Giriş Yap

Morgan Housel

Yazar
9.0
125 Kişi
Unvan
Köşe Yazarı
Yaşamı
The Collaborative Fund'ın ortağı ve The Motley Fool ve The Wall Street Journal'da eski bir köşe yazarıdır. Amerikan İşletme Editörleri ve Yazarları Derneği'nden iki kez En İyi İş Dünyası Ödülü'nü kazandı, New York Times Sidney Ödülü'nü kazandı ve Gerald Loeb Seçkin İşletme ve Finans Gazeteciliği Ödülü için iki kez finalist oldu.

İncelemeler

Tümünü Gör
312 syf.
·
Puan vermedi
geniş kitap analizleri için insagram: 1000kitap.com/bilgehanreads / bilgehanreads.com Kitap Arkası Para konusunda başarılı olmak, mutlaka bilgiyle ve bilgili olmakla ilgili bir mesele değildir. Nasıl davrandığınızla ilgilidir. Üstelik davranışı öğrenmek zordur; gerçekten zeki insanlar için bile. Para yönetimi, yatırım ve kurumsal karar alma süreçlerinin genelde çok sayıda matematik hesabı içerdiği, ne yapacağınızı net bir biçimde ortaya koyan veriler ve formüller temelinde hareket etmeyi gerektirdiği düşünülür. Fakat gerçek dünyada insanlar finansla ilgili kararlar alırken sadece tablolara bakmaz. Finansal kararlar genelde sofrada veya bir toplantı odasında, kişinin kendi hayat hikayesinin, ona özgü dünya görüşünün, egonun, kibrin, pazarlamanın ve bazı tuhaf motivasyon unsurlarının bir araya geldiği ortamlarda alınır. TL;DR'CİLER İÇİN ÖZET (Too Long, Didn't Read) En zeki insanlar da hata yapar. Finans alanında hatta çok sık hata yaparlar. Çünkü finansal kararlar tamamen verilere dayalı olarak verilmez, duygulara dayalı olarak verilir. Herkesin yaptığı yatırım kendisine mantıklı gelir. Çoğu zaman başarılı insanların çoğu, servetini 80/20 prensibine göre kazanır. Warren Buffett'ın 500 adet farklı hissesinin sadece 10 tanesi onu milyarder yapmıştır. Dolayısıyla yanlış kararlar vermek problem değildir, önemli olan tutumlu olmaktır. Sürekli tutumlu olup para biriktirirsek, insanlara statümüzü göstermek için pahalı ve gereksiz şeyler harcamazsak sonunda hepimiz için daha iyi olur. Her şey kötü gidiyor gibi gözükürken aslında çok iyiye gidiyor olabilir. Paranız arttıkça zaman konusunda özgürlüğünüz artar. GENİŞ ÖZET PS: Bu özet, altını çizdiğim kısımlardan yaptığım derlemelerden oluşuyor. Dolayısıyla bazı bölümler arasında anlam farklılığı çıkabilir. Dahi, etrafındaki herkes aklını kaybederken ortalama şeyler yapan kişidir. -Napolyon Farklı kuşaklardan gelen, farklı gelir düzeyine sahip olan, farklı ebeveynlerce yetiştirilen, farklı ekonomi içinde doğmuş bulunan, farklı iş piyasalarını deneyimleyen ve şans seviyeleri farklı olan insanlar, çok farklı dersler öğrenirler. Yoksulluk içinde büyümüş olan birinin risk ve ödüle dair düşüncesi, zengin bir bankacının çocuğunun denese de kavrayamayacağı kadar farklıdır. Otuz yıldır ekonomik durgunluk görmemiş olan Avustralyalı, hiçbir Amerikalının yaşamadığı bir şeyi deneyimlemiştir. Büyük Buhran sırasında her şeyini kaybetmenin nasıl bir şey olduğunu yazılıp çizilenden okuyabilirim. Fakat bunu bizzat deneyimlemiş olanların izlerini taşıdığı duygusal yaralar bende yok. Ve bunu yaşamış olanlar, benim gibi birinin hisse senedi sahibi olmak gibi şeylerden niçin memnuniyet duyduğumu anlayamaz. Malmendier-Nagel ikilisinin çalışması, insanların ömür boyu yatırım kararlarının büyük ölçüde, kendi