Mustafa Ateş

Mustafa Ateş

YazarÇevirmen
9.7/10
16 Kişi
·
18
Okunma
·
3
Beğeni
·
677
Gösterim
Adı:
Mustafa Ateş
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Karaman
Mustafa Ateş, Karaman’ın Başyayla ilçesinde doğdu.
İlköğretimini Konya’da, lise tahsilini Ankara Aydınlıkevler Lisesi’nde tamamladı. Üniversite eğitimine Almanya’da devam etti. İlk şiir kitabı “Ok ve Yayın hikayesi” 2010 yılında yayınlandı. İlk romanı “Ümidim biterken başlar” Haziran 2015 de okuyucuları ile buluştu.
Nasıl olurdu!
Gözlerinden tüm çehresine dağılan o çekiciliğini hangi renk verebilirdi!
Hadi diyelim gülümserken çizdiniz tatlı yüzünü, ya o gizemli gizemli bakarken, ya da kelimelerin ifade edemediği soruları bakışları ile sorarken nasıl çizecektiniz?
Kasvetli akşamlarım, tükenmez gecelerim olurdu. Üşürdüm. Puslu sabahlara uyanırdım. Asırlık günlerim olurdu, bocalardım. Gel-gitlerim çoğalırdı meçhule, anlaşılmaz bir hal alırdım. Engin okyanuslarda rotasını kaybetmiş bir yelkenli olurdum, dolanırdım. İstikametsiz savrulurdum dipsiz boşluklara…
Anlatamazdım!
En yakınlarıma bile anlatamazdım içimdeki suskunlukları. Kopmaya yeltenen kıyametleri anlatamazdım. Savrulan dağları, devrilen kuleleri, yerle yeksan olan gönülleri anlatamazdım. Kanadı kırık kuşları görürdüm. Uçmak için her çırpınışlarında duydukları acıyı hisseder, her yere çakılışta tazelenen ümitlerini bilirdim. Anlatamazdım.
Hayat akar bir nehir misali…
Her şeye rağmen akar. Enginlerde hızlanır, savrulur; düzlüklerde tökezler, yavaşlar. Ama akar. Umman'a kavuşma arzusu her damlacığının ruhuna inmiştir. Unutmaz, vazgeçmez, akar. Gün olur ısınır zerrecikleri, gün olur yüzü buz tutar ama akar. Engeller yıldıramaz onu. Kayalar, yosunlar hedefinden saptıramaz. Bir vuslat şarkısı tutturur yorulunca, davranır, canlanır, şırıldar, akar.
Dilimizde başlayan sığ yozlaşma bu köylere kadar geleme¬mişti o yıllarda. Büyük şehirlere inat bizim kelimelerimiz dökü¬lürdü köylülerin çatlamış dudaklarından. Bardağa “kupa”, göm¬leğe “işlik”, merdivene “kepengi” denirdi. Fransızcadan geçen “balkon” kelimesi kullanılmaz, “çelen” diye tarif edilirdi evlerin üstü kapatılmamış yazlık bölümleri.
İşte o an görüverdim sağ şeritten, sağa sola yalpalayarak ge¬len o kırmızı arabayı. Uğultulu sesler çıkarıyor, hızla durağa doğ¬ru yaklaşıyordu. Etrafıma bakındım. Yaklaşan dehşeti, korkutan akıbeti tahmin ettim. Ellerim soğudu, gözlerim şimşek hızıyla bi¬ricik evladımı aradı.
Çarpmanın çıkardığı o korkunç gürültü, inlemeler, bağırışma¬lar bu tarafta duyabildiğim son seslerdi. Gözlerim açıktı. Kulaklarım hiçbir şey işitmese de, gözlerim görüyordu. Araba ile durağın ara¬sında incecik kalmıştım.
FÂNİ

Bakınca oldu herşey,
bakışınca
Ekranlar eskidi,
Çehreler
Sineler
Maskeler eskidi..

Başa döndüm,
En başa!
Nağmeler, soluklar eskidi..
Şarkılar eskidi.

Görülmemiş rüyalarım,
Biçilmemiş kaftanlarım,
Sayıklanılmamış ümitlerim eskidi..
Hayıflanılmamış pişmanlıklarım eskidi.

Hayranlıklarım kök saldı
Uzadı
Uzandı
Uyandı
Filizlendi
Bekledi
Eskidi…
KÖRLERİN HİKAYESİ

Annesi “Küçük!“, dedi
Babası “Çocuk!“ , dedi
Yüreği bir dev oldu,
Yeter artık “Çık!“, dedi…

Hocası “Yetmez!“ dedi
Patronu “Etmez!“ dedi
Benliği iblis oldu,
Ne bulursan “Yık!“, dedi,
Ne görürsen “Yak!”, dedi..

Bir melek gördü sonra,
Ceylan gözlü bir melek,
“Sen bende varsın!“, dedi
”Her şeyi bırak!” dedi,
”Yalnız beni gör!” dedi,
”Yalnız bana bak!” dedi..

