Özge Lena

Özge Lena

Yazar
7.2/10
79 Kişi
·
170
Okunma
·
4
Beğeni
·
246
Gösterim
Adı:
Özge Lena
Unvan:
Yazar
Buzdan bir ruhu çözmek tehlikelidir. Ruh akışkandır ve aniden dışarı sızıverir, gerçekliği kuşatır. Sarsar ve dağıtır. Hemen ardından yıllarca örmeye çalıştığı duvarları yıkılıverir. İkisi de içinde kalır, kocası ve çocuğu, kadın kurtulur sadece. Ve kelimeleri. Cesetlerin üzerine yeni bir yaşam inşa etmek zorunda kalır. Yeni hikayeler belki de.
Özge Lena
Sayfa 16 - Can Yayınları
Dışarıdaki dünya, hele vahşi iş dünyası, beceriksizliği asla kabul etmez ve hoş görmez, bunu çok iyi biliyor. Çünkü kadınlar kusursuz çalışanlar olmalı, mükemmel anneler ve harika eşler; madem ki evde oturmak varken çalışmayı tercih ettiler.
Özge Lena
Sayfa 29 - Can Yayınları
Kadın yıllar süren o ölümcül bekleyiş boyunca, ağzında küf tadıyla, kızını büyütüyor. Büyüyünce onun gibi bir hayatı olmamasını dileyerek. Kız çocuk doğuran tüm kadınların içine kök salan o kadim korku, erkeklerin hakimiyetindeki yeryüzünde kadın olarak doğmanın ve başka bir kadını doğurmanın tekinsizliği içini ürpertiyor.
Özge Lena
Sayfa 18 - Can Yayınları
Neyi beklediğini bilmiyor ama aslında en çok ölümü bekliyor. Her gece, rüyadan önce ve boşluktan sonra, ölmeyi diliyor. Ve her sabah, uykuyla uyanıklık arasındaki o kısacık anda, bir umut yokluyor kendini, kalbini. Hemen ardından, yaşadığını idrak ettiğinde, hayat bir ok gibi saplanıyor içine. Kalkıyor. Koca günün tüm sorumluluğunu yüklenmek üzere, bir kez daha, çaresizce.
Hep bir şeyler eksik. Bazen bir anı, bazen bir his, bazen kendinlik. Ve bazen de bir kelime, bir imge ya da bir yaşam. Yaşamın içinde bir düşünce. Düşüncenin sonunda bir eylem. Eylemin yanında bir isyan. Eksik olan, içimizde bir boşluk suretinde var oluyor.
Özge Lena
Sayfa 11 - Can
İnsanlık zamanı yıllara, aylara, günlere bölüp takvimlere hapsettiğini zannetse de vakit istediği gibi geçer, dünya da bildiği gibi dönerdi.
...Aynaya baktığında kendini tanıyamıyor. Artık bir kendi, kendiliği var mı, kendinden geriye ne kaldı bilmiyor. Aynaya iyice yaklaşıp gözbebeklerinin içine bakarak bir yabancıya sorar gibi soruyor. "Kimdim ben?"...
Özge Lena
Sayfa 28 - Can çağdaş
72 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Zorlanıyorum. İnanın hislerimi nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum. Genelde kitap biter bitmez, o an ki duygularımı hemen yazıya dökerim. Ama kitap bitti, saatler geçti ve ben tutuldum kaldım. Dilim tutuldu, zihnim tutuldu; bu arada bir de hem yazara, hem kitaba tutuldum.
Bir çok kadının hayatı dışarıdan bakılınca hayran olunası bir düzen, huzur ve aile saadeti içinde görünür. Bir çok zorlukları olmasına rağmen güçlü kadın hepsiyle başa çıkar. Gıpta edilir. Ve hep daha fazlası beklenir. Şanslı olanlar 'aferin' alır. Genelde o kadar... Peki ya o kadının iç dünyasında kopan fırtınalardan kimin haberi olur? Kadın söylemez, kimse de bilmez veya anlamamazlıktan gelir. Sustukça tahribat artar. Ama bir çoğumuz bunu söyleyemez, kendine bile itiraf edemez.
İşte sevgili Özge Lena bizi bize anlatmış. Ama ne anlatma...
Olay örgüsü müthiş, kurgu çok enteresan... Karakter yaşadıklarını yazıya döküyor, şimdiki zaman ile geçmiş arasında gidip geliyor. Ta ki ruhunun ilk yara aldığı ve kopmanın başladığı zaman kadar.
İnanın şu yorumu yazarken çok zorlanıyorum. Hislerimi, kitabı tam hakkıyla yorumlayamıyorum. Ama tekrar tekrar konusu ile, kurgusu ile ve en önemlisi yazarın kalemi ile muhteşem olduğunu söyleyebilirim. Özellikle erkekler başta olmak üzere, herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Sevgili Özge Lena kaleminize, emeğinize, gözlerinize, zihninize sağlık.
72 syf.
·1 günde·6/10
Kadın nedir?
Kadın: “Bir kadını ortadan ikiye böl; yarısı annedir, yarısı çocuk, yarısı sevgili, yarısı aşk.” diye özetlemiş aslında Cemal Süreya bu soruyu. “Yarısı rivayettir, yarısı gece.” diyerekte sonlandırmış.
Bir kadının dışarıdan bakıldığında yaşadığı hayatın küçümsendiğine inanmışımdır hep. Yaşadığı hayatın tamamen başkalarına adına gerçekleştirmesi gerektiği o kadar çok sorumluluğu vardır ki kadının, yaşamayı unutur. Unuttururuz, çünkü düzen böyledir. Sadece kadın yapabilirmiş erkek yapamazmış gibi sırtına yüklenen o milyonlarca ağırlığı taşırken kadın, bir teşekkür bile edilmez. Sadece kadını baskın hayat örselemez; eşi, çocukları, babası ve hatta hemcinsi annesi de yapar bunu. Kadın söyleyemez, kimse de anlamaz zaten.
