Nihat Gökmen

Nihat Gökmen

YazarEditör
8.5/10
4 Kişi
·
10
Okunma
·
1
Beğeni
·
805
Gösterim
Bütün insanların korktuğu şeyler vardır. Bu korkuları gidermek çoğu zaman olanaklı değil. Bazen ömür boyu sürerler. Kimisi rüzgârdan, birileri yıldırımlardan, bir başkaları kurbağalardan korkar..
Konuşurken nezaketimizi takınmalıyız. Karşımızdakini incitmeden ve üzmeden konuşmalıyız...

Her konuyu güzellik içinde konuşabiliriz.
O zaman problemlerimizi çözebiliriz.
Atasoy Öğretmen, çocukları karşısına alarak:
-Bu kitapları neden aldığımı anladınız mı?
Fırat, şüpheli bir tavırla:
-Öğretmenim, yakınlarınız için almış olabilirsiniz.
Atasoy Öğretmen:
-Bana en yakın olanlar çocuklardır. Anlayacağınız bu kitapları sizler için aldım..
Çoğu zaman cesur olmak gerekiyor. Herkesin bilmedikleri şeyler var. Ancak bilmemek ayıp değil, öğrenmemek bir eksikliktir.
-Baba, neden kendine bir ayna almıyorsun? Bak yüzüne paramparça etmişsin.
-Yavrucuğum her şeye para yetiştiremiyoruz. Bununla yetiniyorum, o kadar olur.
Hayatın iki yüzü vardır; Birisi yaşanır, öteki okunur.

Yaşanan yüzü bir kelebeğin ömrü, okunan yüzü ise insanlığın ömrü kadardır.

Her ikisine birden sahip olmadan; iyi bir insan, akıllı bir birey, evrensel bir insan olamayız.
Atasoy Öğretmen, sevecen bir gülümsemeyle:
- Çatal veya bıçakla yemek zorunda değilsiniz. Burada herkes nasıl rahat ediyorsa, yemeğini öyle yer..

Çocuklar derin bir nefes aldılar. Nihayet yüzleri gülümsemeye başladı. Atasoy Öğretmen kopardığı kebabı lavaşa sararak dürüm yaptı.  Dürümünü ısırarak iştahla yemeye başladı. Çocuklar gördükleri bu manzaraya beklemeden katıldılar.
Öte yandan pamuk şeker yemekte olan çocukları izleyenler sık sık yutkunmaktaydılar. Paraları olmasa da umutları vardı.
Ben kızımı çok seviyorum! Sana akşam çok kızdım,ama bu senin iyiliğin içindi.. Bazen istemeyerek de olsa birbirimizi kırabiliriz..
Seni çok sevdiğimi hiçbir zaman unutma Anlaştık mı?
Arzu:
Bunlar Çukurova'nın en zehirli akrepleri.

Eylem:
Çok çirkin ve iğrenç görünüyorlar!

Cansu:
Bunlar olmasa ne güzel olur.

