hareketi gelecek nesillere taşıyacak binanın yıkılması olmuştur. Fakat İmam bütün bir ömrünü bu yola harcayarak İslami hareketinin binasını yeniden inşa etmiş. Bunu tüm dünyaya yaymayı başarmıştır.

17 Ekim 1906’da Mısır’da doğan İmam, dini ve ilmi yönden köklü bir aileye mensuptu. Böyle bir ailede büyümesi kısa zaman içinde İslami bilgileri edinmesine vesile oldu. 15 yaşına bastığında Kuran hafızı olduğu bilinmektedir. Henüz öğrencilik yıllarında kendi arkadaşlarıyla beraber “Kötülüğe Karşı Mücadele” adında bir teşkilat kurarak toplumdaki kötü gidişata dur demek istemiştir.

Öğrencilik yılları bittiğinde ise İslam dünyasında maalesef her türlü fesat başını almış yürümüş, haramlar helal hale getirilmiş. Özelikle 1924’de hilafetin kaldırılmasıyla bu durum giderek artmıştı. Müslüman ülkeler giderek bölünmüş. Her ülkeyi bir diktatör yönetmeye başlamış. Yıllarca güzelliklerle anılan İslam Ülkeleri zulümlerle, adaletsizliklere, kötülüklerle anılmaya başlamıştı. Batılılar sürekli İslami ve Müslümanları ortadan kaldırmak için var güçleriyle çalışıyorlardı. Böyle bir atmosfer içinde İmam bu sorunlara karşı İslam Ümmeti için çözüm arıyordu.

Günlerce çözüm düşündükten sonra çok güvendiği altı arkadaşını yanına alarak biz “Müslüman Kardeşleriz” dedi. Böylece “Müslümanlar Kardeşler Cemiyeti”, “İhvan-i Müslimin” adıyla faaliyete başlamış oldu. Tüm ömrünü, kahvelerde zaman öldürmek için oyun oynayan insanlarla geçirdi. ALLAH’ın nasip etmesiyle o insanlardan İslam için şehit olan binlerce mümtaz şahsiyet yetiştirdi. Yıllarca köy köy, şehir şehir gezip yolda, sokakta, kahvede, evde, devlet dairesinde gördüğü bütün insanlara İslam’ı anlattı. Bu çalışmaların sonucunda kısa bir zaman içinde, Mısır’ın tümünde “İhvan-i Müslimin” şubeleri açılmış oldu. O zamanlar Filistin sorunu baş gösterince İmam, talebelerinden oluşan bir grup mücahidi Filistin’e yardım etmeye gönderdi. Bu o zaman Mısır’ın kukla başkanı tarafından kabul edilemez bulundu. Hasan El Benna 12 Şubat 1949 tarihinde cemiyetinin önünde kurşunlanarak şehit oldu.

İslam Ümmeti birçok yıldız birçok davetçi tanımıştır. Fakat davet başka bir şeydir. İnşa etmek başka bir şeydir. Bugüne kadar tanıdığımız davetçilerin davet ettiği İslami hakareti, inşa eden liderdir Hasan El Benna.

Hasan El Benna’dan sonra İslami Hareket teşkilatı bütün dünyaya yayılmış. Bütün hareketlerin temeli olmuştur. Kurduğu mükemmel sistemle bugün bile İslami Hareketler onun açtığı yoldan gitmektedirler. İmam yaşadığı zamanlarda şöyle bir söz söylemişti. “Şüphesiz bizim fikirlerimiz mumdan yapılmış gelinler gibidirler. Ne zaman ki onların uğrunda ölürüz işte o vakit, ruh kazanırlar, hayat bulurlar.” Kendisi söylediği bu sözün hakkını verdi Allah da onun hakkını verdi. Tüm dünya Müslümanlarına öncü olmasını sağladı. Daha ölümünün ilk günlerinde bile akıtılan kanı İslami davaya eşsiz bir başka önder daha kazandırdı. “Seyyid Kutup” Amerika’da yaşarken birden Amerikan kanallarının sevinç çığlıkları attığını, insanların kutlama yaptıklarını görür. Bunun sebebini anlamaya çalışır. Amerikalıların “Hasan el Benna” öldü diye sevindiklerini görür. Kendi kendine tefekkür etmeye başlar. Amerika gibi İslam düşmanı emperyalist bir ülkenin, bir Müslümanın öldürülmesine bu kadar sevinmesi onu düşündürür. Hasan El Benna’ın izinden gidilecek biri olduğunu düşünür. Mısır’a dönüp İhvan-i Müslimin hareketine katılır. İslam, bir yıldızın kanından yeni bir yıldız doğurur.