Özge Lena, kadın olmanın dayattığı o zoraki takılan maskeyi çıkartmış. Birçoğumuzun içerisinde bastırmış olduğu duyguları kadın içinde kadın olarak, farklı iki açıdan ele almış. Zaten kadın olmak kolay iş değil, öyle basit gelişi güzelde anlatılmazdı diye düşünmüş olacak ki, farklı iki bakış açısından sunmuş okurlara. Şimdiki zaman ile geçmiş zaman arasında, ilk yaralandığı andan son ana kadar bizlere sunuyor bu kısacık kitabında. İçeriden dışarıya doğru tasfir ediyor kadınlığı, kadın olmayı, kadın olmayı başarmanın zorluğunu.
72 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
İnanılmaz bir metin. Okurken yüreğim dağlandı. Çok güçlü bir kadın kalem ile tanıştım ve çok güçlü bir kadın hikayesi okudum. Bazı kitapların konusunu anlatmaya gerek yoktur, basitleştirmekten korkarsın. İşte bunu hissediyorum. En son uzun yıllar önce Seray Şahin Antabusu okurken bu kadar kalbim düğümlenmişti, birde Deniz Gezgin Ahraz’ı okurken.
Çok başarılı mutlaka okuyun. Israr ve şiddetle tavsiye ederim.
72 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kadınlara sesleniyorum özellikle,lakin erkekler de okusun bu kitabı. Kadınların iç sesi bu kitap.Hatta yok yok haykırışı... Hep söylemek isteyip,dile getiremedikleri... 71 sayfalık bu kısacık kitabı okuyun lütfen. İliklerinizde hissedeceksiniz bu kitaptaki duyguları.
72 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Nasıl bir giriş yapacağımı uzunca düşündüm. Günaydın bile yazamadım. Çünkü kitaptaki sorgulayışa "günaydın" demek hiç yakışık almıyor. Günaydın demesem güneşe haksızlık. Ama kitapta güneşi olmayan bir kadın var. Kendini sorgulayan, kimliğini ve hatta kimliklerini sorgulayan, daktilosu ile kızı arasında sıkışıp kalmış, yazmayı isteyen ama hayat koşturması yüzünden yapamayan, bu yüzden benliğini kaybeden, kelimelerin açtığı boşluğa düşen, düşen, düşen...
.
Bir kadının omuzlarında o kadar yük oluyor ki: iş, ev işleri, çocuk, yemek, zaman... Eminim çalışan anneler ya da çalışan bir anne tanıyanlar anlayacaktır beni. Bir de bu kadının varoluşunu sorguladığını, hayat değerlerini kaybettiğini, kelimelerinin onu boğduğunu düşünün. Hayatın ve rollerinin ona yüklediği sorumlulukları tamamlayacağım derken kendini ihmal eden, kendini unutan, aynada gördüğü yüzü ve bedeni tanıyamayan bir kadın. İçinde bulunduğu hiçbir şeyi sevmeyen, istemeyen, çocukluğu travma ile geçmiş bir kadın. Kadın, ruhuna otopsi yapıyor. Yapmak zorunda kalıyor. 71 sayfa olmasına rağmen derin bir kitap. İnce ama yoğun. Konuyu seviyorsanız beklemeden alın derim.
.
Görüşmek üzere
.
71 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bir annenin, bir eşin, bir kadının hisleri... Bir kız çocuğu olan bir kadının eşine, çocuğuna ve hatta hayatına hissettiklerinden ibaret mini bir roman aslında. Her aile, her anne, her eş mükemmel olmak zorunda değildir. Her kadın anne olmak zorunda da değildir.
Anneliğe ve evlilik konularına kim böyle bir açıdan bakabilmiş.. Çok beğendim bu kitabı kütüphanemin en güzel rafı senindir!
Kitap ilerledikçe ara ara gözyaşları gözlerinizde birikebilir.. Mutlaka ama mutlaka okuyun, başka söylenecek söz yok.
72 syf.
·1 günde·7/10
Bir kadın, yüzlerce adın altında -koca bir kayanın altında- ezilmiş benliğinin keşfine çıkıyor. Ruhunun otopsisini çekiyor. Bir kadın sade bir odada, asılı tabloda beyaz saçlı kadının yüzüne bakıp bakıp daktilosunun tuşlarına basıyor; morarmış parmaklarına ardırmadan ruhunun otopsisini tamamlamak adına, geçmişiyle hesaplaşıyor. Bir morgun önünde -kendi odasında- soğuk fayansa uzanmış kayıp giden yıllarının altında 'ben neyim?' diye soruyor. Bağırıyor, hıçkırıyor, gülüyor, ağlıyor, küçümsüyor. Asılı tabloda kadının gözlerinin içine bakıyor -ruhunun içine bakıyor- Bir iç kanama gibi ruhunun gelgitlerinde hasar çok büyük. Otopsisinin üstesinden gelebilecek midir? İyi bir eş, iyi bir çalışan, iyi bir anne bu mükemmelliğin (görüntüsünün) rollerinde benliği, paramparça.
Denize atılan taşların sekisini izlemek gibiydi benim.için bu kitap. Şiirsel diliyle, kadının iç dünyasıyla yüzleşmesiyle her şeyiyle çok etkilenerek okudum. Mutlaka okunması gereken bir kitap