Fırat:
Bunlar da gerekli. Doğada her canlının bir yeri ve görevi vardır. Biri olmayınca birçok şeyin dengesi bozuluyor... Bütün canlıları korumamız, onların yaşam haklarına saygı duymamız gerekir.
120 syf.
Okuduğum şehirde kitap fuarına gittiğimde tesadüf eseri karşılaştım kitabın yazarıyla. Oysa tek derdim hızlıca daha önce belirlemiş olduğum bir iki kitap alıp derse geç kalmamaktı. Ama Nihat bey öyle güler yüzlü ve samimiydi ki telaşımı unutmuş onunla sohbete dalmıştım. Kendisinin yazmaya başlaması hakkında merak ettiğim bir kaç soruyu yönelttim kendisine. Tüm samimiyetiyle cevap verdi. Ona bir gün yazar olacağımı söyledim gözleri parladı yüzünde oluşan büyük bir gülümsemeyle sohbetimize devam ettik. Ben onun kitaplarına göz gezdirirken o standa gelen her çocukla ayrı ayrı ilgilendi. Ne muazzam şey sevdiğin işi yapmak. Tüm kitaplarını süzdüm tek tek inceledim. Deniz Görmemiş Çocukları elime alınca yüreğim ısındı. Bende deniz görmeden büyüyen bir çocuktum. O yüzden kararımı vermiştim. Nihat beyle kitap üzerine biraz konuştuktan sonra bana ufak bir not yazarak imzaladı kitabımı. Daha sonra tekrar iletişime geçmek üzere ayrıldım. Aceleyle okula gitmek için minibüse bindim.İçim içime sığmıyor hemen kitaba başlamak istiyordum. Ertesi gün hemen başladım ve bir solukta okudum. Beni çocukluk yıllarıma sokakta toz toprak içinde oynadığım zamanlara götürdü. Yalın anlatımıyla hoş samimi bir kitap. Kendimi kitaba o kadar kaptırdım ki ırgatlar pamuk tarlasında çalışırken nemden nefes alamadıklarında benimde soluğum kesildi. Cansu ve Fırat ile beraber bende bisiklet sürmeyi öğrendim. Bende onların sevinçlerine sevindim, üzüntülerine üzüldüm.Kısacası kitapta çocukluğumdan parçalar buldum. Ve Cansu ve Fırat yaşadıkları maceralara sizleri de davet ediyorlar. Bu güzel, samimi daveti geri çevirmek olmaz değil mi?
142 syf.
Sevgili Nihat Gökmen'in okuduğum ikinci kitabı. Yazarla nasıl tanıştığımı bir önceki kitabını incelememde anlatmıştım. Bu yılda yine kitap fuarına gittim. Nihat hocamı buldum konuştum dertleştim. Sonunda bana bir kitap önermesini istedim. Kitap Ağrı da yaşayan bir ailenin ve Ağrı'nın öyküsü. Karın öyküsü. Mine ve Zaferin eğlencelerinin, kitap tutkularının öyküsü.
Dikkatimi çeken bir nokta ise yazarın bir önceki kitabında da olduğu gibi karakterlerde var olan kitap okuma tutkusuydu. Ve öyküyü okuyanı kitap okumaya teşfik etmesi. Yani sevgili Nihat Gökmen çocuklara vereceği asıl mesajı güzel öyküler sayesinde veriyor. Onlara okumanın, araştırmanın ve sorgulamanın ne kadar güzel ve gerekli bir şey olduğunu anlatıyor.
Çok beğendim. Öyküyü hissederek yaşadım sanki. Soğuğu karı ve yaşama sevincini tüm yüreğinizde hissedeceğiniz harika bir öykü kitabı.
142 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Ağrı - Diyadinli olan yazar, 'Kurtların Gölgesinde' kendi doğduğu toprakları işlemiş. Sıcak ve içten bir ailenin bireyleri gözünden yaşananları anlatıyor.

Yaşadıkları yer tezek sobalı, birkaç odalı kerpiç evlerden oluşan ve içerisinde ahırı da bulunan, yılın 8 ayı karla kaplanan, sımsıcak bağların bulunduğu, aile yapısının parçalanmaz bir çekirdek olduğu küçük bir yerdi. Ancak yaşam savaşları büyüktü. Her şeyi elde üretip kullanıyor ve yiyorlardı. Tandırda pişen et ve ekmek, sobada közlenen patates, lahana yapraklarının sohbetin çerezi olduğu, yün kazakların örüldüğü bir ortam. Mutluluğu, hayvanları tımar ederek, karda kızakla kayarak, kardan adam yaparak, buz üstünde misket üterek, okuyarak bulan insanlar.

Bir kurt sürüsünün kovalamasıyla başlayan öykü, Zafer'in ve Mine'nin betik okuma sevgisiyle harmanlanıp, bildiklerini paylaşarak bilginin gücünü göstermesi, Asi'nin gönül yarasıyla, yörenin çocuklarının yaramazlık ve oyunlarıyla, atla yaptıkları gezi ve yarışla, kaplıca eğlencesiyle ve ara sıra da başlarına gelen kötü olayların üzerlerinde nasıl etki bıraktığıyla sürüp gidiyor. Batılın bilime değiştiği, üfürükçünün doktorun yerine kullanıldığı ancak sonunda doğruyu ayırt ettikleri bir ortam. İçten, duygulu, yalın anlatımlı bir betik. Hele o yöresel lezzetleri okurken iştahınız kabarırken, her şeye rağmen içlerindeki sevginin bitmemesi sizin de içinizi ısıtıyor. Ama o betondan PTT binası ve kara dumanı da bir o denli iç buruyor. Sanki güzelim bir yağlıboya tablonun üzerine ayakkabı boyası ile kara çalınmış gibi. Yine de bozamıyor o içtenliği. Sıcak bir duygu hissetmek isterseniz okumanızı öneririm. Güzeldi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nihat Gökmen
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 10 okur okudu.
  • 7 okur okuyacak.