Oğuz Tekin

Oğuz Tekin

YazarDerleyenÇevirmen
8.6/10
24 Kişi
·
86
Okunma
·
3
Beğeni
·
610
Gösterim
Adı:
Oğuz Tekin
Unvan:
Yazar, Arkeolog
Doğum:
Ankara, 1958
İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nde “Klasik Arkeoloji” öğrenimi gördü. 1984’te aynı fakültenin Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’na asistan olarak girdi. 1987’de “Perge Kazılarında Bulunan Sikkeler” adlı çalışmasıyla master, 1991’de de “Aspendos Sikkeleri” adlı çalışmasıyla doktora derecesini aldı. 1993’te doçent, 1999’da profesör olan Oğuz Tekin halen İ.Ü. Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Anabilim Dalı Başkanı’dır. “Eskiçağ Tarihi’ne Giriş” ile “Antik Numismatik” dersleri veren yazarın başlıca kitapları şunlardır:

Antik Numismatik ve Anadolu (1992), Antik Anadolu Numismatiği Bibliyografyası (1993), Grek ve Roma Sikkeleri. Yapı Kredi Koleksiyonu (1994), Eski Yunan Tarihi (1995), Eskiçağ’da Para (1995), Eskiçağ’da İstanbul (1996), Bizans Sikkeleri. Yapı Kredi Koleksiyonu (1999), Sivas Definesi. VI. Mithradates Eupatoros Dönemi Pontos ve Paphlagonia Kentlerinin Bronz Sikkeleri (1999), Sadberk Hanım Müzesi Antik Sikkeler Kataloğu (2003), Sylloge Nummorum Graecorum. Turkey 2: Anamur Museum, vol. 1: Roman Provincial Coins (S. Altınoluk ile, 2007), Eski Anadolu ve Trakya; Ege Göçlerinden Roma İmparatorluğu’nun İkiye Ayrılmasına Kadar (2007), Clemens Emin Bosch (1899-1955). Mülteci Bir Akademisyenin Biyografisi (N. Türker Tekin ile, 2007).
Bir koloni kurma kararı tek bir kişi ya da bir grup tarafından alınacağı gibi,genellikle ana kentteki halkın isteği doğrultusunda gerçekleşirdi.
Arkeolojik kazılarda ya da yüzey araştırmalarında koloni kuruluşlarına ilişkin yazıtlar ele geçmiştir. Bu yazıtlarda koloni kurma kararı,kolonizasyonun nasıl gerçekleştirileceği,
koloni kurucusunun (oikistes) seçimi ve koloni kent arasındaki ilişkiler ve koloninin statüsü gibi bilgiler yer alırdı.
Koloni kurucusu tüm sorumluluğu taşıdığından, onun seçimi çok önemli bir işti. Kurucu,ilk olarak
Delphoi'daki (veya başka bir kehanet merkezindeki) tanrı Apollon'un kehanet merkezine danışır ve onay alırdı. Kolonistler ilk yola çıktıklarında kadınları beraberlerinde götürmezlerdi;ancak koloni kurulduktan sonra kadınlarda giderdi.

