Selçuk Ülger

Kavanozdaki Yürek yazarı
Yazar
Çevirmen
7.7/10
3 Kişi
5
Okunma
2
Beğeni
3.683
Görüntülenme

Hakkında

1969'da Kayseri/ İncesu'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İncesu’da, yüksek öğrenimini, İzmir- Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde tamamladı (1990). 1989 yılında, DAAD bursu kazandı ve stajyer öğrenci olarak üç ay Almanya'nın Giessen kentindeki Justus von Liebig Üniversitesi'nde çalıştı. Türkiye'deki olumsuz koşullar ve işsizlik onu yeniden Almanya'ya göçe zorladı. 1991 yılından bu yana Frankfurt kentinde yaşıyor. Evli ve master öğrencisi bir oğlu var. Yazıları, Kıyı, Evrensel Kültür, Kar, Afrodisyas Sanat, Ataşehir Kültür, Tuna Kültür-Sanat dergilerinde, Gerçekedebiyat.com sitesinde ve bazı anı kitaplarda yayımlandı. 2014 yılında yayımlanan 'Kavanozdaki Yürek' ilk kitabıdır. Yazarın eşi ile çevirdiği Friedrich Schiller'in 'Çin Prensesi Turandot' eseri, 'Turankızı' adıyla Eylül 2020'de Kaynak Yayınları tarafından yayımlanmıştır.
Ünvan:
Yazar, Çevirmen
Doğum:
İncesu, Kayseri, Türkiye, 1969

Okurlar

2 okur beğendi.
5 okur okudu.
1 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Almanlar yazı çizi işlerini, sanatsal uğraşları çok önemserler. Çocuklarının, torunlarının karaladıkları ilk resimleri değerli bir sanat eserleriymişçesine çerçeveletip evlerinin duvarlarına asar­ lar. Kaleme aldıkları ilk masalcıkları arşiv dosyalarında titizlikle korurlar. Kim olursa olsun, sanata yönelmiş birinin hevesini sol­ duracak davranışlarda bulunmazlar. Edebiyatla uğraştığıma sevindi Eberhard; "Demek yazarlığa başladın. Çok iyi etmişsin! Kutlarım seni!" dedi. Bir öyküme ko­ nuk olduğuna ise şaşırdı. "Vaktim elverdikçe, duraklarda küçük notlar karalıyor, eve gi­ dince, uykuya yenik düşmezsem, gece boyu temize çekiyorum ka­ raladıklarımı" dedim, gözlerime diktiği mavi gözlerine bakarak. "Okul sıralarındayken ben de öyküler karalardım" dedi Eber­ hard. Frankfurt'un yüksek yapılarında gezdirdi bakışlarını bir süre. "Frankfurt fena halde bombalanmış, tüm şehir yerle bir ol­muştu! Sığındığımız bodrum katının loş ışığında her akşam gizli gizli babamı izlerdim. Patates rakısı damıtırdı. Ağır sarhoşluğun­ dan başka, hiç kimse, hiçbir şey çekip alamazdı onu ezildiği ağır yüklerin altından. Üstümüze yağan ağır bombalar kadar korku­turdu onun öfkesi bizi. Durmaksızın bağırır dururdu hepimize. Derin uykulara dalamazdım hiç. Mum ışığında saman kağıtlarına gece boyu gizli gizli bir şeyler yazar, okul çantamda saklardım yazdıklarımı." Yutkundu. Bakışlarımdaki devam et, diyen meraklı bekleyişi anladı. "Okul çıkışı küçük atölyemize babama yardıma giderdim. Torna tezgahının başında aralıksız çalışır, her fırsatta beni beceriksizlikle suçlar, azarlardı. Babamın bu sevgisiz, öfkeli hallerini anlattığım kısacık öykümü bir gün ders arasında çeki­ nerek Almanca öğretmenime uzatmıştım. Yazdıklarım zerre kadar etkilememişti onu. Birkaç dakika göz attığı kağıtlarda, çizmedi­ği tek
Sayfa 75 - Kaynak yayınevi 2025
Biyografi Edebiyat Anı-Mektup-Günlük
Reklam
Reklam