Giriş Yap

Oğuzhan Aslan

Yazar
Derleyen
8.4
30 Kişi
58
Okunma
4
Beğeni
565
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

1989 Erzurumlu doğumlu olan yazar, 2012 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Katip Çelebi Üniversitesi Maliye Anabilim Dalı Vergi Hukuku ve Vergi Hukuku Uygulamaları programında yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2015 senesinde Kıyamet Günlüğü / Kayıp Hanedan isimli ilk polisiye romanı yayınlandı. 2018 yılında Çınar Yayınları’ndan çıkan Kanlakarışık adlı polisiye öykü derlemesinde bir öykü ile yer aldı. Ayrıca 221B adlı polisiye edebiyat dergisinin 2 ve 12. sayılarında birer öyküsü yayınlandı. Son olarak 2019 yılında “kalemkahveklavye” adlı Koray Sarıdoğan editörlüğündeki sitede “Yerli Polisiye Edebiyatta Alternatif Suç Tipleri” isimli yazı dizisini kaleme aldı. 2017 yılında İzmir Barosu’nda gerçekleştirilen ve Cüneyt ÜLSEVER ile Suphi VARIM’ın konuşmacı olarak katıldığı “Polisiye Yazarlarının Gözünden Suçun Toplumsallaşması ve Adalet” adlı paneli tertipledi ve moderatör olarak panelde yer aldı. Türkiye Polisiye Yazarları Birliği’nin kurucu üyeleri arasında yer alan yazar, Birliğin yönetim kurulu üyeleri arasında. 2019 yılı Kasım ayında Pera Palas Otel’de gerçekleştirilen ve gelenekselleşmiş Kara Hafta İstanbul Festivali kapsamında da “Geleceğin Suçları” başlıklı programda panelistler arasında yer aldı. Çeşitli mali hukuk dergilerinde yayınlanmış çok sayıdaki hakemli ve hakemsiz makaleleri yanında vergi hukuku alanında Adalet Yayınevi’nden çıkardığı iki kitabı daha bulunmaktadır. Ayrıca Yurt Gazetesi’nde bir süreliğine Vergi Dünyası isimli bir köşede yazarlık da yapmıştır. Yazar hâlâ İzmir Barosu’na bağlı olarak serbest avukatlık yapmaktadır.
Unvan:
Vergi Hukuku Bilim Uzmanı , Avukat, Yazar
Doğum:
Erzurum, 1989

Derlediği kitaplar

Tümünü Gör
Cürmümeşhut

İncelemeler

Tümünü Gör
298 syf.
·
6 günde okudu
·
Puan vermedi
Bir kaç yıl önce çıkan Kanlakarışık'tan sonra bu kitap da bir antoloji olarak bir çok polisiye öyküyü bir araya getiriyor. Güzel de yapıyor. İlk kitaba kıyasla Kanlakarışık daha nitelikli, iyi öykülerden oluşuyor. Türk polisiyeleri ya da Türkiye polisiyesinin yazarlarının giderek kalemine daha çok güvenmesi, anlatım biçimlerinde nitelik çıtasının yukarı çıktığını görmek de iyi. Çünkü çok kötü örnekler okudum, okumaya çalıştım. Daha doğru dürüst cümle kuramayan, ya da anlatamayan insanların yazar olarak kitap çıkardığını görebiliyoruz. Yazar olmak kolay bir şeye dönüştü elbette, her şeyin bayağılaştığı yerde kalem de basitleşti, bundan geçinen, bunun keyfini süren insanlar da var...Polisiyemiz de bu anlamda payına düşeni bol kepçe almış... Ancak Karmakarışık, ilk kitaba kıyasla daha iyi, daha nitelikli anlatımların ve kurguların bulunduğu bir kitap. Bu toplama kitaptaki öyküler beni okuyun diyor. Kitap Reha Avkıran'ın kısa ve etkileyici öyküsüyle başlıyor. Suat Duman zaten diyecek bir şey yok, öyküsü çok çok iyiydi. Ekin Açıkgöz'ün Genç Merter'in Acıları öyküsü de Goethe göndermeleriyle göze batan iyi anlatılmış bir öykü. Bunun gibi bir çok öykü sayabiliriz: Armağan Tunaboylu'nun öyküsü "Bir Kadın Kaçırıldı" mesela dikkat çekici, iyi yazılmış bir öykü. Ayrıca Jake W. Stephenson'ın "Hiç Bir Şey Göründüğü Gibi Değildir" adlı öyküsü de çok iyi. Arada bu kaliteli çizgiyi sürdüren veya onun bir kademe altından devam eden ama kötü olmayan öyküler de var. Kitabın kapanışını ise Doruk Ateş yapıyor. Doruk Ateş'in öyküsünü çok merak ediyordum, çünkü ilk kitaptaki öyküsünü pek sevememiştim. Evde iki romanı da okunmayı bekliyor, ciddiye alıyorum bir şekilde bu yazarı. Bu sebeple Kanlakarışık nasıl bitiyor, Doruk Ateş nasıl yazdı acaba diye düşünüyordum. Yazarın öyküsü iyiydi, anlatımı çok iyiydi, hikâyenin sarktığı, zorlama hissi veya olmamış hissi veren hiç bir şey yoktu. Ancak başka bir durum var ve bu durum yazarın lehine mi aleyhine mi bilmiyorum. Öyküdeki "ibne" meselesi çok ilginç. Burada eşcinsel bir adam öldürülüyor, yanında eşcinsel eşi var. Polis de cinayeti çözmeye çalışıyor. Anlatıcımız ve olay mahalline gelen polislerin eşcinsel adamlarla ilgili yaptığı espriler, ya da araya yüksek sesle ya da iç sesleriyle kattıkları "ibne" yorumları öyküde ilginç bir gerginlik yaratıyor. Öldürülmüş birisinin katilini bulma çalışmasında bu kadar ibne kelimesinin geçmesi, ve bir şekilde ince ince bu insanların aşağılanması ve küçük görülmeleri bence ilginç bir atmosfer yaratıyor. Çünkü normalde bu adamlar eşcinsel olduklarından dolayı öldürülseler katillerinin mantık yürütmesi de farklı olmamış olurdu büyük olasılıkla. Yani cinayeti çözmeye çalışan polis de bir cinayetin sebebi olabilecek o hissi, aşağılama, küçük görme ve tiksinme hissini taşıyor. Böyle yaparak belki de polisin karakteri üzerinden işlenmemiş cinayetlere işaret etmiş oluyor.Yazar bunu bilerek mi yapıyor bilmiyorum, ama sonuç iyi. Çok iyi bir kapanış öyküsü. Kitabı öneririm.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.27.32