Elimizdeki bu kitap ise Hasan El Benna’nın ve kurduğu İhvan-i Müslimin Teşkilatının manifestosu, tüzüğü ve özüdür. Aynı zamanda bir Müslüman şahsiyetin hayat rehberidir. Tüm Müslümanların kesinlikle okuması ve hayatına tatbik etmesi gereken bir eserdir.

Dünya üzerinde İslam hakkında araştırmayı düşünen birinin, İslam’ı ve Müslümanları anlamak için okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum..

Selam ve Dua ile…


Not: Şehit İmam Hasan El Benna’nın hayatını anlattığım yerlerde yine aynı kitaptan ve “Çağımız İslam Önderleri” kitaplarından faydalanılmıştır.
230 syf.
·2 günde·10/10
Kitabı okurken, İmâm'ın bazı sözleri çok ilgimi çekti. Bayağı cüretkar çıkışları filan var. İşte bu kitapta teşkilatın yapısı, misyonu, gayesi, amacı vesaire bunlardan bahsediyordu. Bunların çizgileri çok belli idi ve sürekli şunu ifade ediyordu: gittikleri yolun Allah'ın ﷻ, Rasûlullah'ın ﷺ ve selefin yolu olduğunu, doğru yol olduğunu söyleyip duruken sürekli ayetlere dayandırdığı bir teşkilattı. Diyordum ki, çok garip ya nasıl bu kadar emin bir şekilde dosdoğru yol olduğuna inanabilir ki ihvânın, çünkü insan eli sonuçta. Ama sonra kitabı okumaya devam ederken, hiçbir yerinde ne misyon ne gaye ne amaç ne yöntem ne yapı noktasında bahsettiği her şey aslında İslâm'ın bize anlattığı şeye aykırı idi. Hiçbir taassubi bir yanı, yüceltme, hiçbir yeri kınama ve cerh etme yoktu yapı itibaren. Yani İmâm'ın adını koyduğu şey sadece isimden ibaretmiş, zaten İslâm'dı. Adam sadece İslâm'ın hakikatlerini, onun yolunu yöntemini anlatıyordu. Adam yetiştirirken de bu şuura sahip adamlar yetiştiriyordu. Cemaat adamı, İslâm adamı, Sünnet adamı, cihâd adamı yetiştiriyordu. Müslüman Kardeşler adamı değil... O sebepten daha da fazla sevdim İmâm'ı. He evet, İmâm'ın da hataları vardı elbet ama insan olduğu için. Söylediklerinde hiç hata bulamadım çünkü Kur'ân ve sünnet dışında hiç bir şey bulamadım.
.
600 syf.
·Beğendi
Şehit el Benna'nın gerçekten okunması gereken ve dahi insanın hayatına tam anlamıyla tatbik etmesi gereken bir eseri. Hasan el Benna nın da dediği gibi Gayemiz Allah, Önderimiz Resulullah, Anayasamız Kur'an, Yolumuz Cihad, En Büyük Arzumuz Allah Yolunda Şehit Olmaktır..

Geceler Abid Gündüzleri Mücahid sahabe efendilerimize benzemek için okuyarak tatbik edilmesi gerek bir eser.
600 syf.
·10/10
“Allah gayemiz... Peygamber rehberimiz. Kur'an Anayasamız, Cihad yolumuz, Allah yolunda can vermek en büyük temennimizdir.”