Bazı koloniler yerli halk kovulduktan sonra kurulurdu;bazen de yerli halk köleleştirilirdi.
Koloni kurulacak yerin genellikle deniz ya da ırmak kenarında olmasına dikkat edilirdi. Toprak,ad çekme (kura) ile kolonistler arasında paylaştırıldığından,bir kolonistin sahip olduğu toprak parçasının adı ''hisse/pay'' anlamını taşıyan Eski Yunanca klaros olarak anılırdı.
Kurucunun (oikistes) ölümü,kolonizasyon sürecinin tamamlanması demekti. Kurucu,ölümünden sonra ''kahraman'' olarak anılır ve tapınım görürdü. Ana kent ile koloni arasındaki siyasal kurumlar,kültler,takvim ve konuştukları dilin lehçesi birbirine benzerdi.
Oğuz Tekin
Sayfa 78 - İletişim yayınları
Yunanistan, l.Ö. 2. binyılın başında (aynı zamanda Orta Tunç Çağı'nın başlangıcı), bir görüşe göre Karadeniz'in kuzeyinden, bir görüşe göre ise doğudan, yani Anadolu'dan gelen ve "Akhalar" (Akhaioi) olarak adlandırılan,Yunanca konuşan Hint-Avrupalı bir halkın istilasına uğradı.
Edebiyatın en önemli türünü oluşturan ve ''keçi şarkısı'' anlamına gelen tragedya'yı da (trajedi sözcüğü buradan gelir) M.Ö.6. yüzyılda görüyoruz. Tragedya'nın Dionysos için yapılan şenliklerden doğduğu kabul edilmektedir. Önceleri tragedya'da teke postuyla satyros (satir) kılığına girmiş khoro şarkıcıları yer alıyordu. Fakat zamanla Dionysos ile ilgili unsurlar azalmıştır.
En ünlü tragedya temsilcileri arasında Aiskhylos,
Sophokles ve Euripides başta gelmektedir.

Aiskhylos (M.Ö. 525-456) soylu bir aileye mensuptur; Pers Savaşlarına katılmıştır. Tragedya'ya ikinci oyuncuyu eklemiştir.
En önemli eserleri arasında, Hiketides (Yalvarıcılar), Persai (Persler) ve Agamemnon gösterilebilir.

Sophokles (M.Ö. yak. 496-406), bir silah imalatçısının oğluydu. Tragedya'ya üçüncü oyuncuyu eklemiştir.
Yapıtlarından bazıları, Aias, Antigone, Elektra, Kral Oidipus'tur.

Euripides ( M.Ö. yak. 485-406), iyi eğitim görmüş biriydi. Erken sayılabilecek yaşta eserler vermeye başlamıştır.
Tragedyalarında insan yaşamını en gerçekçi biçimiyle yansıtmıştır.
Yapıtlarından bazıları, Alkestis, Medeia, Hippolytos, Hekabe, Andrimakhe ve Helene'dir.

Tragedya'da giderek azalan Dionysos ile ilgili unsurlara yeniden yer açmak için, oyuna ''satirik drama'' eklenmiştir. M.Ö. 5. yüzyıla ilişkin satirik drama örnekleri örnekleri günümüze kalmıştır.
Satirik drama,tragedya ile komedya arasında bir türdür.

M.Ö. 6. yüzyılda ortaya çıkan önemli bir oyun türü de komedya'dır. Kökeni yine Dionysos şenliklerine dayanmaktadır.
En ünlü komedya yazarları arasında başta, Aristophanes ve Menandros'u sayabiliriz.
Aristophanes ( M.Ö. yak. 450-yak. 385) Atinalı'dır. Yaklaşık kırk eserinden on biri günümüze ulaşmıştır.
Yapıtlarından bazıları, Nephelai (Bulutlar), Sphekes ( Yaban Arıları), Eirene ( Barış), Ornithes(Kuşlar), Batrakhoi ( Kurbağalar) ve Lysistrata'dır.
Menandros ( M.Ö.342-292) Atinalı'dır. Zengin bir ailenin çocuğu olan Menandros, erken sayılacak bir yaşta eser vermeye başlamıştır.
Eserlerinden bazıları, Epitrepontes ( Hakeme Başvuranlar), Perikeiromene (Kısa Saçlı Kız) ve Samia ( Samoslu Kız)'dır.
Oğuz Tekin
Sayfa 112 - İletişim yayınları
Eski Yunanlılar, ya da kendilerini adlandırdıkları şekilde
Hellenler, Ege sözcüğünün kökenini birkaç mitolojik
öyküye bağlıyorlardı. Fakat bunların en ünlüsü,
Atina'nın efsanevi kahramanı Theseus'un babası Aigeus
ile ilişkili olandır: Theseus, Girit' deki labirentte yaşayan
boğa başlı Minotauros canavarını öldürmek için yola
çıkar. Babasına, canavarı öldürdüğünde gemisine beyaz
yelken çekerek döneceğini söylemiştir. Fakat canavarı
öldürdükten sonra, babasına verdiği sözü unutarak,
kara yelkenle döner. Babası Aigeus, kara yelkenleri
görünce oğlunun öldüğünü düşünür ve denize atlayarak
intihar eder. Bundan böyle boğulduğu denize onun
adı verilerek Aigaias Pantas (Aigaios Denizi/ Aigaion Pelagos
yani Ege Denizi) denir.
Roma geleneğine göre Romalıların kullandıkları ilk takvim, Roma'nın efsanevi kurucusu olarak kabul edilen ilk Kral Romulus tarafından hazırlanmıştı. Ayın hareketlerini ve tarıma elverişli mevsimleri esas alan bu takvimde bir yıl içinde on ay ve 304 gün vardı; gün sayısındaki eksiklik,tarım imkânı olmayan kış aylarına rastlayan 61 günün dikkate alınmamış olmasın-
dan kaynaklanıyordu. İlk ay Mart,son ay ise Aralık idi.
Daha sonra Roma'nın ikinci kralı Numa Pompilius takvimde bir düzenleme yaparak, takvimin başına Ocak ayını, sonuna Şubat ayını ekledi; böylece yıl içindeki gün sayısı 355'e çıkarıldı.

