Almanlar yazı çizi işlerini, sanatsal uğraşları çok önemserler.
Çocuklarının, torunlarının karaladıkları ilk resimleri değerli bir sanat eserleriymişçesine çerçeveletip evlerinin duvarlarına asar lar. Kaleme aldıkları ilk masalcıkları arşiv dosyalarında titizlikle korurlar. Kim olursa olsun, sanata yönelmiş birinin hevesini sol duracak davranışlarda bulunmazlar.
Edebiyatla uğraştığıma sevindi Eberhard; "Demek yazarlığa başladın. Çok iyi etmişsin! Kutlarım seni!" dedi. Bir öyküme ko nuk olduğuna ise şaşırdı.
"Vaktim elverdikçe, duraklarda küçük notlar karalıyor, eve gi dince, uykuya yenik düşmezsem, gece boyu temize çekiyorum ka raladıklarımı" dedim, gözlerime diktiği mavi gözlerine bakarak.
"Okul sıralarındayken ben de öyküler karalardım" dedi Eber hard. Frankfurt'un yüksek yapılarında gezdirdi bakışlarını bir süre. "Frankfurt fena halde bombalanmış, tüm şehir yerle bir olmuştu! Sığındığımız bodrum katının loş ışığında her akşam gizli gizli babamı izlerdim. Patates rakısı damıtırdı. Ağır sarhoşluğun dan başka, hiç kimse, hiçbir şey çekip alamazdı onu ezildiği ağır yüklerin altından. Üstümüze yağan ağır bombalar kadar korkuturdu onun öfkesi bizi. Durmaksızın bağırır dururdu hepimize.
Derin uykulara dalamazdım hiç. Mum ışığında saman kağıtlarına gece boyu gizli gizli bir şeyler yazar, okul çantamda saklardım yazdıklarımı." Yutkundu. Bakışlarımdaki devam et, diyen meraklı bekleyişi anladı. "Okul çıkışı küçük atölyemize babama yardıma giderdim. Torna tezgahının başında aralıksız çalışır, her fırsatta beni beceriksizlikle suçlar, azarlardı. Babamın bu sevgisiz, öfkeli hallerini anlattığım kısacık öykümü bir gün ders arasında çeki nerek Almanca öğretmenime uzatmıştım. Yazdıklarım zerre kadar etkilememişti onu. Birkaç dakika göz attığı kağıtlarda, çizmediği tek
Sayfa 75 - Kaynak yayınevi 2025