kuşaklarından yatırımcıların deneyimlerine, özellikle de yetişkinlik yaşamlarının başlarındaki deneyimlere bağlı olduğunu gösteriyor. Bu araştırmaya göre, yüksek enflasyon ortamında büyüyenler, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde tahvillere, düşük enflasyon oranında büyümüş kişilere oranla daha az para yatırıyor. Malmendier; "Bulgularımız, bireysel yatırımcıların risk alma isteğinin, kişisel hikayelere bağlı olduğuna işaret ediyor." Yani zeka, eğitim veya gelişmişlik meselesi değil. Sadece saçma sapan bir şans yüzünden nerede ve ne zaman doğmak kısmet olmuşsa... İnsanların aldığı finansal kararlar, o anda onlara mantıklı görünür ve kafalarının içindeki, doldurmaları gereken kutucukları doldurur. Yaptıkları her şey konusunda kendilerine bir hikaye anlatırlar ve o hikaye onlara özgü, benzersiz deneyimlerle biçimlenmiştir. Basit bir örneği olan piyango biletleri. Piyango biletlerini kimler alıyor? Çoğunlukla yoksul insanlar. Kazanma şanslarının düşüklüğünü görmek bana çılgınca geliyor. Muhtemelen size de öyle görünüyordur. Fakat ben en alt gelir grubunda değilim. Muhtemelen siz de değilsiniz. Fakat insanlar piyango bileti alma konusunda şöyle söylüyor; "Maaşla geçiniyoruz ve birikim yapmamız mümkün değil. Daha yüksek ücretle çalışma olanağımız da yok. Güzel tatillere çıkmaya, yeni arabalar almaya ve güvenli mahallelerdeki evlerde oturmaya gücümüz yetmiyor. Borç içinde kıvranmadan çocuklarımıza üniversite okutamıyoruz. Bizim için piyango bileti almak, sizin zaten sahip olduğunuz ve gayet doğal gördüğünüz iyi şeyleri elde edebilme bağlamında somut bir düş kurabilmenin tek yolu." Parasız kalınca piyango bileti almak her şekilde kötü bir fikir. Fakat ben piyango satışlarının niçin sürmekte olduğunu bir miktar anlıyorum. Şans ve risk kardeştir. Hiçbir şey göründüğü kadar iyi veya kötü değildir. Şans ve risk, yaşamda elde edilen her sonucun bireysel çabanın dışında güçler tarafından yönetildiği gerçeğini ifade eder. Birbirlerine o kadar benzerler ki, ikisini de eşit derecede saygı göstermeden ne birine, ne diğerine inanabilirsiniz. Diyelim bir hisse senedi aldım ve beş yıl sonra olduğu yerde kaldı. Daha en başında satın almakla yanlış bir karar vermiş olmam mümkün. Para kazandırma olasılığı %80 olan iyi bir karar vermiş olup da olasılıklardaki şanssız yüzde 20'lik kesite düşmüş olmam da mümkün. Hangisi olduğunu nasıl bilirim? Hata mı yaptım, yoksa yalnızca risk gerçeğini mi deneyimliyorum? "Sahip olmadıkları ve ihtiyaçları olmayan parayı kazanmak için sahip oldukları ve ihtiyaç duydukları şeyleri riske attılar. Bu aptallık. Bu tamamen aptallık. Sizin için önemli bir şeyi, önemli olmayan bir şey için riske atmak son derece anlamsız." En zor finansal beceri, hedefi yerinden oynatmamaktır. Sonuçlarla birlikte hedefler de yükseliyorsa, daha fazlası için uğraş vermenin herhangi bir mantığı yok. Modern kapitalizm iki şeyde uzmandır: Servet üretmek ve kıskançlık yaratmak. Emsallerinizin önüne geçme isteği, sıkı çalışmanın yakıtı olabilir. Fakat "yeter" duygunuz yoksa, hayatın hiçbir eğlencesi kalmaz. Mutluluk = Sonuç - Beklenti. Yıllık 500.000 dolar kazanan çaylak bir beyzbol oyuncusu düşünün. Sonra 430 milyon dolara 12 yıllık kontrat yapan Mike Trout ile