Cumhuriyet Dönemi'nde (M.Ö.5.yüzyılın ortası)
Şubat ayı, Ocak ayından sonraya yerleştirildi; böylece takvim günümüzdeki ay sırasına göre şekillenmiş oldu. Ancak, gün sayısındaki eksiklik hâlâ sürüyordu. Bu eksikliği, M.Ö. 46'da Lulius Caesar düzeltti ve oluşturulan yeni Roma takviminde bir yıl 12 aya ve 365 güne bölündü.
Yeni takvimde bir ay 30 veya 31 günden meydana geliyordu; her dört yılda bir eksik günlü Şubat ayına bir gün eklenerek yıldaki gün sayısı manipüle ediliyordu. Lulius Caesar zamanında hazırlanan ve güneş yılını esas alan bu yeni takvim, Lulius Caesar'ın adından dolayı Jülyen Takvimi olarak adlandırılmaktadır.
...
Oğuz Tekin
Sayfa 218 - İletişim yayınları
Dünyanın Yedi Harikası'nın neler olduğuna ilişkin ilk bilgiler tarihçi Herodotos'un (M.Ö.5.yüzyıl) zamanına kadar gitmektedir;daha sonra Kyreneli Kallimakhos da (M.Ö.3.yüzyıl) bunlardan söz etmiştir;ancak her iki yazarın da verdiği bilgiler kaybolmuş olup günümüze ulaşmamıştır. Onların dünyanın harikalarını belirlemiş olduklarını,başka yazarlar tarafından onlara yapılmış atıflardan anlıyoruz.
Daha sonra da çeşitli tarihçiler,coğrafyacılar, araştırmacılar,edebiyatçılar gezip gördükleri yerlerde büyülendikleri eserleri tanımlamışlar ve başkalarının görmeleri için âdeta tavsiyelerde bulunmuşlardır.
Ancak, Dünyanın Yedi Harikası ilk kez M.Ö. 2. yüzyılda yaşamış olan Sidonlu ozan Antipatros tarafından kaleme alınan bir şiirle günümüze kadar ulaşmıştır. Şurası da unutulmamalıdır ki,
Antik Çağ'da bu anıtlar/eserler ''harikalar'' sözcüğüyle değil Eski Yunanca ''theamata'' ile yani ''görülmesi gerekenler'' sözcüğü ile ifade edilmiştir.
Antipatros'un bize naklettiği Dünya'nın Yedi Harikası'na daha sonra yenileri eklenerek sayı artırılmış veya bazıları çıkartılarak yerlerine yenisi konulmuştur.

