Biz hep yanlış zamanda yürüdük, yanlış dualar fısıldadik geceye.
Zaman, ellerimizden dökülen su gibi
sızdı yarıklarımızdan,
ama biz, birbirimizi
hiçbir çağın diline çeviremedik.
Beni çağırıyor uzak bir tren sesi
Paslı raylar, unuttuğum rüyaları taşır gibi.
Bu şehir yetmedi bana
Ne gökyüzü avuttu ne de dar sokaklar.
Kalkıp gitmeliyim şimdi
Ismimi bile geride bırakıp
Bir nehrin kıyısında kaybolurcasına...