Bu farklılığı yakından görmek istediğimizde, örneğin Eş'ari düşüncenin öncülerinden olan Gazāli'nin "iyi" ve "kötü" kavramlarını analiz ederken fâilin amacına uygun olanı "iyi", uygun olmayanı da "kötü" olarak nitelediğini ve bu kavramların izafi kavramlar olup şahıslara göre değiştiğini savunduğunu görürüz. İşte bu akıl yürütme biçiminin ahlak alanındaki izdüşümünün bireyin gücünün neredeyse yok sayılarak ahlaki değerin yegâne belirleyicisinin Tanrı olduğu kabulü ile sonuçlanmasının kaçınılmaz olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü buna göre, beşer aklı kesinlikle "iyi" ve "kötüye dair bir yargıda bulunamaz. Yani nesne ve olaylar, ahlakı açıdan "İyi" veya "kötü" oluşlarını, doğrudan Tanrının onları öylece belirlemesinden almakta ve ilahi irade ahlakın esasını oluşturan biricik unsur olmaktadır.