Salim Koçak

Salim Koçak

Yazar
9.5/10
8 Kişi
·
21
Okunma
·
0
Beğeni
·
155
Gösterim
Adı:
Salim Koçak
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
1949, Konya.
İlk yazıları Konya Maarif Koleji lise bir öğrencisi iken Yeni Konya, Şehir Postası ve Yeni Meram gibi Konya’nın yerel gazeteleriyle Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmaya başladı.
Daha sonraki yıllarda Son Havadis, Tercüman, Ortadoğu gibi gazetelerle Hisar, Türk Edebiyatı, Milli Kültür gibi dergilerde yazdı. Köşe yazarlıkları yaptı.
Üniversite öğrencisiyken Türkiye’de OYUN adlı ilk zekâ oyunları dergisini çıkardı.
Konya Şehir Tiyatrosunu kurdu. Oyunlar yazıp, sahneye koydu. O yıllarda Konya’nın tek salonu olan Devlet Tiyatrosu salonu üç yıl sonra siyasi nedenlerle elinden alınınca tiyatro macerasını noktalamak zorunda kaldı.
1986-1991 yılları arasında Halka ve Demokrasiye Sözcü adlı dergiyi çıkardı. Bülent Ecevit’in çıkardığı Arayış dergisinden sonra 12 Eylül rejimine karşı bayrak açan ikinci dergi oldu. Kenan Evren’le Turgut Özal’ın açtığı davalardan toplam 36 ay hapis cezası aldı. Paraya çevrildi.
Süleyman Demirel, Aydın Menderes ve Tansu Çiller’e danışmanlık yaptı.
Antalya Altın Portakal Kültür ve Sanat Vakfı’nda basın ve başkan danışmanı olarak çalıştı.
Kanada merkezli uluslararası bir kültür-sanat etkinliğinin Türkiye temsilciliğini yürüttü. (1992-1993)
KKTC’de Haber adlı günlük gazetenin kurucu genel yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını yaptı. (1998)
Merkezi Londra’da bulunan Celebrity Speakers Associates (CSA) – Ünlü Konuşmacılar Ajansı’nın profesyonel liderlik ve motivasyon konuşmacıları portföyüne kabul edildi. (2000)
Bu arada kendini çocuklara adadı. 200 bin çocukla buluştu. Onları eğlendirirken kendilerine daha fazla güven duymalarını sağlamaya çalıştı. Bu sayede ülkesinin çocuklarını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Tanıdıkça da kişiliklerine, zekâ ve mantıklarına duyduğu hayranlık arttı.
Kültür, sanat konferansları verdi.
Anne babalara anne-baba-çocuk ilişkisi üzerine konuşmalar yaptı. Çocukların da bir “birey” olduğunu, çocuk olsalar bile bebek olmadıklarını anlatmaya çalıştı. Ama bunu, çocuklarla yaptığı gibi güle-oynaya değil; çoğu zaman vicdan azabı duymalarını sağlayarak yaptı.
Kanal 6, E tv, Ulusal Kanal, Kanal A televizyonlarıyla Martı FM, Dost FM ve Yıldız FM radyolarında Söz Çocukların, Bay Muhalif, Yaşamı Fethetmek, Söz Salim Koçak’ın, Bir Avuç Fesleğen, Bay Yaşam ve Salim Amcayla Gül Eğlen Düşün Öğren adlı programlar hazırlayıp sundu
Kitaplarından 2500’ünü Antalya Büyükşehir Belediyesine bağışladı. Açılan kütüphaneye kendi adı verildi.
2002 yılından beri Dışişleri Bakanlığı Yurtdışı Türkler Seri Konferansçısı.
İki çocuk, bir torun sahibi.
Çocukla çocuk, gençle genç olmasını babası Lâtif Koçak’a, elli yaşındayken çocukların dünyasına kaçmayı ise siyaset dünyasındaki “baba”ya borçlu.
En büyük hayali; musalla taşındaki sonsuzluk uykusuna devam ederken, çocukların ellerini Tanrıya açarak Salim Amcaları için dua etmeleri.
Koca Sinan'ın yaptığı minareler, Japonların ülkelerinde kullandıkları raylı sistemden daha ileri bir sistem üzerinde oturuyor, o sayede de deprem sırasında her yöne yaklaşık 5 derecelik bir açı yaparak sallanıyormuş. Minareleri yıkılmaktan koruyan şey, işte o sallanmaymış.
Mimar Sinan yılda ortalama 6-7 eser vermiştir. Günümüzde ulaşılan teknik düzey ve ulaşım imkanlarıyla bile bir mimarın bu sayıyı yakalamasının hemen hemen imkansız olduğu kabul edilmektedir.
Ama, o da neydi? Mimarbaşı az ileride, tıpkı dedikleri gibi nargile fokurdatıyordu.