Antipatros'un orijinal listesinde ''Babil'in Surları'' ve ''Babil'in Asma Bahçeleri'' ayrı ayrı gösterilerek yedi sayısına ulaşılmaktadır; Antipatros, Iskenderiye'deki Deniz Feneri'ni saymamaktadır.
Sonradan ''Babil'in Surları'' ve ''Babil'in Asma Bahçeleri'' birleştirilerek, ''Iskenderiye'deki Deniz Feneri'' ile tekrar yedi sayısına ulaşılmıştır:

1-) Gize'deki Pramitler
2-) Babil'in Surları ve Babil'in Asma Bahçeleri
3-) Ephesos'taki Artemis Tapınağı
4-) Olympia'daki Zeus Heykeli
5-) Halikarnassos'taki Mausoleion ( Mausollos'un Mezar Anıtı)
6-) Rhodos Adası'ndaki Anıtsal Heykel ( Güneş Tanrısı Helios ?)
7-) İskenderiye'deki Deniz Feneri.
Oğuz Tekin
Sayfa 163 - İletişim yayınları
Akhaların konuştuğu Yunanca, Aiol ve Ion lehçelerinden oluşuyordu.
O dönemde Yunanistan'da yaşayan Pelasglar, yeni gelenlere boyun eğmek zorunda kaldılar. Akhaların istilası, İ.Ö. 2000-1700 yılları arasındaki bir dönemde, Yunanistan'ın içine yavaş yavaş nüfuz ederek oldu. Yunanistan, ülkenin o dönemdeki sakinlerinden dolayı 'Akhaia' olarak anılmaya başlandı.
1989 yılında İtalya'nın Latium ovasında, Roma'ya birkaç kilometre uzaklıktaki Gabii nekropolünde bir Yunanca yazıt bulunmuştur.
Yazıt, İ.Ö. 8. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmekte olup, bilinen en eski Yunanca yazıt olmasının yanı sıra, Yunanca'nın İ.Ö. 8. yüzyıl gibi erken bir tarihte İtalya'ya kadar ulaştığını göstermesi açısından önemlidir.
Eski Yunanlılar, Ege Bölgesi'nin kendilerinden önceki
halklan hakkında fazla birşey bilmiyorlardı. Homeros,
Herodatas ve Thukydides, bölgenin en eski halkları olarak
'Pelasglar', 'Karlar' ve 'Lelegler'in adlarını anmaktadırlar.
Fenikelilerin alfabe yazısını meydana getirmeleri İ.Ö. 2. binyılın sonlarındadır (İ.Ö. c. 1 100).

Yunanlılar da, ataları olan Akhalann kullandığı Linear B yazısını, Fenikeliler ile ticaret ilişkileri sonucunda daha da geliştir­mişler ve onlardan aldıkları sessiz harfler ile Eski Yunan alfabesini oluşturmuşlardır. Bu alfabe i.Ö. 8. yüzyı­lın başlarından itibaren Yunanlılarca kullanılmaya baş­lanmıştır. Zamanla sessiz harflerin arasına sesli harfleri yerleştirip, yeni harfler de ekleyerek Eski Yunanca yazıyı son şekline getirmişlerdir.
349 syf.
Tarihe ilgi duyan herkese şiddetle tavsiye ediyorum, özellikle antik çağ tarihi hakkında daha önce detaylı kitap okumamış kişilerin başlangıç niteliğinde merakla okuyacağı bir eser.
Kitabın bir iyi yanı da herkes tarafından anlaşılabilir olması, diğer iyi yanı da ayrıca belirtilmiş kaynaklar. (Tarih okuyanların fazlasıyla işlerine yarıyacak nitelikte).

Eski Yunan ve Roma dünyası; siyaset, hukuk, askerlik, mimarlık, sanat, düşünce ve tarih yazıcılığı alanlarında günümüz Batı uygarlığı üzerinde çok önemli etkiler bırakmıştır. Batı dünyası –Girit’teki Minos uygarlığı ve Yunanistan’daki Miken uygarlığını da kapsayacak şekilde– Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının bıraktığı miras üzerine kurulmuştur. Bu kitapta yaklaşık 3500 yıllık bir dönemin tarihi ele alınmaktadır.

