Mehmet Cimi

Mehmet Cimi

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
242
Gösterim
Adı:
Mehmet Cimi
Unvan:
Yazar
Doğum:
Uşak/ Banaz, 1931
Mehmet Cimi değer bilir Köy Enstitülü. 1931 yılında Uşak-Banaz’ın Büyükoturak köyünde doğar.
Bu okuma işi salt enstitü yıllarıyla sabit kalmayacaktı. Gelinlik çağına ulaşan kızın gün olur gereksinimi duyulur diye el emeği göz nuruyla işleyip donattığı çeyiz sandığı doğalsa, estitüyü bitiren bir öğretmenin de seçkin yazarların yapıtlarından oluşan 150 ciltlik bir kitap sandığı hazır edilirdi.
İnönü bu öğrencinin yanına sokuldu; azık torbasında ne olduğunu görmek istedi. Öğrenci torbasını açtı; peynir, ekmek, bir de kitap çıktı içinden. Bir bakanlık kökleşiği(klasiği) Sofokles'in (Antigune)si İnönü'nün yüzü ışıdı, çevresindekilere:

"Gördünüz mü" dedi. "Peynir ekmeğin yanında kitap. Köylümüz, kentlimiz, erimiz, generalimiz, kumanyasına ne zaman kitabı da ekleyecek duruma gelirse, o gün Türkiye gerçekten kurtulmuş demektir. Topraklarımızı bilgiyle değerlendirmenin, bilinçle savunur duruma gelmenin başka yolu yoktur."
Bu güzel, bu hayat dolu, istikbalimiz için çok ümit verici bu enstitüden ayrılırken şöyle düşündüm:
Şehirlerin kasvetli, müfsit, insanı bedbin edici havasından bunalanlar buraya uğramalıdırlar. Burası hasta dimağ ve ruhlar için bir şifa kaynağı olacaktır.
Hani Pir Sultan demiş ya:
Uyur idik uyardılar
Diriye saydılar bizi
Koyun olduk ses anladık
Sürüye saydılar bizi
Derken; Tonguçlar, Yüceller çıkageldi. 'Olmaz olmaz böyle' dediler. Bir büyük eğitim kirizması başlatıldı bozkırda. Her şeyiyle bizim olan, bizden olan...
O günlerin öğrencisi, bugün yazınımızın ustalarından Talip Apaydın o günleri yalın bir dille bakın nasıl anlatıyor:
"Doğrusu ya aklımızın bir yanı yemekteydi. Bugün ne yiyecektik acaba? Sofralara oturduk. Etli pirinç pilavı ile incir hoşafı vardı. Hay yaşayasın İnönü diyorduk içimizden. Keşke hergün gelsen enstitüye..."
Tonguç, biliyorum diyen insan yerine yapıyorum diyebileni yeğlerdi. Köy Enstitülerindeki eğitim anlayışının kökeninde de insanı yabancı çevrede değil; gerçek yaşamın kurallarını öğreten işliklerde, çalışma yerlerinde eğitmek, yaşama hazır konan değil, üreten bir iş yapan kimse haline getirebilmek yatıyordu.
288 syf.
·29 günde·Puan vermedi
İsmail Hakkı Tonguç Köy Enstitülerinin fikir sahibi olarak kulağımıza çalmıştır. Birçok esere de konu olmuştur Tonguç'un yaptıkları. Mehmet Cimi de başka bir yönüyle kaleme almış Tonguç'u. Hayatını anlatmış. Ahh hayatı mı dedim? Hayır hayır hayatı degil. Babasından gizli İstanbul'a okumaya kaçan, orada tutunacak yardım eli ararken kendisine "Evladım parası olan okur, olmayan okuyamaz. Sen İstanbul'da okumayı o kadar kolay mı sanıyorsun? Şaşarım babalarınızın aklına. Sizleri böyle parasız pulsuz okumaya gönderiyorlar. Olacak iş mi bu?" diyen paşaya karşılık parası olmayanın da okuyabileceğini göstermek için çıkılan bir serüven anlatılıyor bize. Buram buram gerçeklik kokan bir serüven.

Velhasıl başarılı da oluyor Tonguç. Gözlemler icin bircok yurt dışı gezisine gönderiliyor, çeşitli çalışmalarda bulunuyor, ilkögretimin gerekliliğini gösteriyor bizlere. Ülkemiz için yepyeni bir fikir ortaya atıyor."Köy Enstitüleri". Bize özgü, her şeyiyle göz dolduran bir yolun ağzını açıyor Tonguç. Anadolu'nun değerli taşlarına sadece okumayı değil üretmeyi öğretiyor. Hem de kimseye ihtiyaç duymadan üretmeyi. Bilmenin değil, uygulamanın önemini vurguluyor. Buralarda eğitim alan değerli taşlarımız oturacak evlerini kendileri yapıyor, buğdayını kendi ekiyor, meyvesini kendi dikiyor, terzi olup giyeceğini dikiyor sonra da öğretmen sıfatıyla sınıflarında yol gösterici oluyor. Bu değerli taşlarımız bir olup yurdumuz için bir duvar örüyor. Sırtınızı rahatça yaslayabileceğiniz koskoca bir duvar... Kim istemez ki böyle bir duvarı? İstemiyorlar işte efendim. Daha sonra bakanlıkta yönetime gelecek olan Sirer Tonguç'a şu sözleri sarf ediyor: "Sen bu halk çocuklarını boyle yetiştirirsen biz bu milleti nasıl yöneteceğiz ? Bindigim atın akıllı olmasını istemem ben" Çok acı olan bu sözler geri kalmış ülkelerin, belki de gelişmekte olan ülkelerin hatta geliştiğini sanan ülkelerin durumunu özetliyor. Aynı zamanda Tonguç'un çıktığı bu serüvenin devamını bize apaçık gösteriyor. Türlü sebeplerle Köy Enstitülerinin kapatılmasına karar veriliyor. Tonguç ise Cebeci'de susmuşlar kentine bırakılıyor.

O kısacık dönem içinde yetişmiş güçlü kalemler bizlere bu topraklardan nelerin geçip gittiğini kalemleri döndüğünce anlatmaya çalışıyor. İşte bu yüzden okuyalım efendim. O dönemi yaşama imkânımız olmadığı için de bu yapıtı okuyalım. Çeşidi belirsiz nice sebep içinse kaleme alınmış değerli tüm yapıtları okuyalım.

Bir kez daha "Yaşa, var ol Tonguç Baba!"

# Kitap Şuuru İnsanlık Şuurudur
Kitap Şuuru

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Cimi
Unvan:
Yazar
Doğum:
Uşak/ Banaz, 1931
Mehmet Cimi değer bilir Köy Enstitülü. 1931 yılında Uşak-Banaz’ın Büyükoturak köyünde doğar.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 5 okur okuyacak.