aynı takımda oynadığınızı. Mike Trout ise kendisini yılda 340 milyon dolar kazanan Hedge Fon yöneticisi ile kıyaslasın. O da 770 milyon kazanan ilk beşteki hedge fon yöneticisi ile kıyaslar. Bu yöneticiler de, 3 milyar dolar kazanan Warren Buffett ile karşılaştırır. Buffett ise yılda 24 milyar kazanan Jeff Bezos ile kıyaslasın. Burada bütün mesele, sosyal kıyaslamada tavan noktasının, gerçekte hiç kimsenin erişemeyeceği kadar yüksek olmasıdır. "Las Vegas'ta kumarhanede kazanmanın tek yolu, girer girmez çıkmaktır." "Yeterli" çok az demek değildir. Bence "yeterli" demek, tam tersinin -daha fazlası için doyumsuz bir açlığın- sizi pişmanlık noktasına iteceğinin farkına varmaktır. Ne kadar yemek yiyebileceğinizi bilmenin tek yolu, mide fesadına uğrayıp hasta oluncaya kadar yemektir. Böyle bir şeyi pek az kişi dener; çünkü yemek ne kadar güzel olursa olsun, kusmak insanı bir o kadar kötü yapar. Fakat bazı nedenlerle iş dünyası ve yatırımda aynı mantık geçerli değil. Çoğu kişi daha fazlası için uğraşmayı sürdürüyor ve ancak her şey mahvolduğunda ve durmak zorunda kaldığında buna son veriyor. Kazanç potansiyeli ne olursa olsun riske asla değmeyecek birçok şey vardır. Aile ve dostlar paha biçilemezdir. Sevdikleriniz tarafından sevilmek paha biçilemezdir. Mutluluk paha biçilemezdir. Ve bütün bunları elinizde tutmanın tek yolu, zamanı geldiğinde, onlara zarar verecek risklere girmekten vazgeçmektir. Warren Buffett'in 84.5 milyar dolar olan net varlığının 81.5 milyar doları 65 yaşından sonra geldi. Bu adamın servetinin sebebi iyi bir yatırımcı olmasından değil, çocukluğundan beri iyi bir yatırımcı olmasından kaynaklanmıştır. Buffet ilk yatırımını 10 yaşında yaptı. 30 yaşına geldiğinde servetinin net değeri 1 milyon dolardı. Buffett 60 yaşında emekli olup torunlarıyla vakit geçirmek isteseydi net geliri 11.9 milyon dolar olurdu. %99.9 daha az. Kapitalizm zordur. Ancak bunun nedeni, para kazanmanın ve parayı elde tutmanın iki farklı beceri olmasıdır. Para kazanmak risk almayı, iyimser olmayı ve kendinizi ortaya koymayı gerektirir. Ancak parayı elde tutmak, risk almanın tam tersini gerektirir. Alçakgönüllü olmayı ve elde ettiğiniz şeyin aynı hızla sizden geri alınabileceğinden korkmayı gerektirir. Planlama önemlidir, fakat her planın en önemli kısmı, planın plana uygun gitmeyebileceğini planlamaktır. Mantık şudur, sonuçların büyük bölümü, az sayıda birkaç hadisenin oluşmasına bağlıdır. Walt Disney 400'e yakın çizgi film çekmiştir ve milyonlarca dolar servet batırmıştır. WD'yi kurtaran 83 dakikalık Pamuk Prenses olmuştur. 1938 yılının ilk altı ayında, şirketin kazandığı paranın tamamından daha fazla kazanmışlardır. 2004 yılından 2014 yılına kadar 21.000'in üzerinde girişime yatırım yapan bir firmanın istatistiği şöyle; Yatırımların %65'inde para kaybettiler. %2,5'i 10 ile 20 kat arası kazandırdı. %1'i 20 kattan fazla getiri sağladı. %0.5'i 50 kat veya daha fazla kazandırdı. 