Oğuz Tekin

Oğuz Tekin

YazarÇevirmen
9.0/10
10 Kişi
·
36
Okunma
·
2
Beğeni
·
420
Gösterim
Adı:
Oğuz Tekin
Unvan:
Yazar, Arkeolog
Doğum:
Ankara, 1958
İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nde “Klasik Arkeoloji” öğrenimi gördü. 1984’te aynı fakültenin Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’na asistan olarak girdi. 1987’de “Perge Kazılarında Bulunan Sikkeler” adlı çalışmasıyla master, 1991’de de “Aspendos Sikkeleri” adlı çalışmasıyla doktora derecesini aldı. 1993’te doçent, 1999’da profesör olan Oğuz Tekin halen İ.Ü. Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Anabilim Dalı Başkanı’dır. “Eskiçağ Tarihi’ne Giriş” ile “Antik Numismatik” dersleri veren yazarın başlıca kitapları şunlardır:

Antik Numismatik ve Anadolu (1992), Antik Anadolu Numismatiği Bibliyografyası (1993), Grek ve Roma Sikkeleri. Yapı Kredi Koleksiyonu (1994), Eski Yunan Tarihi (1995), Eskiçağ’da Para (1995), Eskiçağ’da İstanbul (1996), Bizans Sikkeleri. Yapı Kredi Koleksiyonu (1999), Sivas Definesi. VI. Mithradates Eupatoros Dönemi Pontos ve Paphlagonia Kentlerinin Bronz Sikkeleri (1999), Sadberk Hanım Müzesi Antik Sikkeler Kataloğu (2003), Sylloge Nummorum Graecorum. Turkey 2: Anamur Museum, vol. 1: Roman Provincial Coins (S. Altınoluk ile, 2007), Eski Anadolu ve Trakya; Ege Göçlerinden Roma İmparatorluğu’nun İkiye Ayrılmasına Kadar (2007), Clemens Emin Bosch (1899-1955). Mülteci Bir Akademisyenin Biyografisi (N. Türker Tekin ile, 2007).
Yunanistan, l.Ö. 2. binyılın başında (aynı zamanda Orta Tunç Çağı'nın başlangıcı), bir görüşe göre Karadeniz'in kuzeyinden, bir görüşe göre ise doğudan, yani Anadolu'dan gelen ve "Akhalar" (Akhaioi) olarak adlandırılan,Yunanca konuşan Hint-Avrupalı bir halkın istilasına uğradı.
Eski Yunanlılar, ya da kendilerini adlandırdıkları şekilde
Hellenler, Ege sözcüğünün kökenini birkaç mitolojik
öyküye bağlıyorlardı. Fakat bunların en ünlüsü,
Atina'nın efsanevi kahramanı Theseus'un babası Aigeus
ile ilişkili olandır: Theseus, Girit' deki labirentte yaşayan
boğa başlı Minotauros canavarını öldürmek için yola
çıkar. Babasına, canavarı öldürdüğünde gemisine beyaz
yelken çekerek döneceğini söylemiştir. Fakat canavarı
öldürdükten sonra, babasına verdiği sözü unutarak,
kara yelkenle döner. Babası Aigeus, kara yelkenleri
görünce oğlunun öldüğünü düşünür ve denize atlayarak
intihar eder. Bundan böyle boğulduğu denize onun
adı verilerek Aigaias Pantas (Aigaios Denizi/ Aigaion Pelagos
yani Ege Denizi) denir.
Akhaların konuştuğu Yunanca, Aiol ve Ion lehçelerinden oluşuyordu.
O dönemde Yunanistan'da yaşayan Pelasglar, yeni gelenlere boyun eğmek zorunda kaldılar. Akhaların istilası, İ.Ö. 2000-1700 yılları arasındaki bir dönemde, Yunanistan'ın içine yavaş yavaş nüfuz ederek oldu. Yunanistan, ülkenin o dönemdeki sakinlerinden dolayı 'Akhaia' olarak anılmaya başlandı.
1989 yılında İtalya'nın Latium ovasında, Roma'ya birkaç kilometre uzaklıktaki Gabii nekropolünde bir Yunanca yazıt bulunmuştur.
Yazıt, İ.Ö. 8. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmekte olup, bilinen en eski Yunanca yazıt olmasının yanı sıra, Yunanca'nın İ.Ö. 8. yüzyıl gibi erken bir tarihte İtalya'ya kadar ulaştığını göstermesi açısından önemlidir.
Eski Yunanlılar, Ege Bölgesi'nin kendilerinden önceki
halklan hakkında fazla birşey bilmiyorlardı. Homeros,
Herodatas ve Thukydides, bölgenin en eski halkları olarak
'Pelasglar', 'Karlar' ve 'Lelegler'in adlarını anmaktadırlar.
Fenikelilerin alfabe yazısını meydana getirmeleri İ.Ö. 2. binyılın sonlarındadır (İ.Ö. c. 1 100).

