Eleni;
yazlıkta kalıyorduk.
İstanbul'dan haberler geliyordu,
dükkanlar, evler, okullar yıkılıyor,
talan ediliyor,
ve kiliseler yakılıyor diye.
saat sekiz sıralarında taşlarla dolu
bir kamyon geldi.
kamyondan 10, 15 kişi dışarıya fırladı.
yağmur gibi taş yağmaya başladı bizim eve.
cam denilen birşey kalmadı.
sonra karanlık oldu.
birden babam deli gibi dışarıya fırladı,
ve tertemiz türkçesiyle bağıra bağıra:
“yıkın bu evi, kırın dökün,
beni de öldürün,
karımı da öldürün,
kızımı da öldürün.
herşey bu vatana feda olsun.”
şaşırıp durdular ve babama sordular:
“isminiz ne sizin?”
babam göğsünü gererek “Kemal” diye yalan söyledi,
sonra da pantolonunu indirerek,
sünnetli çükünü gösterdi.
hijyenik nedenlerden dolayı sünnet olmuş,
daha sonra anlattılar.
tabii ki,
günün birinde sünnetli çükünün bizi kurtaracağını
hayal bile edemezdi.
bizi kurtardı kurtarmasına da,