Semih Rıfat

Semih Rıfat

Çevirmen
8.3/10
30 Kişi
·
112
Okunma
·
0
Beğeni
·
26
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
100 syf.
Kadın şair Sappho tarihin bilinen ilk lezbiyendir aynı zamanda. Hatta lezbiyen adı da onun yaşadığı Lesbos adasından gelir. Şiirler kitabında Sapphonun günümüze fragmanlar halinde kalmış şiirlerini içerir.
280 syf.
·Beğendi·9/10
Ursula Mirouet, namı diğer matmazel Mirouet, küçük bir kız, yaşlı doktor Minore'nin ortak hikayesini anlatıyor.
Kitap Balzac'ın İnsanlık Komedyası külliyatının Taşradan Yaşmından sahneler bölümüde yer alıyor. Burada temel olarak kitap hakkında şu söylenebilecek şey, soylular ve burjuva sınıfı arasında amansız mücadelenin henüz devam ettiği ve kont-vikont soylu sınıfının aşağı sınıftan bir aileden kız alma konusunda bile ciddi problem çıkardığıdır. Soylu genç ve aşık delikanlımız vikont Savinien, soylu olmayan güzel bir dilber olan Ursulaya aşıktır ve bir papaz tarafından yetiştirilen dindar ve iffetli bir kadın olmasına karşın Ursula kendisi gibi soylu değildir. Bu yüzden annesi tarafından Savinien ile evlenmesine şiddetle karşı çıkılmaktadır ve bu yaşlı ve inatçı kadın sağ olduğu müddetçe bu iki aşığın evlenmelereine izin vermeyeceğeni söylemektedir.
Açıkçası yazarın Ursula portresini pek gerçekçi bulmasamda, bu enfes kadını ilgiyle okuduğumu söyleyebilirim. Güzeliği tarife gelemeyecek kadar üst düzey ve fakat kiliseden neredeyse hiç çıkmacak kadar dindar, hatta neredeyse kendisine atılan ağır bir iftiradan sonra kiliseye kapanmaya karar verecek kadar ruhban bir kilise çiçeği Ursula. vaftiz babası ve eniştesi olan Minoret'nin , mirasçılarının neredeyse bir birini parçalayacak kadar yüklü bir servete sahip olmasına rağmen kendisini garanti altına alacak imkanı sağlama konusunda hiç bir kaygı ve çaba göstermiyor.
Ölüm döşeğindeki vaftiz babasının tedirgin-ısrarına rağmen gidip kendisine bırakılan oldukça büyük bir para edecek olan değerli evrakı ve kendisi için yazılmış vasiyetnameyi, keder, üzüntüsünden ihmal ederek, alçak bir adamın el koymasına neden oluyor.
Neyse ki yazar bu konuda oldukça hayalperest bir şekilde meseleyi tatlıya bağlamasını beceriyor ve Türk filmlerindeki gibi romanımızı mutlu sona kavuşmuş ve huzurlu bir şekilde, yakışıklı prensi Tarık Akanına kavuşmuş Hülya Koçyiğit kıvamında veda etmemizi mümkün kılıyor.Pierrette gibi trajik bir sondan sonra yazara saygı ve alkışlarımı sunuyorum.
Şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim ki, Menzilhanecinin çaldığı ve Ursulaya ait olduğunu bildğimiz değerli evrakların bulunması konusunda, Ursulanın rüyaları, papazımızın üstün gayreti, sorgu yargıcının yüksek zekasına rağmen, Dostoyevskinin baş yapıtı olan Karamazov Kardeşler ve Suç ve Ceza daki tutatarlılık,geçerlilik ve doğruluk konusunda 'Ultra Hard' mantıksal dizgesini burada bulamadığım itiraf etmeliyim.
İyi edebiyat eserleri, hiçbir zaman eskimeden kalmayı başaran, zaman geçtikçe değeri artan ve tadı güzelleşen yıllanmış şaraplar gibidirler. Bu eserler her okunduğunda insana yeni şeyler kazandırırılar. Ben bu kitapta insanın doğasını ve eksistansyal acılarının tekrar edegeldiğini bir kez daha idrak etmiş bulunuyorum. İyi Okumalar.
280 syf.
·9/10
Olayların akıcılığı, ele alınan konu ve kullanılan dili eseri büyük bir zevkle okunulacak hale getirmiş. Kesinlikle okunmasını tavsiye ettiğim bir kitap.
100 syf.
Sappho; Yunan lirizminin büyük ozanı, bugün Midilli adıyla anılan Lesbos'da yaşamış. Samih Rıfat tadından yenmez bir önsöz yazmış kitaba... Ufak bir pasaj önsözden;

"Ama o, çoğu zaman iki sözcüğüyle, yarım bir dizesiyle, tek bir imgesiyle yapar aynı işi. Bir iki uzun ve eksiksiz şiir dışında, karşımızda bütünüyle kırık dökük dizelerden, başı sonu eksik dörtlüklerden oluşan bir yapıt vardır. Eşsiz güzelliğini ve etkileyiciliğini biraz da bu kırık döküklüğüne, toprak altından çıkmış kolu bacağı kırık Antikçağ yontularının güzelliğini andıran gizemli eksiltilerine borçludur belki de"

Ve şiir olsun artık devamında, Sappho'dan...