21.000 şirketin sadece 100 tanesi. Warren Buffett, Berkshire Hathaway'in 2013 yılındaki hissedarlar toplantısında konuşurken, hayatında 400 ila 500 hisseye sahip olduğunu ve parasının çoğunu bunların 10 tanesinden kazandığını söylemişi. "Berkshire'ın en iyi yatırımlarından sadece birkaçını çıkarırsanız, uzun vadeli performans sicili oldukça ortalamadır." Berkshire Hathaway BinasıBerkshire Hathaway Binası Berkshire Hathaway Binası Zamanı kontrol etmek, paranın ödediği en yüksek kar payıdır. İstediğinizi, istediğiniz zaman, istediğiniz kişiyle, istediğiniz sürece yapabilme yeteneğine paha biçilemez. Bu, paranın ödediği en yüksek kar payıdır. Campbell mutluluğun en güçlü ortak paydasının basit olduğunu söylüyor ve bu şöyle özetliyor: Kişinin yaşamının kontrolünü elinde tuttuğu yönünde güçlü bir duyguya sahip olması, hayata dair dikkate aldığımız nesnel koşulların hepsinden çok daha güvenilir bir yordayıcıdır. Güzel bir araba kullanan birini gördüğünüzde nadiren, "Vay canına, şu arabayı kullanan adam pek havalı" diye düşünürsünüz. Bunun yerine genelde "Vay canına, o araba benim olsaydı ne hava atardım!" türünden bir düşünce geçer aklımızdan. İnsanlar genelde, zenginliğin başkalarına "beğenme ve hayranlık duyma" sinyali vermesini isteme eğilimindedir. Ama gerçekte o diğer insanlar, zenginliğin gıpta edilecek ve hayranlık duyulacak bir şey olduğunu düşünmediklerinden değil, sizin zenginliğinizi kendi beğenilme ve hayranlık görme arzuları için bir ölçüt olarak kullandıklarından, genellikle size hayran olmayı pas geçerler. Pahalı araba, saat ve benzeri takıntılar aslında diğer insanların sana saygı ve hayranlık duymasını istemenden kaynaklanıyor ve pahalı şeylere sahip olmanın bunu getireceğini düşünüyorsun. Zengin insanlar pahalı arabalarını bu motivasyon yüzünden alırlar. Ama onları umursamadığımı, hatta fark etmediğimi biliyorlar mıydı? Benim sadece arabaya aval aval baktığımı ve kendimi sürücü koltuğunda hayal ettiğimi biliyorlar mıydı? Aslında sürücüyü bir an bile aklımızdan geçirmeyiz. Saygı duyulmasını ve size hayranlık duyulmasını istiyorsanız, alçakgönüllülük, nezaket ve empati, beygir gücünün asla vermeyeceği kadar saygınlık getirir. İnsanlara ne kadar çok paranız olduğunu göstermek için para harcamak, paranızı azaltmanın en hızlı yoludur. Servet, sizin göremediklerinizdir. Servet, satın alınmamış güzel arabalardır. Satın alınmamış elmaslardır. Takılmamış saatler ve giyilmemiş kıyafetlerdir. Çoğu insan milyoner olmak istediğini söylediğinde, aslında "Bir milyon dolar harcamak istiyorum" demek istiyor olabilir. Ve bu, kelimenin tam anlamıyla milyoner olmanın tam tersidir. Zengin hissetmenin en hızlı yolu, gerçekten güzel şeylere çok para harcamaktır. Ama zengin olmanın yolu, olan paranızı harcamak, olmayanı harcamamaktır. Zengin insanları fark etmek zor değil. Genellikle de tanınmak için ellerinden geleni yaparlar. Ama varlık, saklıdır. Harcanmamış gelirdir. Varlık, daha sonra satın alınacak bir şey için bugün elinizde olan opsiyondur. Belli bir gelir düzeyini geçtikten sonra ihtiyaç duyduğunuz şey, sadece ego tatminidir. Materyalizm düzeyinni oldukça düşük tutmayıp çok fazla harcama yapmak, çoğunlukla egonun gelire yaklaştığını yansıtır. Birikim, daha az harcamakla elde edilir. Daha azını arzu ediyorsanız, daha az harcayabilirsiniz. Ve başkalarının sizin hakkında ne düşündüğünü daha az umursarsanız, daha azını arzularsınız. Zamanınız ve seçenekleriniz üzerinde daha fazla kontrole sahip olmak, dünyanın en değerli para birimlerinden biri haline gelmektedir. Beş