Özkan Şenol

Farkında mısınız? yazarı
Yazar
8.0/10
40 Kişi
273
Okunma
30
Beğeni
12,8bin
Görüntülenme

Hakkında

Uzman Psikolog Özkan Şenol, 1976 sivas doğumludur. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi'nde tamamladıktan sonra klinik alanda master yapmıştır. Vatani görevini de Sivas Alay Komutanlığında psikolog olarak yapmıştır. 12 yıldır bu alanda görev yapmaktadır. 3 yıl oyunculuk ve 4 yıl yönetmenlik yapmıştır. yaklaşık 2250 seminer vermiştir. Çocuk-ergen-yetişkin psikolojisi, ebeveyn eğitimleri, doktor, hemşire ve hasta bakıcı eğitimleri, emniyet mensuplarına yönelik eğitimleri halen devam etmektedir. Milli eğitim bakanlığı - öğretmen yetiştirme tarafından illerde görevlendirilen Özkan Şenol, illerde idareci, öğretmen, veli ve öğrenci seminerlerini vermektedir. Halen Bakırköy Zuhuratbaba' da kendi danışmanlık merkezinde, çocuk-ergen-yetişkin üzerine bireysel görüşmeler ve grup eğitimleri vermektedir. "Farkında mısınız?" adlı çocuk ergen kitabı vardır.
Ünvan:
Türk Uzman Psikolog, Eğitim Uzmanı
Doğum:
Sivas, Türkiye, 1976

Okurlar

30 okur beğendi.
273 okur okudu.
10 okur okuyor.
85 okur okuyacak.
9 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 82.6
Erkek% 17.4
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Etiketleme serbesttt
Dost Dediğin, Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli.. Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile sarılmalı. Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı. Dost dediğin; fanatik olmalı.. Bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli. Güzel haber aldığında seninle dans etmeli. Ve ağladığında seninle ağlamalı .. Ama hepsinden daha çok dost, matematiksel olmalı; Sevince çarpmalı.. Üzüntüyü bölmeli. Geçmişi çıkarmalı... Yarını toplamalı..
Sayfa 34·Kitabı okudu
Alıntı
Çocuklarınıza bu haksızlığı yapmayın..
Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konusurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de "Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksın babanla?"' diye çıkışır, beni odama gön. derirdi. Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, "Bizim bir odamız bile yoktu her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. "Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık" derdim içimden, ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim. Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli bir şey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunları geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak işe başladım. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; "Bak, böyle uslu uslu oyna işte." diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. "Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum, diye komşulara anlatııyordu annem halimi.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam