Memed Sarp Solakoğlu

Memed Sarp Solakoğlu

Çevirmen
6.9/10
41 Kişi
·
85
Okunma
·
0
Beğeni
·
70
Gösterim
Adı:
Memed Sarp Solakoğlu
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
288 syf.
·2 günde·4/10 puan
Bu kadar mükemmel bir kurgu olay örgüsü gereksiz ayrıntıyılariyla bu kadar mahvolur ..
Kurgu olağanüstü fakat içindeki o gereksiz anlatımlar (edep,ahlaka sığmayan davranış ve türevleri) beni acayip rahatsız etti .
Bir kitabın canına ancak bu kadar okunur .
Yazarla konuşma şansım olsaydı nolurdu sanki bu kadar muhteşem bir kurguyu mahvedecek kadar girmeseydiniz o saçma sapan ayrıntılara diye ..
Kurgu yönünden tavsiye ediyorum ama kitabı bütünlük açısından incelediğimiz de tavsiye etmiyorum..

Şöyle aheste aheste tavsiye etmek isterdim seni kitap .. Ama bağladın elimi kolumu ..

Üzdün ...
288 syf.
·2 günde·7/10 puan
Kitaba ilk başlarken ki ve bitirdiğimde düşüncelerimin bu kadar farklı olacağını düşünmemiştim. Kahramanımız obsesif bir genç ama tek sorunu bu değil. Kitabın başları çok akıcı olmamasına rağmen sorununu öğrenebilmek için ilk 200 sayfasını bir oturuşta okudum.

Günlük tarzında yazılmış bir kitap ama aralarda transkript başlığıyla verilen bilgiler daha da meraklandırdı beni. Ve sonu, sona geldiğimde gelişen olaylar kalbimin üstüne bir ağırlık oldu, çöktü. Üzücü bir sonu var, sadece olaya değil, gencin ailesinin o kadar büyük sorunu görmezden gelmesine. Zaten anne baba özeleştiri yapıyorlar kitabın sonunda.
360 syf.
·Beğendi·8/10 puan
“Dışarıda beni kullanarak sana ulaşmaya çalışan yüzlerce insan var ,doğrudan veya dolaylı yoldan beni kullanarak..

Onlar kendilerini zengin etmeye hatta belki ,günün birinde ünlü etmeye yarayacak birisi gibi görüyorlar.

Sana akıl verecek değilim ama senin gibi biri ortaya çıkınca insanlar kullanmaya çalışır. Bak Lebron James’in çevresine . Tüm o insanlar onun parası ve ününden geçiniyor.”

Amerika’da restorana gitmeyi ancak rüyasında görebilen karnını ancak pizza dilimleri ile doyurmaya çalışan siyahi bir lise öğrencisi.

Annesi ile birlikte yaşama tutunmaya çalışıyor ve şartlar onu basketbol programı oldukça zayıf bir liseye yönlendirmiş.

Lisenin sağlam karakterli bir koçu var .

Aynı zamanda koçun oğlu ve takımın oyun kurucusu ile çok yakın arkadaşlar.

Şehre ilk geldiğinde, açık sahada basketbol oynayarak tanıştığı okul ile ilgisi olamayan bir gurup ile arkadaşlık kurmuş.

Kısa süre sonra ne kadar büyük bir yıldız olacağı ortaya çıkıyor .
Ve bir iki gerçek dostu dışında kalan herkes ondan bir şeyler koparmak için çabalamaya başlıyor.

Spor malzemeleri ,ayakkabı firmaları , menajerler, yatırım danışmanları , koçlar , okul sahipleri....
592 syf.
·10/10 puan
1998 tarihinde yazılan tam 595 sayfa olan bir kitap.
Konusu Amerika'daki Üniversite basketbol ligleri.
Öncelikle kitabın tercümesinin çok çok güzel olduğunu söylemeliyim.
Çeviri harika, orijinal kitaptaki maddi hataları düzeltmelerinin yanı sıra, dip notlar ile kitabın okunmasını çok kolaylaştırmışlar.
Çevirmen Sarp Solakoğlu'nu ve editör Efe Özenç'i tebrik ederim.Müthiş bir iş çıkarmışlar.

Amerika'da üniversiteler arası maçlar çeşitli bölgelerde yapılıyor, bu bölgelerdeki ligler arasında ACC ligi en güçlülerden biri .
1970 lerden başlayarak, internet yaygınlaşana kadar ,elimden geldiğince ( Street and Smith dergisi sayesinde )bu ligleri takip ettim.

Ancak bu kitapta ,koçların aile hayatlarından, aldıkları inanılmaz ücretlerden, soyunma odası konuşmalarından ,birbirleri hakkında söylediklerinden , oyuncuların akademik durumlarından, kavgalarından, hakemlerden, yanlış kararlardan, final maçalarından "İSİM "vererek bahsediliyor.

Ayrıca bu kitabın benim için en ilginç tarafı , tüm bu isimlerle ilgili bilgi sahibi olamamın yanı sıra, Genç Milli Takım antrenörlüğü yaptığım dönemdeki bazı Avrupalı oyuncuların isimleri ile karşılaşmam, örneğin iki gece önce Fenerbahçeyi yenen Zalgiris'in koçu Saras Jasekevicius (Maryland adlı okulda okurken ) bu kitapta karşımıza çıkıyor.