Evet...Koskoca Mimarbaşı, yapımını bitirmek üzere olduğu caminin orta yerine bağdaş kurup oturmuş, nargile içiyordu.
Padişah'ın gözleri şaşkınlıktan öyle açılmıştı ki yerlerinden fırlayacak gibiydiler.
Padişah öfkeyle oraya doğru yöneldi.
Mimarbaşı, Padişah'ı karşısında görünce gözlerine inanamadı. Yaşı çok ilerlemiş olmasına rağmen hızla ayağa kalktığı gibi önünde saygıyla eğildi.
Padişah öyle bir gürledi ki caminin kalın duvarları titredi:
"Be hey densiz! Bu ne cüret? Hem de Tanrının evinde ha!"
Koca Sinan, yaptığı işin doğruluğundan o kadar emindi ki...Sadece gülümsedi. Ve "Hünkarım" diyerek girdi söze, "gördükleriniz doğru. Evet, nargile fokurdatıyordum. Ama içinde ne tütün ne kömür ne de ateş var...İçinde sudan başka bir şey yoktur." dedi ve sustu.
Bunları duyan padişah önce bocaladı. Duyduklarını anlamakta zorlanmıştı. Ne diyeceğini bilemedi.
Gözleri bir Sinan'a, bir nargileye gitti. Evet, gerçekten de nargilede sudan başka bir şey yoktu. Demek ki Mimarbaşının yaptığı iş nargile içmek değildi. Çünkü nargile tütün, ateş ve kömür olmadan içilemezdi. Sonuçta, Padişah olup biteni anlamıştı. Demek ki söylenenler iftira veya dedikodudan başka bir şey değildi. Acaba Koca Sinan'ı çekemeyenler, kıskananlar mı uydurmuştu o yalanları? Yoksa olup biteni Padişah'a anlatanlar görünüşe mi aldanmıştı?
Kanuni Sultan Süleyman Han'ın başı öne düşmüş, üzülmüş, mahcup olmuştu. "Öyleyse Mimarbaşı , nedir yaptığın?" diye sordu.
"Haşmetli Padişahım! Sesin cami içindeki dolaşımını kontrol ediyordum" diye yanıtladı mimarbaşı.
Ve devam etti.
"Yüce Padişahım, bilirsiniz ki yaptığım şeyin en iyisini yapmaya çalışırım. Caminin içinde dolaşacak sesi, nargileden çıkan suyun sesi ile test etmek, en doğrusudur. Sizin gibi bir devlet büyüğünün adıyla anılacak ve yüzyıllara meydan okuyacak bir yapının içindeki ses dolaşımı da en mükemmel şekilde olmalıdır."
Sinan'ın test ettiği o cami, dört yüz elli yıldır dimdik ayakta duran, İstanbul'daki Süleymaniye Camii'nden başkası değildi.
Caminin içindeki ses dolaşımını, nargileden çıkan su sesiyle kontrol eden Mimarbaşı da bütün dünyanın gelmiş geçmiş en büyük mimarlarından kabul edilen ve adı dünya sanat tarihine, hem de altın harflerle "Koca Sinan" olarak yazılmış olan Mimar Sinan'dan başkası değildi.
Köyde doğup büyüyenler iyi bilir; sokaklarda tavuklar, horozlar, kazlar gezinir...Derelerde sürü halinde ördekler yüzer...Sabahın erken saatlerinde horozlar öter...Otlamaya giden hayvanların çanları, sanki bestelenmiş müzik parçalarıymış gibi kulaklara hoş sesler taşır. Toprağın o güzelim kokusu dört bir yana yayılır. Gölgelik yerlerde kediler, köpekler, keçiler, iç içe uyuklarlar.
Böyle bir ortamda büyüyen çocuklar da genellikler güçlü, sağlıklı, çalışkan, başarılı ve mutlu olurlar.
"Hiçbir şey küçük yaşta kurulan bir hayalin gerçekleşmesinden daha güçlü olamaz. Bir çocuk, bir kahramanı, dünyayı fetheden büyük bir insanı öğrendiğinde, ister istemez kendisi de böyle bir kahraman, böyle bir büyük insan olmak isteyecektir. "
Stefan Zweig
88 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
4. ve 5. sınıf ogrencileri icin kesinlikle tavsiye edebilecegim bir eser...Kizim ve ben keyifle okuduk... Cocuklara tarihi sevdirebilecek nitelikte bir kitap... Halk kutuphanesinde buldugumuz kitabin tum serisini edinerek kendi kitapligimiza eklemek istiyoruz..
88 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Çocuklara ulusumuzun yetiştirdiği ünlü kişiliklerinden birisi olan Mimar Sinan'ı tanıtmak için güzel bir kitap. "Nasıl Büyük İnsan Oldular?" dizisinin 2.kitabı. Gerek fotoğraflarla gerek anektodlarla oldukça başarılı bulduğum bir eser oldu.

