1992 yılında doğdu ve çocukluğunu Aksaray’da, Kapadokya bölgesinde geçirdi. Müzik ve tiyatroya olan ilgisi okul yıllarında başladı, bu alanlarda çeşitli etkinliklerde yer aldı.
Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra kurumsal iş hayatına adım attı; Türkiye ve Almanya’da otomotiv sektöründe çeşitli görevler üstlendi.
Üniversite yıllarında Gaziantep Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nda aktif olarak görev aldı; bu süreçte özellikle senaryo yazım teknikleri üzerine eğitimler aldı. İş hayatı başladıktan sonra tiyatroya olan ilgisini sürdürdü, iş arkadaşlarıyla birlikte “onsekiz40” isimli tiyatro topluluğunu kurdu. Aksaray ve İstanbul’da amatör oyuncu olarak sahne aldı. Aynı zamanda çeşitli müzik gruplarında gitar çalarak sahne deneyimi yaşadı. Aksaray’daki Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde çocuklara gitar eğitimi verdi. Derneğin Aksaray Şube yönetiminde de gençlik sorumlusu ve sayman olarak aktif görev aldı.
2019 yılında İstanbul’a taşınıp kurumsal kariyerine burada devam ederken Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine başlayan Okan Çelik, bu dönemde edebi çalışmalarını da sürdürdü. Pandemi koşullarının etkisiyle yoğunlaşan yazın süreci sonucunda ilk kitabı Kanatların Ardında – Mona ve Poouli’nin temellerini İstanbul’da attı.
2021 yılında çalıştığı şirketin Almanya merkezine geçiş yaparak profesyonel kariyerine burada devam etti. Aynı dönemde, “Poouli” sanatçı adıyla Time, The Seventh Planet, Because the Angel, Once ve Bird Tale isimli enstrümantal eserleri besteleyip yayımladı. Hâlen Almanya’da ikamet eden Okan Çelik, öykü ve roman türlerinde edebi çalışmalarını sürdürmektedir.
“İnsanlar boylarına göre değil zevklerine göre yaşarlar efendim! Onlar için ‘sahip olmak’ her şeyden önemlidir. Yavruyken oyuncakları olur, büyüyünce telefonları, koltukları, dolapları, vazoları, arabaları… Yazlık, kışlık, yatırımlık evler alırlar. Ölünce bile toprağın altına sessizce girmezler, süslü mermer mezarları olur. Başka bir yere göç etmek akıllarına gelmez, çünkü eşyalarını bırakamazlar. Eskiyen eşyaları değiştirirler, başkalarının eşyalarını kıskanırlar, sahip olduklarını sığdırmaya yerküre yetmez. Önce sahip, sonra köle olurlar. Hep daha büyük evler isterler, daha çok eşya sığdırabilmek için. O yüzden bu evlerin birçoğu yuva olmayı beceremez.”