Belli bir süredir aralıklarla okuduğum bu kitap sahafların bana kattığı en güzel kitaplardan biri. Kitap için inceleme yapmamın nedeni kitabı beğenmemin yanında bu sitede okunma sayısının az olması.

Hasan el Benna'nın Risaleler kitabını okumadan önce Hasan el Benna ve Müslüman Kardeşler hakkında fazla bir bilgim yoktu. Bu kitapta Hasan el Bennanın hayatını, Müslüman kardeşlerin kuruluş aşamalarını, bu kuruluşun amacını,faaliyetlerini, Mısıra etkileri hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Bunları belki sıkıcı bulabilirsiniz bende öyle düşünüyordum ama yazarın anlatım tarzı sayesinde kendimi bunları rahatlıkla okurken buldum ve bu konularda araştırma yapma gereği duydum. Tüm bunların ötesinde bu kitapta Hasan el Benna İslamın temel esaslarını ve dinle alakalı bir çok konuyu olması gerektiği gibi bana göresine girmeyerek hadis ve ayatlerle birlikte çok güzel anlatıyor. Bu kitabın bana çok şey kattığını söyleyebilirim. Hasan el Benna'nın okuduğum ilk kitabı ama bu kitapla birlikte diğer kitaplarını da okumam gerektiğini anladım.

Keşke günümüzde ki çoğu İslam alimi, hoca, imam uğraşı din olan herkes Hasan el Benna gibi tüm dini konularda bu kadar açık konuşabilseler ve İslamı olmasını istedikleri gibi değil de olduğu gibi anlatabilseler.

Son olarak tekrar söylemek istiyorum Müslüman kardeşlere, Mısırın siyasi durumu gibi konulara ilgi duymasanız bile dini konuları anlatımı için bile alınıp okunabilir bir kitap.

İyi okumalar herkese :)
230 syf.
·7/10
İhvan-ı Müslimin(Müslüman Kardeşler Cemiyeti), Mısır'da İmam Hasan El-Benna tarafından 1. Dünya savaşından sonra kurulan İslami bir cemiyet. Parçalanan ümmeti, birlik olmaya davet ediyor ve Müslüman Kardeşler Cemiyeti'nin davet esaslarını anlatıyor.
600 syf.
·27 günde·Beğendi·Puan vermedi
Taze bismillah inşallah.
Hayırlara vesile eylesin rab'bim.


"Ey müslüman kardeşler!
Sizler,Ne bir hâyır kuruluşu ne bir siyasi parti ne de sınırlı bazı amaçlar için kurulmuş bir heyetisiniz .
Sizler, Allah'ın nuru, peygamberin davetini haykıran yüksek bir sedasınız..."
Hasan el-Benna
600 syf.
·Beğendi
Es selamü aleyküm,
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
"Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler vardır. İşte onlardan kimi sözünü yerine getirip o oldu canını vermiş, kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onları hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemiştir.