Kitapta Mimar Sinan'ın çocukluğundan başlayarak baş mimar olana kadar geçen süreçte ne gibi başarıların altına imza attığı, hayatı boyunca verdiği eserler anlatılmış. Bir çocuğu sıkmayacak şekilde sunulmuş. Bir çocuğu Mimar Sinan'ın yolundan gitmeye teşvik edecek, onun gibi sürekli üretken olmaya ve bunu başarmak için sürekli kitap okumaya sürükletecek bir kitap.

Kitabın başında da Stefan Zweig'dan alıntı yapıldığı gibi "Hiçbir şey küçük yaşta kurulan bir hayalin gerçekleşmesinden daha güçlü olamaz. Bir çocuk, bir kahramanı, dünyayı fetheden büyük bir insanı öğrendiğinde, ister istemez kendisi de böyle bir kahraman, böyle bir insan olmak isteyecektir." Bu yüzden küçüklerimize bu kitabı okutalım.
BURCU
BURCU Nazım Hikmet Nasıl Büyük İnsan Oldu?'u inceledi.
@kitapvebenimdunyam·22 Oca 2019·Kitabı okumadı
Kitap Yorum
Nazım HİKMET NASIL BÜYÜK İNSAN OLDU?
Sevinç & Salim KOÇAK Onlarca kez okuduğum biyografisini bir kez daha okudum. Her okudugun kaynaktan farkl i bilgiler öğreniyorum ve her okuduğumda da yüreğimde bir acı oluyor . Nazim'ı sevdiğim doğrudur . Ve sanırım hiç bir zamanda bu sevgim bitmeyecektir. Nazım Hikmet , Sabahattin Ali , Deniz Gezmiş ve adini sayamadığım daha bir çok vatan severler için bir kez daha üzülüyorum. Gerçekten neydi suçları? Halkını düşünmek , vatanını sevmek , kapitalizm ülkemize gelmesini engellemek bunların hepsi birer suç muydu?
Her okumam da bir kez ve yeniden düşünüyorum bu insanlar vatan için bu kadar çaba sarfederken bizler birer korkak olarak yetiştik . Ne yapabiliyoruz vatanımız için . Kocaman bir hiç çünkü hep bize geçmişte ki insanların vatan millet için yaşadıkları anlatılıyor başlarına gelen olaylardan dolayı duygularımız planlarımız düşüncelerimiz bastırılıyor.
kitap yorumuma gelince; çocukluktan itibaren başlayan yardımlaşma paylaşma isteğiyle büyüyüp şiir yazmayi , resim yapmayı ve ritim tutmayı seven bir çocuğun büyüdükçe sosyalizm düşüncesinin daha bir pekişmesini ve bunu eyleme geçirme süreçlerini anlatiyir. Yıllar boyunca yapmadı ama yapabilir diye hapislerde yatıyor. Suikast düzenleneceğini öğrendiği anda kaçıyor ve son istediği olarak ben ölürsem beni anadolu topraklarına gömün diyor ve ölüyor.
Maalesef hala ülkemize getirilemiyor. Moskova bizden daha çok seviyor
Kitaptan alıntılar ;
Ebede set çeken perdeyi deldim,
Aşkı içten duydum ,arşa yükseldim ,
Işte huzuru da secdeye geldim
Bende muridinim, işte Mevlana
Atatürk "uğraşmayın Nazım Hikmet'le "diyor sonuç nafile
Son olarak
Kimi insan otların, kimi insan balikların çeşidini
bilir
Ben ayrılıkların
Kim o insan ezbere sayar yıldızların adını
Ben hasretlerin
Sevgiyle kalın ... #okupaylas #okuyoruzpaylasiyoruz @kitapsizlargrubu #okudumbitti #book #bookstagram
104 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal’in çocukluk dönemini, yetiştiği çevreyi, gazetecilik yıllarını, eserlerini  ve O’nu büyük bir yazar kılan özgünlüklerini daha iyi anlamak isteyen  her yaştan okuyucuya hitap eden kitabı tavsiye ederim.