“Polis” denen kent-devletlerinin kurulmaya başlaması, kolonizasyon, doğa filozofları, demokrasi ve demokratik yönetim biçiminin ortaya çıkışı, Herodotos ve Thukydides ile tarihçiliğin gelişimi, edebiyat, felsefe, Sokrates’in idamı, Büyük İskender ve Hellenistik krallıklar, Roma’da krallık, Cumhuriyet ve İmparatorluk dönemleri, sınıf mücadeleleri, Hannibal ve Kartaca Savaşları, “Roma Mucizesi”, İç Savaş ve Caesar, Augustus ve Roma Barışı, çok tanrılı dinden Hıristiyanlığa geçiş, imparatorluğun ikiye bölünmesi ve Batı Roma’nın yıkılması gibi Antik Çağ tarihine damgasını vuran olaylar ve kişiler Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş’te ayrıntılı bir şekilde sunuluyor
41 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitap baştan sona teknik bilgiyle dolu.Elinize bir sikke alıp kitaptaki tariflere göre hangi dönemde kim tarafından , bakır mı altın mı bronz mu neyse artık öğrenebilirsiniz. Böyle kitaplar benim için büyük hazinedir.
349 syf.
·Beğendi·9/10
İki farklı ders için bu kitabı kullandığımızdan kitabın ne kadar iyi olduğu anlaşılıyordur sanırım. Kitaptaki bilgiler ne fazla/gereksiz ne de eksik. Tam olması gerektiği gibi bence. Oğuz Tekin’in dili de gayet anlaşılır. Kitap Eski Yunan ve Roma tarihinin kaynaklarından başlayarak Roma’nın sonuna kadar içeriyor. Ve hiç sıkmıyor, detaylarla boğmuyor. Ders kitabı olmasa dahi alıp okunulabilir bir kitap.
349 syf.
·137 günde·Beğendi·10/10
Antik medeniyetlere ilgisi olan ve tarihe merakı olan okuyucuların okumasını tavsiye edebileceğim güzel bir kitap. Kitap krolonojik olarak ilerliyor önce eski yunan medeniyetleri hakkında bilgi verirken daha sonra Roma devletinin kuruluşu hakkında bilgi veriyor. Romanın kuruluşu gelişmesi cumhuriyet ve imparatorluk dönemlerini ince detaylarına girmeden yüzeysel bir şekilde güzel bir anlatım benimsenerek yazılmış.
149 syf.
Bu kitabı 3 sebepten dolayı okumaya başlayıp bitirirsiniz; ya ders kitabınızdır, ya Yunansınızdır ya da Antik Yunan medeniyetine hayransınızdır.

Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal Beyfendi şöyle der "...yeryüzünde, özgür düşünce, müspet bilimler, felsefe, epos ve lyrik şiir gibi alanlarda Ege bütün dünyaya öncülük etmiş, üç bin yıl boyunca Doğu'nun önderliğinde olan kültür liderliği M.Ö 650 tarihlerinde Ege'ye geçmiş ve orada bugünkü Batı Uygarlığının temelleri atılmıştır."

Eser Yunan tarihini kronolojik olarak ele alıyor. Ege'ye Yunanların gelişinden öncesine -Akhaların Ege'ye girişine- ve Ege'nin Yunan tarihine edeceği tanıklığın dışında; Ege Coğrafyası, İlk, Orta ve Tunç Çağlar, Yunan Alfabesinin Doğuşu, Savaşlar, Hellenistik Dönem, Din, Felsefe, Spor... Ve eski Yunan tarihi ile alakadar ne tür malumat varsa eserin içerisine sıkıştırlmış.