Mayıs 2014
304 syf.
·17 günde·Puan vermedi
1965 yılında Hindistan (Hayradabad)’ daki Osmaniye Üniversitesi Yeni Felsefe Kürsüsü Profesör Abdu’l-Bari en-Nedvi tarafından kaleme alınan bu kitap kendisinin hocası olan Şeyh Eşref Ali et-Tehanevinin Tasavvuf ve Din hakkındaki düşünce ve fikirlerinden oluşmaktadır.
Kitabın orijinal dili Urducadır, daha sonra Arapçaya çevrilmiş ve son olarakta Mustafa Ateş tarafından Arapçadan Türkçeye çevrilip biz okurlara sunulmuştur.
Bu kitap “sofinin mezhebi yoktur, o dini kayıtlarla bağlanamaz” gibi batıl sözlerin ve fasit hükümlerin tamamen karşısındadır. Eserin müdafaa ettiği daha açığı seyr ü süluk yolunda ileri sürdüğü yenileştirme fikri, Kitap (Kur’an-ı Kerim) ve Sünnet gibi iki sağlam esasa dayanan İslami Tasavvufun, bir takım ruhi ve nefsani infialler olmayıp tamamen ef’al ve harekat olduğu hususudur.
Tasavvuf hakkındaki yanlış bilgiler ve düşünülenlerden kurtulmak maksadıyla okunmasını öneriyorum..
Okuyunuz efendim..
400 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kesinlikle okunması gereken kitaplardan. İki kez okudum ikisinde de aldığım tat farklıydı. Olayların anlatımı yalın ama bi o kadar da sürükleyici.. Kurgusuyla, diliyle, hiç duymadığınız hikayeleri ile harika bir kitap AŞK' ın asıl anlamını anlıyorsunuz..
400 syf.
·Beğendi·9/10
Tayinimi alır almaz yollara düştüm. Haydarpaşa’dan bindiğim Meram Ekspres’i salına salına, umursamaz bir şekilde ilerlerken yolculuk için aldığım gazetelere yumuldum. Ülkedeki siyasi çekişmelerden, cinayet haberlerinden, uydurulmuş olduğunu bildiğim ‘’burcunuz’ bölümüne kadar tek tek okudum boya kokan sayfaları. Çengel bulmacaların en absürt sorularını çözdüm. Yine de bastıramadım ellerimi titreten heyecanımı. Tedirgindim!
Detaylarını hiç düşünmemiştim yeni hayatımın!
400 syf.
·9/10
Daha önce hiç tanıdığınız birinin yazdığı herhangi bir kitabı okuduğunuz oldu mu? (Ben yazınca bir tane, olacak:)) Benim oldu. Aslında yazarın(Mustafa Ateş) kendisini doğrudan tanıdığım söylenemez ancak yeni tanışmama rağmen çok sevip değer verdiğim bir arkadaşımın kuzeni yazmış bu sizi içine içine çeken romanı. Şöyle ki..

Kitabın arka kapağında bir açıklama var diyor ki: “Bu roman, çok boyutlu olarak yazılmıştır.” Bu cümleyi okuyunca herhalde dedim roman kahraman(lar)ının yaşadıkları, olay örgüsünde anlatılırken zaman kaymaları olacak; olsa olsa en fazla 2-3 kişi bir geçmişe bir günümüze gelip gidecekler. Yok hiç de benim düşündüğüm gibi değildi. Nereden baksanız bir 10 kişi var romanda ve yazar öyle ustaca bağlamış ki bu 10 kişinin hayatlarını birbirine, daha iyisi olamazdı diyorsunuz. İşin güzel yanı, bu kadar çok ismin olduğu bir kitapta bu kimdi şu kimdi diye bir kere bile geriye dönmenizi gerektirmeyecek kadar net her şey. Kurgusu bu denli kuvvetli bir kitabın vermeye çalıştığı en net mesaj da isminde zaten: Ümidim biterken başlar..

Tam artık her şey bitti dediğimiz anda bile, içimizdeki ufacık bir ümit kırıntısının bizleri nasıl dayanmaya, tekrar çabalamaya, ayakta tutmaya çalıştığının örneklerini yüreğinizin bam teline dokunacak bu hayatlarda göreceksiniz.

Bir şekilde temin edin, okuyun derim.

Sevgiler:)
400 syf.
·Beğendi·9/10
Son aylarda okuduğum en akıcı romanlardan biri…
Okumayan arkadaşlara tavsiye edebilirim. Hem genel kültürünüze katkı sağlayacak, hem de heycanlandıracak. İki sokak çocuğunun hayat hikayesini anlatıyor. Bir de köyün güzelliklerini çok anlatmış.
400 syf.
·Beğendi·10/10
Dilimizde başlayan sığ yozlaşma bu köylere kadar gelememişti o yıllarda. Büyük şehirlere inat bizim kelimelerimiz dökülürdü köylülerin çatlamış dudaklarından. Bardağa “kupa”, gömleğe “işlik”, merdivene “kepengi” denirdi. Fransızcadan geçen “balkon” kelimesi kullanılmaz, “çelen” diye tarif edilirdi evlerin üstü kapatılmamış yazlık bölümleri.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Ateş
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Karaman
Mustafa Ateş, Karaman’ın Başyayla ilçesinde doğdu.
İlköğretimini Konya’da, lise tahsilini Ankara Aydınlıkevler Lisesi’nde tamamladı. Üniversite eğitimine Almanya’da devam etti. İlk şiir kitabı “Ok ve Yayın hikayesi” 2010 yılında yayınlandı. İlk romanı “Ümidim biterken başlar” Haziran 2015 de okuyucuları ile buluştu.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 18 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 25 okur okuyacak.