kalbi büyüyen adam'ın öyküsü başladığında sıradan bir adamın sıradan bir mahallede gayet sıradan bir günden sıradan bir kesit vardır. süpermarketten çıkan ve elindeki poşetleri sallaya sallaya evine giden, orta yaşlardan biraz daha geçkin olduğuna dair küçük izler barındıran bu adam, bir anda kalbinin büyüdüğünü hisseder.
bu his, daha çocukken ufuk çizgisinin uzaklığından duyduğu şaşkınlık ve annesinin bu ufuk çizgisini aramak için evden ayrılacağı korkusuyla eş bir histir.
kalbi büyüyen adam kalbinin büyümesi durumunda endişelenecek bir şey görmez çünkü bir kalp ne kadar büyük olursa o kadar çok kişiyi sevebilir. aynı zamanda bu kadar büyük bir kalple insanlığın geçmiş ve gelecek tüm acılarını kucaklayabilecektir.
kalbi gittikçe büyümeye devam eder ve evdeki eşyalar düşüp kırılır. bu kadar büyük bir kalple herkesi ve her şeyi sevebileceğini düşünürken büyüyen kalbi kapıları kırıp dışarıya taşar. komşuları polisi çağırırken kalbi büyüyen adam da ''kalbime sarılın'' diye bağırır ve herkesi kucaklamak ister. ancak ''kendi hiçliklerinin dahi farkında olmayan komşular'' oradan uzaklaşır.
büyümeye devam eden kalp, sokakları kaplamaya başladığında yetkililer kalbi durdurmaya karar verir. o anda bile iyimserliğini kaybetmeyen ve sevginin kazanacağına inanan kalbi büyüyen adam, öldürüldüğü yere ''dünyanın neresine gidilirse gidilsin, çekilen acılar ve sevginin asla değişmediğini hatırlatacak'' bir heykelinin dikilmesini arzulamıştır.
ancak ne heykel dikilir ne de bu kalp hatırlanır.