1900'lü yılların dava adamı olan günümüze bu kadar yakın bir tarihte bizlere bu dava yolunda nasıl yürüyeceğimizi adım adım gösteren ,
“Ey gençler! Davalar ancak kendisine olan inancın kuvvetli olduğu, o yolda samimiyetin tam olduğu, o davaya olan gayretin sürekli arttığı, onu gerçekleştirmeye ve o yolda fedakârlık yapmaya sevk edecek şekilde hazırlıklı olunduğu zaman başarıya ulaşır. İşte bu dört haslet; inanç, samimiyet, gayret ve amel, gençleri diğer insanlardan ayıran özelliklerdir. Çünkü inancın temeli ‘samimiyetle tutuşan bir kalp’, samimiyetin temeli saf bir gönül, gayretliliğin temeli güçlü duygular, amelin temeli ise sağlam bir azimdir. İşte bütün bunlar ancak gençlerin özellikleridir. Bundan dolayı gençler geçmişte ve günümüzde her toplumun uyanışının direği, her uyanış hareketinde o uyanışın gücünün sırrı, her davada o davanın sancağını taşıyanlar olmuştur.” sözüyle beyan ettiklerini hayatına geçiren bu liderin yazdıkları , okuyan herkese örnek niteliği taşımaktadır.
22 yaşında 20,asrın en kapsamlı hareketlerinden birini başlatıp koskoca İhvanımüslimin’i tek başına kurdu… İdeolojisini sadece üç kahvehaneyle başlatıp dünyaya yaydı… Kahire’de camiler kapatıldı, erkekler tutuklandı. Sokaklarda sadece asker ve polisler kaldı. Cenazesi eve geldiğinde cenazeye kaldıracak erkek bulunamadığından kız kardeşi, karısı ve babası cenaze namazını defnedip kıldı. Tarihe büyük bir ekol oldu, umut oldu, örnek oldu, vücudu öldü ama adı ebedi..
Talebeliği esnasında ,’Mezun olduktan sonra ne yapmayı düşünüyorsun ?’şeklindeki bir kompozisyon sorusuna şu cevabı vermiştir;
‘’Mezun olduktan sonra biri özel, biride genel olmak üzere iki emelim vardır. Özel emelim, yapabildiğim kadar ailemi ve yakınlarımı mutlu etmektir. Genel emelim de gündüz öğrencilere, gece de babalarına dinlerinin aslını öğreten bir mürşit olmaktır.
Bu hak dava da yola çıkan tüm müslüman gençlerin kesinlikle başucu kitabı olmalı. Yazılan herşeyi iyice sindirip hayata geçirmeliyiz. Altından kalkamayacaklar için asla önermem "Ben taşın altına değil , dağın altına elimi koyarım " diyenler için vazgeçilmez bir eser olacaktır .
680 syf.
·Puan vermedi
Kitap 680 sayfa :) bu önemli mesleyi dile getirmeden başlamak istemedim :)

-Bizim hedefimiz, İslam islam islam diye dünyaya seslerini duyuran, uğruna şehit olacak davaları ve yaşamak için sebepleri olan hakikatte ölü ama manâ da diri Şahsiyetler.
-Siyaset, ekonomi, ibadet, ilim, sanat, bilim, savaş-barış... halkı ilgilendiren her mesele islâm'dır diyen, bu önemli davanın savunucusu bu uğurda canını-malını feda etmiş bir lider.
Öv öv bitmez :)

Hasan El-Benna
-İlk davasına başladığı yer kahvehaneler oldu, İslam unutturulmuş, beyinler uyuşturulmuş halkına en yakın yoldan ulaşabileceği yer kahvehanelerdi...
O zamanlar ingiliz tarafından işgal edilmiş olan mısır zor durumlar altında ve bir çok insan işsiz, aç ve eğitimsizdi.
Bu sömürgeye, asimile olmayı kabullenemeyen mısır halkından bir kaç (bilinçli müslüman) baş kaldırmaya ve halkı tekrar dinine döndürmeye and içmişti...

-Mart 1928 İhvan-ı müslim'in kuruluş yılı.
Arkadaşları hafız Abdulhamid, Ahmet El-husri, Fuat İbrahim, Abdurrahman Hasebullah, İsmail izz, Zeki El-Mağrib
bu yola baş vurdukları şahsiyetlerdir ve bu kadro tammamen kahvehanelerden kazandığı kişilerden oluşuyordu...

-İhavn-i müslim adını almaları da
Üyelerden birisi 'kendimize ne ad vereceğiz?' diye sorunca:
Benna;
"Biz İslam'a hizmet etme yolunda kardeş olan kimseleriz. O hâlde biz müslüman kardeşleriz (ihvân-ı Müslimîn)."
Cevabını verdi.

