Allah (c.c.)'ın yeryüzünde halîfe yaptığı insanoğlunun, hem şirkten uzak durması hem de kendi keyfine göre değil, hakka göre (hak ile) hükmetmesi gerekir.Zira O'nun hükümlerini yürütmekle görevlidir. Hz. Adem'in yaratılış hikmeti de budur. Ancak hevâya tâbi olmak ise, nefsin arzusu arkasından gitmek, keyfe göre hükmetmektir ki bu, insanı Allah (c.c.)'ın yolundan şaşırtır, saptırır. O zaman bunu yapan ve Firavun gibi hüküm yetkisini kendinin zannederek Allah (c.c.)'ın hükümlerini hiçe sayan için çok şiddetli bir azap vardır.
Zan ile, hakikati bildiren gerçek ilmin temelde zıtlaşmasında şirk ve putperestlik sorunu vardır. Buna ilâveten hevâ daima zan, istikbâr (kendini beğenme) ve bilgisizlikle beraberdir; bunlar onun yardımcılarıdır.