Nesrin Arman

Nesrin Arman

Çevirmen
7.9/10
13 Kişi
·
48
Okunma
·
0
Beğeni
·
71
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
128 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Kitabı anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Kadınlarla yatıp kalkma isteğimiz, doyumsuz arzularımiz yüzünden başlayan bir işkence zulüm zalimlik maldan öteye değersizlik güryani içinde kalmış fahişelik yapan kadınlardan mi , asıl namussuz kalmış erkeğin kendini korumak için namus tabelasını yüklediği kadınları nasıl eleştirdigi ve hor gördüğünü mu bilemiyorum.

Neyse kitaba biraz gelecek olursak kitap fahişeligin ilk çıktığı yunan kültüründen başlıyor daha sonra getirdiği paralar doğrultusunda kilisenin elinde nasil artıgini , batıya nasıl yayıldıgi , kadınlara çektirilen eziyeti .hiç bir şekilde insan yerine konulmaması üzerine başlayıp gününüz dönemine kadar fahişelik , travesti , genelevi, teleevleri ele almış diyebiliriz.

İnsanlığından utanmak isteyen erkeklerin, Kendicinslerinin çektiği acılara gözyuman kadınların ve fahişelerin de insan olduğunu öğrenmek isteyenlerin okumasını tavsiye ediyorum.
128 syf.
·2 günde·7/10
İkinci baskısında Türkan Saylan ve Engin Aydın'ın da ek yazıları ve röportajlarda bulunduğundan bu kurumun ülkemizdeki boyutundan da bir şekilde haberdar olunuyor.
Konunun bir şekilde iktidar ve dini kurumlarla ilişkilere kadar varmasını hayretle izliyorsunuz.
Diğer yandan kadın haklarıı kazanımlarının bir kısmının da yine bu kurum içinden çıkan aktivistlerce kazanılmış olduğunu da unutmamak lazım.
Kitapta bahsedilmemiş ancak Paris'te duymuştum "Paris metrosunda Cezayirli işçilerinki kadar Parisli fahişelerin de emekleri vardır" diye. Devlet tarafından çalıştırılan fahişeler gündüz çalışıp ücret ödenilen Cezayirli işçilerden parayı Parisli Fahişe'ler geri alınmasına gönderme yapılıyormuş. Kadının sömürüsüyle metro yapımı. İnsan haklarında en ileri yerlerdeki durum bu.
128 syf.
·7 günde
Bu kitaba yapılacak incelemeye, mutlaka yazarının şu cümleleriyle başlamak ve kitapla ilgilenenlerin de bu cümle sonrasında kitabı okuyup okumama üzerine düşünmeleri lazım. "Ben bir tarihçi değilim ve bunun için de özür dilemem gerekmiyor. Geçmişe ipotek koyan akademik beyaz erkek tekelini sona erdirmek için her birimizin araştırmalar yapıp değişik biçimlerde öğrendiğimiz öyküleri, kişisel olaylara dayanan ve politik olanla harmanlayarak anlatmamız gerektiğine inandığımdan sıvandım bu işe."

Batı Avrupa'yı anlatmakta bu kitap. Ticari fuhuşun M.Ö. 504 Atina'ya kadar uzandığı gerçeğiyle başlar. Tıpkı bundan yalnız 50 yıl öncesinde "Kimi suçlar ispatlanamazdı," diye düşünmek gibi, bize ulaşmayan ne çiğlikler yaşandı kim bilir o yıllarda. Barbarlığı -ki kelime kökeni sakaldır esasen ama dilini anlamadıkları kişilere kullana kullana böyle kalmıştır- Doğu'ya yakıştıran Batı toplumunun ikiyüzlülüğünü ortaya serer. İngiltere'de 1882'de, Lordlar Kamarası fahişelerin haklarını savunanların baskısı ve fazla sert-insan haklarına aykırı yapılan cinsel muayene sebebiyle hazırladığı raporda cinsel ilişkiye rıza yaşını 16'ya yükseltmeyi teklif etmiş örneğin.

Bütün toplumlarda yıkılması gereken, reşitse ve akli dengesi yerindeyse kimsenin karışmaması gereken konularda kafa açan bolca örnek verir. Victoria Devri bu konularda uygulanan yasaklarıyla bilinirken arka planda en çok genelev bulunan ve hem devletin hem de kilisenin en çok para kazandığı dönemlerden biri mesela.

Kadınların acılarını sömürerek güç kazanmayacağız, kadınların acı çekmesine engel olup bütün insanlara insan olmaları sebebiyle değer vereceğiz. Elbette değer vermeye değerlerse. Son olarak: 17.yüzyılın şakası "kadının iffeti erkeğin en büyük uydurmacasıdır," doğru bir söyleyiştir. (syf 13.)
128 syf.
İlginç bir kitap aslında. Bilimsel veriler kullanılmış. Fakat kitabı araştırmacı yazar yazmış. Bir akademisyen değil.
Kitap fahişelik üzerine kronolojik bir izlek sunmaya çalışıyor. Yapının bu "sapkın"lık adı verilen kısmında aslında fahişelik ve tecavüz korkutmasının erkekleri nasıl güçlü kıldığını da anlatan yazar, tecavüz kurbanları ve fahişelerin yasalarla nasıl savunmasız hale getirildiklerini olay ve olgularla açıklamaya çalışmış.
128 syf.
·Puan vermedi
Arka kapaktan şu sözler, aslında kitabın içeriğini özetlemeye ve giriftlikleri göstermeye yeter:

Solon, genelevleri işletmeye açtığı için "devletin kurtarıcısı" ilan edildi. Çağdaşları tarafından, bir "velinimet", kötülükleri ve kargaşayı önleyen bir adam gibi görülerek övgüler yağdırıldı.

...

Fahişelik ve tecavüz korkutması erkekleri hep güçlü kılar, çünkü onlar psikolojik tepkilerimizden sosyal konumumuza, şiddeti çevreleyen tüm mitlere kadar fahişelerle ilgili her şeyi sıkı denetim altında tutarlar. Tecavüz kurbanları ve fahişeler onların yasalarıyla savunmasız hâle getirilmişlerdir. Erkekler her ikisini de "kirletilmiş" olarak değerlendirirler. Cinselliğin ticareti saygıdeğer aileye kalkan olsun diye yapılıyorsa, o hâlde saygıdeğer aileyi yerle bir etmenin tam zamanı, bir bakireyi korumanın bedeli bir fahişeyse demek ki bir daha asla bakireler olmayacağız, asla ve asla iffetli davranmayacağız.

-Jess Wells

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 48 okur okudu.
  • 62 okur okuyacak.