Özellikle çocukların  sevebileceği, örnek alabileceği , yazarı daha yakından tanıyabileceği çok güzel bir çalışma olmuş. Ülkemizin yetiştirdiği büyük insanları tanıyıp onların başarı öykülerinden çıkarılacak çok  dersler var.

Yazarın biyografisi

Adı:
Salim Koçak
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
1949, Konya.
İlk yazıları Konya Maarif Koleji lise bir öğrencisi iken Yeni Konya, Şehir Postası ve Yeni Meram gibi Konya’nın yerel gazeteleriyle Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmaya başladı.
Daha sonraki yıllarda Son Havadis, Tercüman, Ortadoğu gibi gazetelerle Hisar, Türk Edebiyatı, Milli Kültür gibi dergilerde yazdı. Köşe yazarlıkları yaptı.
Üniversite öğrencisiyken Türkiye’de OYUN adlı ilk zekâ oyunları dergisini çıkardı.
Konya Şehir Tiyatrosunu kurdu. Oyunlar yazıp, sahneye koydu. O yıllarda Konya’nın tek salonu olan Devlet Tiyatrosu salonu üç yıl sonra siyasi nedenlerle elinden alınınca tiyatro macerasını noktalamak zorunda kaldı.
1986-1991 yılları arasında Halka ve Demokrasiye Sözcü adlı dergiyi çıkardı. Bülent Ecevit’in çıkardığı Arayış dergisinden sonra 12 Eylül rejimine karşı bayrak açan ikinci dergi oldu. Kenan Evren’le Turgut Özal’ın açtığı davalardan toplam 36 ay hapis cezası aldı. Paraya çevrildi.
Süleyman Demirel, Aydın Menderes ve Tansu Çiller’e danışmanlık yaptı.
Antalya Altın Portakal Kültür ve Sanat Vakfı’nda basın ve başkan danışmanı olarak çalıştı.
Kanada merkezli uluslararası bir kültür-sanat etkinliğinin Türkiye temsilciliğini yürüttü. (1992-1993)
KKTC’de Haber adlı günlük gazetenin kurucu genel yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını yaptı. (1998)
Merkezi Londra’da bulunan Celebrity Speakers Associates (CSA) – Ünlü Konuşmacılar Ajansı’nın profesyonel liderlik ve motivasyon konuşmacıları portföyüne kabul edildi. (2000)
Bu arada kendini çocuklara adadı. 200 bin çocukla buluştu. Onları eğlendirirken kendilerine daha fazla güven duymalarını sağlamaya çalıştı. Bu sayede ülkesinin çocuklarını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Tanıdıkça da kişiliklerine, zekâ ve mantıklarına duyduğu hayranlık arttı.
Kültür, sanat konferansları verdi.
Anne babalara anne-baba-çocuk ilişkisi üzerine konuşmalar yaptı. Çocukların da bir “birey” olduğunu, çocuk olsalar bile bebek olmadıklarını anlatmaya çalıştı. Ama bunu, çocuklarla yaptığı gibi güle-oynaya değil; çoğu zaman vicdan azabı duymalarını sağlayarak yaptı.
Kanal 6, E tv, Ulusal Kanal, Kanal A televizyonlarıyla Martı FM, Dost FM ve Yıldız FM radyolarında Söz Çocukların, Bay Muhalif, Yaşamı Fethetmek, Söz Salim Koçak’ın, Bir Avuç Fesleğen, Bay Yaşam ve Salim Amcayla Gül Eğlen Düşün Öğren adlı programlar hazırlayıp sundu
Kitaplarından 2500’ünü Antalya Büyükşehir Belediyesine bağışladı. Açılan kütüphaneye kendi adı verildi.
2002 yılından beri Dışişleri Bakanlığı Yurtdışı Türkler Seri Konferansçısı.
İki çocuk, bir torun sahibi.
Çocukla çocuk, gençle genç olmasını babası Lâtif Koçak’a, elli yaşındayken çocukların dünyasına kaçmayı ise siyaset dünyasındaki “baba”ya borçlu.
En büyük hayali; musalla taşındaki sonsuzluk uykusuna devam ederken, çocukların ellerini Tanrıya açarak Salim Amcaları için dua etmeleri.

Yazar istatistikleri

  • 21 okur okudu.
  • 15 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.