Ona göre yaşam, sorgulamayla başlar. Ancak her sorgulama yeni bir çatışmayı ve her çatışma yeni bir sorgulamayı göze alacağı kapı aralarını aralar. Yirmi altı yaşından, otuz altı yaşına değin araladığı bu kapı boşluklarında yaşar. Gençliğini kapsayan bir kesit 12 Eylül faşist diktası tarafından sökülüp alınmıştır. Samsun Amasya ve Bartın cezaevlerinde kalır. İki sene Tokatta sürgüne gönderilir. Bu sebeple sokağı çok sever. İlk romanı ‘Çıkmaz Sokak’ 2010 yılında yayınlanır. Taksimde Gezi olaylarına benzer bir başkaldırışın öyküsü konu edinen felsefi ve fantastik bir romandır. İkinci romanı Duvar ise 2014 yılında okuyucusuyla buluşur. Sol gazetesi bunu manşetten haber yapar. Romanları; sokakta, derneklerde, radyolarda ve kısıtlı da olsa televizyonlarda çıkar. Ankara Yüksel caddesinde bir masa atarak kitaplarını tanıtır. Sanat ve Hayat’ın yeniden yayın hayatına girmesiyle yazarlığa bu dergide devam eder. Anlattığı öyküler sokağın direniş öyküleridir. Onu, Cumartesi annelerinde ve barikatların savunmasında görebiliriz. “Her türlü devlete”, otoriteye, diktaya karşı, sokağın gücünü savunur. Ona göre bedene bulaşmamış bir isyan, özgürlüğün prangasıdır.
Aynada kendine bakmaktan utanan bir kadınla öpüşün mü hiç? De bana. Bir sırtlanla aynı kuyudan su içtin mi? Mezarlıkta bir çocuğun ölümünü tehir edebildin mi? Yok. Ama keyfince ölüme adım atan birine hesap sormak kolayına geliyor değil mi?