Alanında parmakla gösterilecek bir kitap.
349 syf.
·Beğendi·10/10
Tarihe ilgi duyan herkese şiddetle tavsiye ediyorum, özellikle antik çağ tarihi hakkında daha önce detaylı kitap okumamış kişilerin başlangıç niteliğinde merakla okuyacağı bir eser. Eser diyorum çünkü Antik Ege dünyasından Girit'e, Anadolu'ya kadar kurulmuş olan uygarlıkların gelişmesine ve günümüz Avrupa medeniyeti denen yapının temelinin oluşmasına şahit olacaksınız. Kitap içinde aynı zamanda Pers-Yunan çekişmesi, İskender ile yükselen Makedonlar, Helen çağı ve kurulan Helenistik uygarlıklar, İtalya'da kurulan Roma Cumhuriyeti'nin İmparatorluk oluşu, bölünmesi, Hristiyanlık ve Yahudilik ile iyice zayıflayan Roma'nın Germenler'ce yıkılması hakkında anlaşılır, detaylı ve doyurucu bilgiler mevcut. Kitabın bir iyi yanı da herkes tarafından anlaşılabilir olması, diğer iyi yanı da ayrıca belirtilmiş kaynaklar (Tarih okuyanların fazlasıyla işlerine yarıyacak nitelikte).
Kitabın adı ne kadar "Antik Yunan ve Roma Tarihine Giriş" olsa da o dönemde yaşamış uygarlıklar hakkında kültürel, Yunan toplumu içerisinde yetişmiş filozoflar ve bölgenin coğrafyası hakkında bilgi içermesi konuyu kavrama açısından yardımcı.
Kitap içerisinde bulunan görseller de iyi seçilmiş, kitap ile bağdaştığı için ayrı bir artı katıyor. Okuyanın pişman olmayacağı ve okurun ufkunun genişleyeceği bir kitap. Saygılarımla.
149 syf.
·6 günde·7/10
Yunan tarihini ve Ege dünyasının antik dönemlerini merak edenlerin okuyabileceği bu eser olabildiğince sade dille aktarılmıştır. Başlangıçtan Hellenistik dönemin sonuna kadar ege dünyası hakkında güzel bilgiler aktarmaktadır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Oğuz Tekin
Unvan:
Yazar, Arkeolog
Doğum:
Ankara, 1958
İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nde “Klasik Arkeoloji” öğrenimi gördü. 1984’te aynı fakültenin Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’na asistan olarak girdi. 1987’de “Perge Kazılarında Bulunan Sikkeler” adlı çalışmasıyla master, 1991’de de “Aspendos Sikkeleri” adlı çalışmasıyla doktora derecesini aldı. 1993’te doçent, 1999’da profesör olan Oğuz Tekin halen İ.Ü. Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Anabilim Dalı Başkanı’dır. “Eskiçağ Tarihi’ne Giriş” ile “Antik Numismatik” dersleri veren yazarın başlıca kitapları şunlardır:

Antik Numismatik ve Anadolu (1992), Antik Anadolu Numismatiği Bibliyografyası (1993), Grek ve Roma Sikkeleri. Yapı Kredi Koleksiyonu (1994), Eski Yunan Tarihi (1995), Eskiçağ’da Para (1995), Eskiçağ’da İstanbul (1996), Bizans Sikkeleri. Yapı Kredi Koleksiyonu (1999), Sivas Definesi. VI. Mithradates Eupatoros Dönemi Pontos ve Paphlagonia Kentlerinin Bronz Sikkeleri (1999), Sadberk Hanım Müzesi Antik Sikkeler Kataloğu (2003), Sylloge Nummorum Graecorum. Turkey 2: Anamur Museum, vol. 1: Roman Provincial Coins (S. Altınoluk ile, 2007), Eski Anadolu ve Trakya; Ege Göçlerinden Roma İmparatorluğu’nun İkiye Ayrılmasına Kadar (2007), Clemens Emin Bosch (1899-1955). Mülteci Bir Akademisyenin Biyografisi (N. Türker Tekin ile, 2007).

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 86 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 68 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.