Sevinç Seyla Tezcan

Sevinç Seyla Tezcan

Çevirmen
7.8/10
3.109 Kişi
·
10.704
Okunma
·
0
Beğeni
·
68
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yılın en çok eleştirilmiş kitabı bu olmuştur sanırım..
Cinselliği tabu olarak gören bir ülkede böyle bir kitabın okunması ve üstüne üstlük filminin de çıkması anne babaları iyice endişelendirmiş anlaşılan. Ya bizler meğerse ne saf ne temiz bir milletmişiz de haberimiz yokmuş. Eşeyli ürüyormuşuz meğerse..
http://k1307.hizliresim.com/1c/u/qtv52.jpg

Tamam kabul. Kitapta sado mazoşist bir ilişki yaşanıyor.. Yani gerçektende küçük çocukların okumaması gerekir.
Ama burda sorarlar insana.
Küçük bir çocuk neden böyle bir kitaba ilgi duysun ?
Böyle kitaplar bu nesili bozuyorlada gelmeyin..
Nesili kitaplar bozmaz. Bilinçsizlik bozar. Körü körüne at gözlüğüyle yaşamak bozar..
Her cinayet romanı okuyan gidip birilerini öldürmeyemi kalkıyor ? Korkmayın zaten kitapta anlatılanları yapabilecek bir millet olamazlar hiçbir zaman bunca yasağın içinde. Kızlı Erkekli yaşanmıyor bile ülkemizde.. Bari bırakında zihinlerinde özgür olsunlar.
D&R da satış sorumlusu bir kızımızın tavsiyesi üzerine üç kitabı birden alma gafletinde bulunmuştum.İlk defa bir kitabı beğenmek şöyle dursun kütüphaneme koymaya layık görmemiştim...
Cinselliğin aşk adı altında bu kadar fazla olduğu bir kitap daha önce hiç okumamıştım.
Asıl üzüldüğüm ise çıktığı dönem 18 yaş altı gençlerimizin elinde bu kadar çok olmasıydı...
Fantastik ve aşk kitaplarını sevmem. Farklı bir tarz denemek isteyip yorumlara baktığımda bu seri bayağı beğenilmişti. Yorumlara aldanıp 6 kitabı birlikte aldım ve ilk defa kitaba verdiğim paraya bu kadar acıdım. Dengesiz, üç günde bir başkasına aşık olan şıpsevdi bir vampir ve saçma sapan maceraları. Çapkın baş karekterimizin en son 5 e kadar saydım sevgililerini. 6 kitapta 5 sevgili maşallah :) Sanırım hiç bir kitap karakterinden bu kadar nefret etmemişimdir. Bütün kitapları atlata atlata dördüncü kitaba kadar geldikten sonra dayanamayıp son ikisini okumadım. Tek tesellim on iki kitabı aynı anda almamak oldu. Yazık ki bu zırvalık için heder olan ağaçlara. Bu kitaba bu kadar yorum bile fazla. Kesinlikle kimseye tavsiye etmiyorum!
Kadın bakış açısıyla yazılmış soft bir porno kitabı.

Kadının cinsel özgürlüğüne( ama özgürce teslim olmayı tercih ediyor) atılmış sağlam bir adım gibi gaz cümlelerle okumaya başlanan tam bir zaman kaybı...

Ergenlerin sivilce sayısını arttırmaktan başka katkısı olmayan bir zırvalık...

Ama bir şey daha söylemeliyim.

Benim bu kadar değersiz gördüğüm bir kitaba övgüler düzen yorumları görünce gerçekten çok mutlu oluyorum.