Hiç değişmeyecek, güzellerim benim,
sizden yana düşüncem.
...


Ve sen Dika, bir taç yerleştir saçlarının üstüne
yumuşacık elinle ördüğün anason dallarından;
güzel çiçekler kutlu Kharit'lerin gözünü çeler,
başında taç olmayan birini görmezler bile.
...


Tıpkı o tatlı elma gibi, bir dalın tepesinde kızaran
yukarıda, elma toplayıcıların unuttuğu o elma,
aslında unutmamış da, uzanamamışlardır ona ...
280 syf.
·Beğendi·10/10
Oksuz ve yetim Ursule ile onu evlatlık alan eniştesinin yureginize dokunan öyküsü. Balzac ın kitapları kolay okunmuyor fakat bittiğinde her birinde aldığınız edebi zevk ayrı. Tavsiye ederim.
280 syf.
Balzac eserlerini Töre İncelemeleri, Felsefe İncelemeleri ve Çözümleyici İncelemeler başlıklı üç ana bölüme ayırır. En kapsamlı bölüm olan Töre İncelemeleri'nin alt bölümleriyse Özel Yaşamdan Sahneler, Taşra Yaşamından Sahneler başlıklarını taşır. Taşra yaşamından bir sahne olarak konumlandırılan eserde küçük bir kız ile onun koruyuculuğunu üstlenen yaşlıca bir doktorla başlayan hikaye, miras kavgaları, haksızlıklar ve mutlu sonla bitecek bir aşk düzleminde devam ediyor. Yayımlanma tarihi 1841.
%42 (112/269)
·10/10
Ursule Mirouet,"insanoglunun bir vadi dolusu altini olsa bir digerini ister."sozunun, kitabin kotu karakterlerinde vucut bulmus hali.Ortada iyi niyet ve alcakgonullulukle herkesi fazlasiyle mutlu kılacak bir miras varken,ihtirastan gozu donmus mirascilarin vicdan sinirlarini zorlayan dalavereleri okuru deli ediyor.Nerdeyse parayı icat eden Lidyalilar'a lanet edeceginiz geliyor.Neyseki Balzac'ın öldukten sonra bile olaylara mudahele eden adalet düskünü iyi karakterleri sayesinde mutlu son geliyor da biraz rahatliyorsunuz.Gercek bir kötü degilseniz sonunda kendinizi şöyle mırıldanirken bulmaniz olasi,"İyilik ne guzel şey.."
280 syf.
·6 günde·Beğendi
Ursule Mirouët'nin, Balzac'ın çelişkilerle dolu kimliğini en iyi gösteren romanlarından biri olduğu kuşkusuzdur. Romanda gözümüze batacak düzeyde öne çıkan Katolikliği, Mesmerciliği, manyetizma gibi -ona göre bilimsel- doğaüstü olaylara duyduğu ilgi son olarak da romanın çözümünü, " deus ex machina " yı, bütünüyle olmasa da büyük ölçüde bir takım inanılmaz olaylara, örneğin bir hayalet öyküsüne dayandırmış olması, onun gibi " gerçekçi " bir yazarda okuru - Balzac'ı tanımayan okuru elbette şaşırtabilir. Oysa, ne yapalım ki böyle biridir Balzac. Çelişkilerle dolu biridir. Hani düpedüz " gericidir " demeyelim ama, bugünden bakıldığında, çağına göre kimi zaman tutucu, kimi zaman da bal gibi " safça " sayılabilecek düşünce ve kanıları vardır. Cumhuriyet ve demokrasi düşüncesinin hızla yayıldığı, bilimin hurafelerin yerini almaya başladığı bir çağda monarşiyi ve Katolik kilisesini savunur. Kadının toplum ve aile içindeki yeri konusunda, dünyanın tüm feministlerinin tüylerini ürperticek kanılar taşır. Çok fazla bana her yönden uzak olsa da sevdiğim yazarların başında gelir Balzac.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 112 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 118 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.