1990'larda yüne milli takım koçuyken Türkiye'de yapılan Yıldızlar Avrupa şampiyonasında ,Yunanistanla final oynamamıza son saniyede kaptığı topla mani olan İspanyol İturbe'de bu kitap da ...

Gerçi ben çoğu ismi ve o dönemi biliyorum ama kendi adıma söyleyebilirim ki, bazı tanımadığım isimlerin (internetten) resimlerini ve ilgili havadislerini bulmak benim için kitabı daha da ilginç hale getirdi.
Ancak kişileri tanımıyorsanız ,basketbola merakınız yoksa bu kitabın ilginizi çekeceğini hiç sanmıyorum.
288 syf.
·3 günde·4/10 puan
Şunu söylemeliyim en başta, kitaba yapılan yorumları okumayın. Ben bitirdikten sonra instagramda birkaç yoruma göz attım ve en önemli şeyin spoiler uyarısı bile verilmeden yazıldığına şahit oldum. O önemli noktayı da birinden duyarak kitaba başlarsanız açıkçası 4 puan fazla gelir.

Bu türde sıkça işlenen konulardan birinin, bir başka versiyonu diyebilirim kitap için. Toplumdan dışlanmış, kimsenin anlamadığı ve önemsemediği bir gencin günlüğü aslında Alice ve Sinek. Ben yazarın bu konuyu işlerken kullandığı yöntem ve kurguya eklemediği detaylar sebebiyle kitabı yetersiz buldum. Konu işlenmeye müsait ama nedense yazar olaya bambaşka bir noktadan yaklaşmayı tercih etmiş. Bu yaklaşım ile de belki yüzeysel olmamayı başarabilirdi ama onu da yapmayınca kitabı sevmek güçleşti benim için.

Topluma ve ailelerin genel ilgisiz tutumuna güzel bir eleştiri olmasına rağmen kitapta sıkıldığım da doğrudur. O yüzden ne yazık ki kitabi tavsiye edemiyorum. Kötü bir kitap diyemem ama ben aradığımı bulamadım.
288 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Obsesif bir gencin Sıradışı hikayesi yazısını okuduğumda ''Yoksa, karamsarlıkla beni boğup,bunaltacak bir hikayenin içine mi giriyorum?'' diye düşünmüştüm fakat sayfalar resmen elimde akıp gitti. Sürekli '' Ne? Ne olmuş ki? Bu ne demek? Şimdi ne olacak?'' sorularıyla birlikte çevirdim sayfaları.
Greg isminde ''Onlar'' a karşı fobisi olan obsesif bir karakterimiz var. Kitapta Greg fobisinden ''onlar'' şeklinde bahsediyor, aslında onlar kelimesinin ne olduğunu tahmin edebilirsiniz fakat ben yine de okuyarak öğrenmenizi sağlamak için bahsetmek istemiyorum.Greg'in bu fobisi o kadar çok güçlü ki bu onun yaşamını tamamiyle etkiliyor.Etrafındakiler onun bir tür psikopat olduğunu düşünüyorlar ve tahmin edebileceğiniz gibi toplumdan dışlanıyor. Okulunda Alice isminde bir kıza aşık oluyor ve ona olan aşkı fobisini biraz da olsa bastırmasına yardımcı oluyor. Küçük bir bilgi; ne yazık ki Alice karakterimizin varlığından bile haberdar değil. Greg okuldan sonra bazı günler İngilizce öğretmeni Bayan Hayes ile oturup, onu dinliyor. Bayan Hayes'in burdaki amacı Greg'in konuşmak için birine ihtiyacı olduğunu düşünüp ona yardımcı olmak istemesi fakat Greg bu seanslar da ağzını bile açmıyor. Bunun sonucunda Hayes, ona düşüncelerini ve söylemek istediklerini sayfalara dökmesini istiyor. Greg başta ne yazacağını bilemiyor ama sonrasında hayatını Alice'e hitap ederek yazmaya başlıyor. İşte böylece olaylar başlıyor. Bizde bu kitabı bir günlük tadında okuyoruz. Bu benim oldukça hoşuma gitti. Günlük şeklinde olması yani. Böylelikle karakteri daha yoğun bir biçimde hissedebildiğimi düşünüyorum.Karakterlerin her biri oldukça gerçekçiydi ve hepsini hissedebildim. Bazı yerlerde Greg'in zihinsel açıdan çıldırma noktasına geldiği yerler var (nasıl açıklayacağımı bilemedim) ve bu yerleri okurken aşırı keyif aldım. Bir cümleye başlıyor ve o cümle 2-3 sayfa sonunda tamamlanıyor ya da yarım kalıyor. Resmen aklının içinde yaşadığı o debelenmeye şahit oluyoruz. Bir de yazar kitabın sonunda tartışma soruları sormuş kitapla ilgili ve bu da aşırı derece de hoş bir şey. Kitabın bütün kapaklarını, ismini, içeriğini hepsini çok beğendim.
288 syf.
·Beğendi
Gerçekten özgün ve farklı bir hikâyesi olan muhteşem bir kitap. Bazen ağlatan, bazen tatlı bir tebessüm ettiren bir kitap. Kitabı okumaya başladıktan sonra deli gibi kitabın sonunu merak ediyorsunuz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Memed Sarp Solakoğlu

Yazar istatistikleri

  • 85 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 40 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.