Kalpte İhlas olunca isterse niyeti kötü olsun varacağı yer zaferdir.
(Üstad'ın talebesi :))

Hasan El-Benna'nın amacı Allah rızası idi ve gayesi muzzamdı.
Nitekim çok büyük kitlelere ulaştılar. Kuran kursları açtılar, camiler yaptılar. El sanatı, dokuma atolyeleri kurdular, gençler için bir çok sanatsal faliyetler yaptılar. Hatta başka ülkelere bile cemaatlerini kurdular. Kudüs en başta geliyordu.
Amaçları İslâm'ı birtek kendi ülkelerin de değil, bütün İslam ülkerin de zafere ulaştırmaktı.

Ama bu büyümeyi fark eden kendi vatanının tekrar bilinçlenmesi ve dirilmesine hoşnut olmayan hainler bir gün suikastle Hasan El-Benna'yı şehit ettiler. Ne yazık ki vurulduğu zaman vefat etmemiş hatta hastanede de durumu riskli olmadığı halde Hasan El-Benna'yı hastane odasına hapsederek kan kaybından ölümüne sebep oldular.
Yalnız Allah( cc)'in de dediği gibi
"Onlara ölü demeyin, onlar dirirdirler."

-Gaye; islam, hedef; yeniden dirliş, Allah'ın dinini Allah için yeşertmek. Şuurlu bir nesil.

Sorucam soru şu; Biz ne uğruna ölücez, bu hayatta ki amacımız ne? Çocuklarımıza ve bizden sonra gelecek olan nesle "Biz sizin için şunun mücadelesini verdik." diyebileceğimiz ne gibi mücahitlik yaptık?..
Yada bu yaşadığımız hayat ile Allah'ın Rızasını kazanabilecekmiyiz?

Selametle

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Akbaş
Tam adı:
Doç. Dr. Mehmet Akbaş, Dr. Mehmet Akbaş
Unvan:
Akademisyen, Çevirmen, Yazar
Doğum:
Şanlıurfa, Türkiye, 1972
Dr. Mehmet Akbaş


1972 Şanlıurfa doğumlu, imam-hatip mezunu, lisans, yüksek lisans ve doktorayı Marmara Üniversitesi ilahiyat fakültesinde tamamladı. 2012 yılında doçent oldu.
Suriye, Irak, Pakistan, Suud,Ürdün, Özbekistan, Bosna-Hersek ve Amerika’da araştırmalar yaptı.
İslam halklarının kaynaşması adına Uluslararası sempozyumlar düzenledi.
Savaş öncesinde Suriye sınır bölgesinde yaşayan kardeş halkların kaynaşması için bir grup arkadaşıyla beraber Dicle Kalkınma Ajansı destekli Sosyo-Kültürel sahada bir yıllık bir proje yaptı, fakat projenin uygulamasına bir ay kala Suriye savaşının patlak vermesi üzerine hedefini gerçekleştiremedi.
Dicle Kalkınma Ajansında kalkınma kurulu üyesi olarak çalıştı.
İslam halklarının manaya ve kardeşliğe daveti ve bu söylemde buluşması için Davet ve kardeşlik Vakfı mütevelli heyetinde yer aldı, temsilciliğini yaptı.
İnsanımızın kültür seviyesinin yükselmesi ve okuması için bir grup arkadaşıyla beraber İstanbul’da Oku-Der’i (Okuma Alışkanlığını Kazandırma Derneği) kurdu. Beş yıl başkanlığını yaptı.
Memurların hak-hukuk ve insani taleplerini savunma adına Hakkari Eğitim-Bir-Sen’i kurdu. Bir yıl başkanlığını yaptı. Ümraniye Eğitim-Bir-Sen şubesinde beş yıl sekreter olarak çalıştı.
MEB bünyesinde 14 yıl öğretmenlik yaptı.
Kürtçe’nin serbestiyet kazanmasıyla Kürtçe ezgi-ilahi-dua ve şiirlerden oluşan beş albüm yaptı.
Arapça-Türkçe-Kürtçe ve İngilizce konuşur.
Mardin Artuklu Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalıştı. Şuan Gaziantep Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışıyor.

Yazar istatistikleri

  • 322 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 250 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.