Ben bir oyuna dalmışken annem sefertasını uzattığında birden neşem kaçar, gözlerimde ihtiyarlığın uzayıp giden o ıssız dehlizi açılırdı: Cirit atan fare yavruları, buz gibi ev, çatlak gözlük, iple bağlanan pantolon ve diğer her şey bir yana; yapayalnızlık, o sürekli genişleyip koyulaşan yapayalnızlık. Onu o halde görmeye dayanamazdım. Kararımı çoktan vermiştim: İhtiyarlamadan ölecektim, tenim kırışmadan, gençken.