yaşındaki her çocuk traktör sürmek ister. Sonra büyürler ve traktör sürmenin o kadar iyi olmadığını fark ederler. Hukukçu olmayı isterler, günün sonunda çok çalışır ve hukukçu olurlar. Sonra, hukukçu olarak o kadar uzun çalışma saatleriyle karşılaşırlar ki, ailelerini nadiren görürler. Böylece, belki de esnek çalışma saatleri olan daha düşük bir işe girerler. Psikologların geçmişin sonu yanılsaması dedikleri bir eğilim var; İnsanların geçmişte ne kadar değiştiklerinin keskin bir şekilde farkında olmaları, ancak kişiliklerinin, arzularının ve hedeflerinin gelecekte ne kadar değişebileceğini hafife almalarıdır. Hepimiz, bir yanılsama içerisinde yol alıyoruz; geçmişin, kendi kişisel geçmişimizin şimdi sona erdiğine, olmamız gereken kişi olduğumuza ve yaşamımızın sonuna kadar da böyle olacağınıza dair bir yanılsama yaşıyoruz. Çok düşük bir gelirle mutlu olacağınızı varsaymak veya yüksek gelir peşinde, bitmek bilmeyen saatler boyunca çalışmayı seçmek, günün birinde kendinizi pişmanlık noktasında bulma olasılığınızı artırır. Kariyerlerine henüz sırf 18 yaşında, üniversitede ne okuyacaklarına karar verirken o alanı seçmiş oldukları için bağlı kalmak zorunda olup sürünen insanlar, en kötü durumda olanlardır. Geçmişin sonu yanılsamasını kabul ettiğinizde, henüz içki içme izninizin bile olmadığı yaşta seçtiğiniz bir işten, Sosyal güvenlik kapsamında emekliliği hak edecek yaşa geldiğinizde hala keyif alma ihtimalinin düşük olduğunu fark ediyorsunuz. Risk, her şeyi düşündüğünüzü sandığınızda geriye kalanlardır. İşler yolunda giderken alçakgönüllü, ters gittiğinde ise merhametli ve affedici olmak için elinizden geleni yapın. Yatırımcı olarak daha iyisini başarmak istiyorsanız, yapabileceğiniz en güçlü şey zaman ufkunuzu genişletmektir. Birçok şeyin yanlış gitmesini sorun etmeyin. Zamanın yarısında yanılabilir, buna rağmen bir servet kazanabilirsiniz. Parayı zamanınız üzerinde kontrol geliştirebilmek için kullanın. Sempatik olun ve gösterişe rağbet etmeyin. Tasarruf edin. Siz sadece tasarruf etmeye bakın. Başarının maliyetini tanımlayın ve onu ödemeye hazır olun. Çünkü değerli hiçbir şey bedava değildir. Hata payı ilkesine saygı gösterin. Finans konusunda uç kararlar almaktan kaçının. Riski sevin, çünkü zamanla karşılığını verir. Fikir kargaşasına ve farklı görüşlere saygı gösterin. aslında bilgehanreads.com 'da paylaşıldı. instagram: 1000kitap.com/bilgehanreads
Reklam
312 syf.
·
9 günde
·
Puan vermedi
Davranışsal ekonomi/finans okumalarınızda eksik etmemeniz gereken bir kitap. Ancak genellikle benzer durumları farklı farklı bölümlerde ele alarak uzun tutmuş hissi veriyor. Kitap 20 bölümden oluşuyor ancak toplam iki elin parmakları kadar prensip vardır. Ancak yazarın prensipleri anlatmak için seçtiği hikayeler çok yerinde. İçerisinde çok fazla yatırım muhabbeti geçiyor ve özellikle sonlara doğru bayması olağandır. Kitabın prensiplerini üç kelimeyle de özetleyebiliriz; Tasarruf, sabır (bileşiklenme), kader (şans ve riske saygı).
312 syf.
·
22 günde
·
Puan vermedi
Para kazanıp harcayan herkesin okuması gereken elzem bir kitap. (İnceleme bu kadar parantez içi inceleme için gerekli olan 150 karakteri doldurmak için yazılmıştır.)
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42