Kitap eşliğinde dinlediğim müzik:
https://youtu.be/--LjMQDa0lk

Sevgiler
72 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Dışarı çıkamıyorsam içeri doğru bir yolculuk yapayım istedim. Tam da istediğim bir yolculuğu bu kitapla yaptım.
Çokça düşündürdü beni bu kitap. Bir kadın olmanın maskelerini tek tek takıp çıkardım. Iç dünyama çokça döndüm. Içe dönüyorsun. Dünyadan ayrılıp kendi dünyana bakıyorsun. Yalnızlığında ve herkesle iken farkına bakıyorsun. Hep kendinsen mutlusun. Ama herkesle herkes gibi olmaya çalışıyorsan yorgun.

Kendinizin otopsisini yapmak için iyi bir fırsat bu kitap..
72 syf.
·1/10
Bir insan varlık nedir nasıl bilmez? Yokluk nedir hiç tatmamışsa. Elinde olana asla şükretmemişse. Körü körüne kendisi kadar fani olan bir insana bağlanıp bütün hayatını yaktı. O masum çocuğa, kendi çocukluğunda yaşadıklarını yaşattırdı. Belki daha da beteri. Bukadar nankör düşünen insanlar bu dünyaya fazlalık azizim. Allah (c.c) böylelerinden korusun bizleri.
Not: Kitap 25. sayfasından sonra saçmalığına dayanılamayıp sobada yakıldı.
72 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Otopsi, Özge Lena
seelam bugün çok ağır ama bir o kadar güzel bir kitabın yorumu ile geldim. Birçok kişide gördüğüm kapağına ayrı, ismine ayrı, arka kapak yazısına ayrı hayran kaldığım bir kitap Otopsi. Kitabı bitirdikten sonra hayran kaldığım bir başka şey de oldu, yazarımıza. Böyle güzel bir kitabı okuduğum için o kadar mutluyum ki anlatamam. Bu gerçekleri açık açık yüzümüze vurup farkındalık yarattığı için yazarımızı tebrik ediyorum
Başta ağır demiştim kitap için ama ne dili ağır ne anlatımı kitabın. İçindeki anlatılanlar, bize yüklediği sorumluluklar, hisler çok ağır. Aslında yazar olmak isteyen ve kendince de olmaya çalışan bir kadının ağzından okuyoruz kitabı. Bir kadının otopsisini. Hayatın onu istemediği bir konuma nasıl getirdiğini ve bu süreçte neler hissettiğini, hayatın ona dayattığı şeyleri yapmak zorunda olmasının onu ne hale getirdiğini okuyoruz. Kısa kısa cümlelerle anlatılan bu kitabın içime nasıl işlediğini anlatmaya kelimelerim yetmez, o kadar etkiledi beni. Yazarımız bir kadının, daha doğrusu hayatın dayattığı sorumlulukları yapmak zorunda olan ve bu kalıba uyum sağlamaya çalışan bir kadının içindeki duyguları, hisleri çok güzel anlatmış. 71 sayfalık kısacık bir kitaptı bir 100 sayfa daha olsa bıkmadan okurdum. Yazarımızın ilk kitabı ama asla son olmamalı. Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Sizlere de şiddetle öneriyorum asla ama asla pişman olmayacaksınız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Özge Lena
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 170 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 90 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.