Nilhan Osmanoğlu

Nilhan Osmanoğlu

Yazar
8.6/10
7 Kişi
·
18
Okunma
·
14
Beğeni
·
909
Gösterim
Adı:
Nilhan Osmanoğlu
Tam adı:
Nilhan Sultan Osmanoğlu
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1987
Osmanlı hanedanının hayattaki 15 kadın üyesinden (sultan) biri olan Nilhan Osmanoğlu 1987 İstanbul doğumlu. Babası Orhan Osmanoğlu Şam, dedesi Harun Osmanoğlu Cünye-Lübnan'da doğdu. Harun Efendi'nin babası Şehzade Mehmed Abdülkerim Efendi ile Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın en büyük oğlu olan dedesi Mehmed Selim Efendi, hanedanın 1924'de yurt dışına çıkarıldığında Beyrut'a gittiler. Mehmed Abdülkerim Efendi, Şam'da evlenip 1930 ve 1932 doğumlu iki çocuğunu küçük yaşta yetim bırakarak 1935'te hayatını kaybetti. Mehmed Selim Efendi'nin de 1937'de vefatından sonra, Harun Osmanoğlu'nun annesinden başka kimsesi kalmadı. Uzun sürgün yılları süresince yad ellerde hayat mücadelesi veren aile, 1974'de hanedan üyelerinin vatana dönmelerine izin verilmesinden hemen sonra Şam'dan İstanbul'a geldi. Lefke Avrupa Üniversitesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü mezunu olan Nilhan Osmanoğlu, Orhan Osmanoğlu'nun en büyük çocuğu. 
On üç yaşındaki Sultan, başının üstünde her an kellesini alabilecek bir kılıç dolaştığının farkındaydı.
Ve genç kız, mavnanın iskeleye yanaştığı sırada henüz Konstantinapolis'e adımını atmadan sadece kendisinin duyacağı o sözü mırıldandı:
"Anastasya artık hem Türklerin hemde dünyanın sultanı..."
184 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Anastasya, esirlerin arasından alınıp Bosna Saray'ına getirildiğinde, kaderinin kendi elinde yazılmayacağını anlamıştı. Gördüğü rüyalardan uzak diyarlara cariye olarak gitse de Sultan olup dünyaya ismini Mahpeyker Kösem Sultan olarak duyuracağını henüz bilmiyordu...


1604 yılın Ocak ayının ilk günleri, Sultan Ahmet Han önemli bir karar almak durumundaydı. Babası Mehmet Han, Fatih Kararnamesi ile on dokuz kardeşini katlettirmiş ve kendisi bu olaya çocuk yaşta şahitlik etmişti...


Mahpeyker Kösem Sultan doğurduğu şehzadeler ile sarayın ve Sultan Ahmet Han'ın gözdesi olmuş ve sarayda devlet işleri dahil her konuda fikir yürütmeye başlamıştı. Entrikalar ile dolu saray koridorlarında ne kadar gözde olursa olsun ölüm korkusunu taşımaya alışmıştı...


Valide Safiye Sultan hem güzelliği hem de çevirdiği oyunlar ile Mahpeyker Kösem Sultan'a örnek olduğunun farkına varsa da, hala sarayda onun sultanlığı geçerliydi...


Sultan Ahmet Han'ın ani ölümü ile gelişen olaylar payitahtın ve Valide Safiye Sultan ile Mahpeyker Kösem Sultanı karşı karşıya getirecekti...


Şeyhülislamların kararları,Sadrazam ihanetleri, yeniçeri ayaklanmaları, Mustafa Han'ın tahta çıkışı, Osman Han'ın öldürülmesi, Murat Han'ın devleti yeniden yapılandırması ve İbrahim Han'ın tahta çıkarılışı ve Mahpeyker Kösem Sultan'ın kendi evladına layık gördüğü son; sizi tarihin tozlu yollarında bir gezintiye çıkaracak...


