Milos Forman

Goya'nın Hayaletleri yazarı
Yazar
7.5/10
0 Kişi
10
Okunma
0
Beğeni
459
Görüntülenme

Hakkında

1951-1956 yılları arasında Prag'daki Müzik ve Dramatik Sanatlar Akademisi ile Film Akademisinde (FAMU) eğitim gördü. 1960'lı yılların başındaki Çekoslovak sineması bağlamında, Milos Forman'ın ilk filmleri olan Černý Petr (Maça Ası) ve Konkurs bir devrim olarak nitelendi. Forman bu ilk filmlerinde sosyalist sanat kavramının ifadeleri olarak benimsendi. Mevcut şartlar Forman'ı Çek Yeni Dalgası'nın tartışmasız yıldızı haline getirdi. Bu özellikler Bir Sarışının Aşkları ile Koşun İtfaiyeciler adlı filmlerinde daha da belirgindir. 1968 sonrasında Koşun İtfaiyeciler yasaklanmış ve Forman Batı'da kalmaya karar vermişti. Burada, kendi özgün fikrinden kaynaklanarak yapmış olduğu tek Amerikan filminin senaryosu üzerinde çalışmaktaydı. Diğerleri ise edebiyat uyarlamasıydı. Amerika öncesi Forman'ın izleri, en başarılı filmi olan ve Ken Casey'in öyküsünü kökten değiştirerek kendi objektif ve komik vizyonuna getirdiği Guguk Kuşu filminde kolaylıkla gözlemlenebilir. Bu film 1975 yılında Oscar kazandı. Aynı yıl Forman, Amerikan vatandaşlığına geçti. Filmleri: Maça Ası (Černý Petr, 1963) Bir Sarışının Aşkları (Lásky jedné plavovlásky, 1966) Koşun İtfaiyeciler (Hoří, má panenko, 1968) Taking Off (1971) Guguk Kuşu (1974) Bırak Güneş İçeri Girsin – Hair (1979) Ragtime (1981) Amadeus (1984) Valmont (1989) Skandalın Adı Larry Flynt (1996) Aydaki Adam (1999) Goya’nın Hayaletleri 2006
Ünvan:
Yönetmen
Doğum:
Çekoslovakya, 18 Şubat 1932
Ölüm:
13 Nisan 2018

Okurlar

10 okur okudu.
3 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Goya'nın atları çizme konusunda bir sorunu vardı ve bunun nedenini kimse hiçbir zaman bilememişti. Atları zor görüyor, kötü çiziyordu. Boğalarla çok rahat olan ressam, atın karşısında beceriksizleşiyor ve sinirleniyordu.
Sayfa 29 - Vatan Kitap
İnsanlar her geçen gün yaşlanıyor, oysa resimleri aynı kalıyordu. O halde bu tablolar çok hızlı bir biçimde yalana dönüşüyordu. Hayatın sadece bir anının sonsuza kadar sabitleneceğini ileri sürüyorlardı.
Sayfa 16 - Vatan Kitap
Reklam
Reklam