Yunanlılar da, ataları olan Akhalann kullandığı Linear B yazısını, Fenikeliler ile ticaret ilişkileri sonucunda daha da geliştir­mişler ve onlardan aldıkları sessiz harfler ile Eski Yunan alfabesini oluşturmuşlardır. Bu alfabe i.Ö. 8. yüzyı­lın başlarından itibaren Yunanlılarca kullanılmaya baş­lanmıştır. Zamanla sessiz harflerin arasına sesli harfleri yerleştirip, yeni harfler de ekleyerek Eski Yunanca yazıyı son şekline getirmişlerdir.
Yunanistan'da ilk yerleşim izleri Paleolitik Çağ'a de­ğin gitmektedir.
Yerleşimin esas itibariyle mağaralarda olduğu Paleolitik Çağ'ın Yunanistan'da temsil edildiği en önemli yer, Argolis Bölgesi'ndeki Frankthi Mağarası'dır. Frankthi Mağarası, Neolitik dönemde de yerleşime sahne olmuştur. Epiros, Makedonya, Tesalya, Elis ve Korkyra'da paleolitik merkezler saptanmıştır. Yunanistan'daki en önemli neolitik yerleşim merkezleri ise Tesalya Bölgesi'ndedir. Bölgedeki başlıca neolitik merkezler arasında Sesklo, Dimini, Argissa ve Soufli ile Makedonya'daki Nea Nikomedia'yı sayabiliriz. Yunanistan'da neolitik yerleşmeterin çoğu İ.Ö. 5. binyıla kadar gitmektedir. Fakat bu tarih, tarım yapıldığına ilişkin ilk kanıtların ele geçtiği Tesalya Bölgesi'nde İ.Ö. 7. binyıla değin uzanmaktadır. Kyklad Adaları'ndaki en eski yerleşmeler ise İ.Ö. 6. binyıl sonlarıyla ve 5. binyıla tarihlendirilmektedir. Yapılan araş­tırmalar Neolitik Çağ insanının da Yunanistan'a ve Kyklad Adaları'na Anadolu'dan geldiğini göstermiştir.
Sikke; ağırlığı ve içindeki değerli maden miktarı ayarlanmış, üzerinde kendisini basıp piyasaya çıkaran ve istendiğinde, tekrar geri almayı garanti eden devletin arma veya işaretini taşıyan, ufak, yuvarlak (disk şeklinde) ve ana maddesi metal olan bir ödeme aracıdır.
Oğuz Tekin
Sayfa 2 - ESKİÇAĞ BİLEMLERİ ENSTİTÜSÜ YAYINLARI : 1 Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş 3. Baskı
İ.Ö. yaklaşık 3000 yıllarından başlayarak Ege dünyası 'Tunç Çağı' olarak adlandırılan bir sürece girer. Bu süreç yaklaşık 1000 yıllarında tamamlanır. Dönemin bu şekilde adlandırılmasının nedeni, bakır-kalay alaşımı olan tunçtan yapılmış eşyaların ya da silahların görülmeye başlamasıdır. Fakat bu metal objeler nispeten nadir olup, daha çok toplumun üst tabakalarındaki kişilerin elindedir.
Fakat şurası da unutulmamalıdır ki demokratik yönetim her zaman yüceltilen ve gıpta ile bakılan bir yönetim şekli değildi. Demokrasinin ; Herodotos , Perikles , Sokrates gibi taraftarları varsa da Aristophanes , Ksenophon , Platon , Aristoteles gibi güçlü muhalifleri de vardı. Demokrasiye karşı olanlara göre ancak soylular , zenginler ve eğitimliler devleti iyi bir şekilde yönetebilirdi ; devlet yönetimi cahil halk tabakasına ya da ( ayaktakımına ) bırakılamayacak kadar ciddi bir işti. Bu nedenle demokrasi karşıtı aydınlarda , demokratik yönetimin ( demokrasinin ) zamanla okhlokratia denen avam yönetimine dönüşerek dejenere olacağı endişesi vardı ; nitekim Atina da halkın iradesinin her şeyin üstünde olduğu düşüncesiyle , bazı yanlış kararlar alınmış olduğu da vakidir.
Bu kitabı 3 sebepten dolayı okumaya başlayıp bitirirsiniz; ya ders kitabınızdır, ya Yunansınızdır ya da Antik Yunan medeniyetine hayransınızdır.

Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal Beyfendi şöyle der "...yeryüzünde, özgür düşünce, müspet bilimler, felsefe, epos ve lyrik şiir gibi alanlarda Ege bütün dünyaya öncülük etmiş, üç bin yıl boyunca Doğu'nun önderliğinde olan kültür liderliği M.Ö 650 tarihlerinde Ege'ye geçmiş ve orada bugünkü Batı Uygarlığının temelleri atılmıştır."

Eser Yunan tarihini kronolojik olarak ele alıyor. Ege'ye Yunanların gelişinden öncesine -Akhaların Ege'ye girişine- ve Ege'nin Yunan tarihine edeceği tanıklığın dışında; Ege Coğrafyası, İlk, Orta ve Tunç Çağlar, Yunan Alfabesinin Doğuşu, Savaşlar, Hellenistik Dönem, Din, Felsefe, Spor... Ve eski Yunan tarihi ile alakadar ne tür malumat varsa eserin içerisine sıkıştırlmış.

Alanında parmakla gösterilecek bir kitap.
Tarihe ilgi duyan herkese şiddetle tavsiye ediyorum, özellikle antik çağ tarihi hakkında daha önce detaylı kitap okumamış kişilerin başlangıç niteliğinde merakla okuyacağı bir eser. Eser diyorum çünkü Antik Ege dünyasından Girit'e, Anadolu'ya kadar kurulmuş olan uygarlıkların gelişmesine ve günümüz Avrupa medeniyeti denen yapının temelinin oluşmasına şahit olacaksınız. Kitap içinde aynı zamanda Pers-Yunan çekişmesi, İskender ile yükselen Makedonlar, Helen çağı ve kurulan Helenistik uygarlıklar, İtalya'da kurulan Roma Cumhuriyeti'nin İmparatorluk oluşu, bölünmesi, Hristiyanlık ve Yahudilik ile iyice zayıflayan Roma'nın Germenler'ce yıkılması hakkında anlaşılır, detaylı ve doyurucu bilgiler mevcut. Kitabın bir iyi yanı da herkes tarafından anlaşılabilir olması, diğer iyi yanı da ayrıca belirtilmiş kaynaklar (Tarih okuyanların fazlasıyla işlerine yarıyacak nitelikte).
Kitabın adı ne kadar "Antik Yunan ve Roma Tarihine Giriş" olsa da o dönemde yaşamış uygarlıklar hakkında kültürel, Yunan toplumu içerisinde yetişmiş filozoflar ve bölgenin coğrafyası hakkında bilgi içermesi konuyu kavrama açısından yardımcı.
Kitap içerisinde bulunan görseller de iyi seçilmiş, kitap ile bağdaştığı için ayrı bir artı katıyor. Okuyanın pişman olmayacağı ve okurun ufkunun genişleyeceği bir kitap. Saygılarımla.

Yazarın biyografisi

Adı:
Oğuz Tekin
Unvan:
Yazar, Arkeolog
Doğum:
Ankara, 1958
İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nde “Klasik Arkeoloji” öğrenimi gördü. 1984’te aynı fakültenin Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı’na asistan olarak girdi. 1987’de “Perge Kazılarında Bulunan Sikkeler” adlı çalışmasıyla master, 1991’de de “Aspendos Sikkeleri” adlı çalışmasıyla doktora derecesini aldı. 1993’te doçent, 1999’da profesör olan Oğuz Tekin halen İ.Ü. Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Anabilim Dalı Başkanı’dır. “Eskiçağ Tarihi’ne Giriş” ile “Antik Numismatik” dersleri veren yazarın başlıca kitapları şunlardır:

Antik Numismatik ve Anadolu (1992), Antik Anadolu Numismatiği Bibliyografyası (1993), Grek ve Roma Sikkeleri. Yapı Kredi Koleksiyonu (1994), Eski Yunan Tarihi (1995), Eskiçağ’da Para (1995), Eskiçağ’da İstanbul (1996), Bizans Sikkeleri. Yapı Kredi Koleksiyonu (1999), Sivas Definesi. VI. Mithradates Eupatoros Dönemi Pontos ve Paphlagonia Kentlerinin Bronz Sikkeleri (1999), Sadberk Hanım Müzesi Antik Sikkeler Kataloğu (2003), Sylloge Nummorum Graecorum. Turkey 2: Anamur Museum, vol. 1: Roman Provincial Coins (S. Altınoluk ile, 2007), Eski Anadolu ve Trakya; Ege Göçlerinden Roma İmparatorluğu’nun İkiye Ayrılmasına Kadar (2007), Clemens Emin Bosch (1899-1955). Mülteci Bir Akademisyenin Biyografisi (N. Türker Tekin ile, 2007).

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 36 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 17 okur okuyacak.