Yazarın dili sade ve akıcı. Olayları özetler şeklinde roman tadında kaleme almış. Bu kitabı almama yazarın dünyada yaşayan on üç Sultan'dan bir tanesi olması sebep olmuştu. Bundan sonra ki eserlerini ise kalemini beğendiğim için alacağım...
142 syf.
·Beğendi·10/10
"İbret almasını bilmeyenler için tarih bir mezar taşı, ibret almasını bilenler için tarih koskoca bir abidedir." diyor Aziz Mahmud Hüdayi hazretleri. Nilhan Osmanoğlu ise 650 yıl hüküm süren Osmanlının, ecdadın hayatından kaybettiklerimizi seriyor gözlerimizin önüne. Edep, Enderun, adap... Hepsi kaybettiğimiz öyle değerli haslet ve sistemler ki ah!larımız birleştiği vakit arşa değecektir. Ulemanın arasında yetişen çocuk 14 yaşında soru sorup, 19 yaşında fikir beyan edebiliyorken; çocukları sevmem yoksa dediği için doğan bebeklerine Niloya adını veren bir aile olmaya hangi vakit geldik diye düşünmeden edemiyor insan. Kızı Hatice Sultan hastalıktan vefat ettiğinde başka babaların yürekleri yanmasın diye Hamidiye Etfal Hastanesini kuran cennetmekan Sultan Abdulhamid Han ne ara Kızıl Sultan olarak yalan tarihin sayfalarına oradan da körpe zihinlere girdi. Sorular çok. Arayacak, merak edecek, balık olduğunda uçmaya, kuş olduğunda ise yüzmeye zorlamayacak evlatlar gerek bize. Bu evlatlar için ise onlara yaraşır birer anne baba olmak gerek. Edep ile donanmak, adalet ile hükmetmek gerek. Ecdadın ruhu şad olsun. Bu millet ölmeyecekse elbet bu Fatihler dirilecektir.
144 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
KITABIN ÖNSÖZÜ
Hafızamızı balıklarla yarışır hale getirmeleriyle baslayan kaybımız iblisin evlatlarının zahiri gönlümüzde hoş tutup ahiri gönlümüzden düşürmesiyle artarak devam etti. Birlik ve hoşgörü çatısı altında siddiklar ve şehitler ile haşrolan millete önce ben sen dedirtilmesiyle kibrin, daha sonra biz siz söylemleri ile fitnenin tohumları başak verdi. Dilimiz söyler kulağımız dinler de duymaz, hakkımız olmayana el uzatır, gözümüzün görmediğine şahitlik eder olduk. Toplumun örf, adet, adalet, bilgi ve ahlakın hedef alanları; derdi "Allah Rızası ", yolu "resulün izi" olan bir milleti başka nasıl yıkabilirdi ki?
Kainatın yaratıcısı binlerce anlama sığdırılamayacak İslamiyeti 6 asırlık Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye ile yorumlamıştı. Bir resme bakıp bin anlam çıkartabiliriz. Lakin Tarih bir resim değil, hakikattir ve hakikat tektir. Maalesef şu an en büyük eksiğimiz ve kaybımiz mana bütünlüğü..
Garip olan o haysiyetle yetişmemiş ve aynı ateşte pişmemiş kavrulmamis bir nesil olarak manayı yorumlayabiliyor olduğumuza inanıyor olmamız.
Bir kez okuduğumuzu biliyor, bir kez gördüğümüzü seviyor, bir kez giydigimizi bir daha giymekten yüksünüyoruz. Birçoğumuz inandığı gibi yaşamıyor. Daha doğrusu ne yaşadığını, ne için yaşadığını bilmiyor.
İşte bu kitabı tam da bu sebeple yazıyorum belki bir nebze olsun kaybettiklerimizi bilirsek neyi nasil kazanacagimizi da bilmiş oluruz... Baki selam, ebedi muhabbet ile... Nilhan Osmanoğlu Vatansever
184 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Böyle bir konunun Nilhan Sultan tarafında tür olarak roman olarak değil de daha detaylı olarak "inceleme-makale" tarzında olmasını isterdim. Biraz daha neden-sonuç ilişkisi içinde konular ele alınsa daha güzel olurdu.
Ama yine de döneme dair her şey bir özet niteliğinde, derli toplu olarak karşınıza çıkıyor bu ise kitabın artısı bence.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nilhan Osmanoğlu
Tam adı:
Nilhan Sultan Osmanoğlu
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1987
Osmanlı hanedanının hayattaki 15 kadın üyesinden (sultan) biri olan Nilhan Osmanoğlu 1987 İstanbul doğumlu. Babası Orhan Osmanoğlu Şam, dedesi Harun Osmanoğlu Cünye-Lübnan'da doğdu. Harun Efendi'nin babası Şehzade Mehmed Abdülkerim Efendi ile Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın en büyük oğlu olan dedesi Mehmed Selim Efendi, hanedanın 1924'de yurt dışına çıkarıldığında Beyrut'a gittiler. Mehmed Abdülkerim Efendi, Şam'da evlenip 1930 ve 1932 doğumlu iki çocuğunu küçük yaşta yetim bırakarak 1935'te hayatını kaybetti. Mehmed Selim Efendi'nin de 1937'de vefatından sonra, Harun Osmanoğlu'nun annesinden başka kimsesi kalmadı. Uzun sürgün yılları süresince yad ellerde hayat mücadelesi veren aile, 1974'de hanedan üyelerinin vatana dönmelerine izin verilmesinden hemen sonra Şam'dan İstanbul'a geldi. Lefke Avrupa Üniversitesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü mezunu olan Nilhan Osmanoğlu, Orhan Osmanoğlu'nun en büyük çocuğu. 

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 18 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 27 okur okuyacak.