Olivier Rolin

Sırça Otel'de Bir Oda yazarı
Yazar
7.5/10
11 Kişi
52
Okunma
3
Beğeni
1.942
Görüntülenme

Hakkında

OLIVIER ROLIN, 17 Mayıs 1947’de Boulogne-Billancourt’da dün­ya­­ya geldi. Çocukluğu Senegal’de geçti. Felsefe ve edebiyat eği­timi gördü. Fransa’daki 1968 olayları sırasında, aşırı sol kana­dın önderlerinden olan yazar, bir dönem gazetecilik ve editörlük yaptı. Libération ve Le Nouvel Observateur gibi gazetelerde yazı ve röportajları yayımlanmaya devam eden yazar, Port-Sudan adlı eseriyle 1994’te Femina Ödülü’nü aldı. Çağ­daş Fransız edebiyatının önde gelen güçlü kalemle­rin­den biri olan yazar, roman, gezi güncesi, deneme ve anlatı tür­le­­rinde eserler vermeye devam ediyor.
Ünvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Boulogne-Billancourt, Fransa, 14 Mayıs 1947

Okurlar

3 okur beğendi.
52 okur okudu.
5 okur okuyor.
36 okur okuyacak.
2 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 46.0
Erkek% 54.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
yaşamayı sürdürebilmek için:((
İlk kucaklaşmayı daha da ateşli kılacak olan hayal kırıklığını yaratmak üzere perondaki sütunlardan birinin arkasına saklanarak o kadını beklediğinizi anımsadığınız zaman, istasyona giren bir tren, rayların üzerinde gıcırdayan tekerlekler, artık nerede olursa olsun yüreğinizi parçalayacak. O halde eğer hayatta kalmak istiyorsanız; o kadından geriye kalan tek şeyi, bir bütün hazinesini, bedene kazınmış tatlı alışkanlıkları sonsuza dek yağmalamaya, darmadağın etmeye çabalamanız gerekir. Oysa ölülerle görüşmeye devam ettiğimiz düşsel alan varolmayı sürdürür. Her an arabayı bizim sürmemiz, bir zamanlar birlikte kurduğumuz ve içinde yaşadığımız kenti unutmamız gerekir; içinde kalmayı istediğimiz, kalmayı sevdiğimiz şeyi yıkma çabasına, durmaksızın yeni baştan başlamamız gerekir. Sevilen kadının bedenidir, uğruna ölünen o nesnedir asıl, unutmayı inatla öğrenmemiz gereken. Gözlerin, parmakların, ağzın, tenin, cinsel organın; kişinin her yerinin, her parçasının sakladığı o bedenin anılarını, cesetlerin çürüdüğü gibi çürümeye ve erimeye terk etmeyi öğrenmek gerekir...
Aşk
kabuk tutmaz yara:((
Dünyanın ağırlığından kurtulmayı olmasa bile, en azından onu azaltmayı, hatta anlamayı; yükünü hafifleten masum ve sevecen bir birliktelik sayesinde ona daha bilgece katlanmayı hayal eden a., o zamana dek tanıdığı her şeyden çok daha üzüntü verici bir yalnızlık içinde bulmuştu kendisini. Çok fazla kendini beğenmişlik ve belki biraz da korkaklıkla, sonunda onu ezip bunaltan yeni bir beden ve yeni bir ruhun güvenli aşkında unutmak istediği eski yenilgilerdi: Büyüyen, çoğalan, o tertemiz ve yok edici yüzde sonsuza dek yer alan yenilgiler. Genç kadına gelince, onu sevmeye devam etmiş olabilirdi; Ama tıpkı bir nesneyi, cansız bir şey olmasa da farklı, eksilmiş bir hayatı yaşayan bir nesneyi sever gibi: bir ölünün anısı, bir tablo, bir kitap, bir müzik.Onun gözlerini sevmiş olabilirdi; ama çırpıntılı ve canlı bir ateş gibi değil; Mantara tutturulmuş kelebek kanatları gibi, güzel ve değişken; dikkatsiz bir elin toza çevirdiği kanatlar gibi. İkisi de düz bir ten olmak için kabuk tutmak yerine, açılıp ayrılan bir yaranın iki kenarına benziyordu."
Aşk
Reklam
Reklam