Birbirimizden bu kadar farklı olmamız "en güzel bir şey. "

Lütfen "farklı" kalmaktan hiç vazgeçmeyelim.

https://www.youtube.com/watch?v=mvGkJag5r6c
Filminden çok daha fazla detay ve olay barındıran herkese hitap etmeyen bir kitap, evet kesinlikle yetişkin okurlar için. Kitaba sadece cinsellik olarak bakılırsa bir şey anlam ifade etmeyeceği fakat konusu ve yazarın aşkı farklı işleyişi nedeniyle okunulabilir kitap. Ben sevdim.
Özellikle bu kitabı sırf cinsel yönden eleştirenleri anlamıyorum.madem grinin elli tonunda hoşuna gitmeyen fazla içerik var niye diğer kitaplarını da okuyorsun.Benim Kitaplığımda bu seri yok fakat çok merak edip internetten okumuştum.ilk okuduğumda ben de rahatsız oldum.hatta yarım bile bırakmıştım sonra bir arkadaşım serisini bitirdikten sonra okumam için ısrar etti ben de devam ettim ki iyi ki de etmişim. İçeriğine fazla takılmadan okumaya başladım ve okur sadece aralarındaki kuvvetli bağı bir kez hissederse kesinlikle devamı geliyor.
İnsanlar neden her kendine aykırı bulduğu şeylere "aaa ayıp, kaka" der hiç anlamıyorum. Kitaptan o "beğenmediğiniz" ama bayılarak incik cincik ederek okuduğunuz seks bölümlerini zaten çıkarırsanız alın size tipik reyting rekorları kıran olaylar olaylar dolu Türk dizisi. Kitap bana göre çok iyi yazılmış. İçinde aşk var, entrika var, zengin yakışıklı patron var :) İçerisinde ki seks konularını çıkarırsak zaten satılma rekorları kıran, kitap fuarlarında izdihamlar yaratan kitapların bundan kopya olduğu da apaçık belli. Ama yok çok seks annecim.
BU NE? BEN NE OKUDUM? WTF? MÜKEMMELDI. GERCEKTEN MÜKEMMELDI.
Kitap tam iki yildir bekleniyordu. Pegasus öyle pazarladi ki kitabı almamak imkansızdı. Reklamlarla arşa çıktı kitap. Ve haliyle beklentiler fazlasiyla artti. Ve kitap beklentileri fazlasiyla karsiladı.

“Illuminae’nin kapağını açıp şöyle bir baktığınız an sıradan bir romanla karşı karşıya olmadığınızı anlıyorsunuz.”

Görsel temadan bahsetmek gerekirse; kitap her şeyden önce kocaman. Devasa bir boyutu var. Ve gercekten cok agır. Bu da gercekciligi yakalayan noktalardan biri olmus. Illüstrasyonlar cok guzeldi. Ozellikle Kady'nin portresine hayran kaldim. Kitap farkli bir formata sahip. Kitabı, hacklenen yazısmalar, dosyalar, e-posta kayıtları, yapay zekanın çekirdeginden alınan veriler, sözlü kamera kayıtları ile okuyoruz. Bu nedenle 150 sayfa kadar "ne oluyor be" dedim, anlamlandıramadım. Takip ettigim bir bookstagram sahibi de ayni durumu yasayip, dile getirmis ve 150 sayfa kadar okumamiz önerisinde bulunmus idi. Bu yuzden pes etmedim hemen.

Kitabın konusu ise, 2575 yılında uzayın hakimiyetini ellerinde tutan iki sirketten biri Ezra ve Kady'nin de yasadigi Kerenza gezegenine saldiri düzenler. Onları kurtaran savas ve arastirma gemileri de büyük tehlike altındadir.
Ki isler gercekten bu kadar basit degil.

2 yazar da müthis emek vermis kitaba. Emek akıyor kitaptan. Sırf ayıp olmasın diye okumalisiniz ahdhd Umarim Pegasus 2. kitap için de 2 sene bekletmez, çunku ücleme tamamlandi cooktan.
Öncelikle kitap için ayrıntılı bir yorum yapmayacağım. En sevdiğim nadir serilerden biridir. Benim bu yorumu yapmamdaki amaç bir bilgi vermek. Ben bu kitabı bitirdikten 6-7 ay sonra öğrendim. Aslında Patch'in Nora'ya aslında çok etkileyici bir mektubu varmış. Patch kendine bir şey olacağını düşünüp Nora'ya veda mektubu gibi bir şey yazmış. Ve pegasus yayınları da bu mektubu kitaba almayı gerekli görmemiş(!) Ben gerçekten üstünden o kadar zaman geçmesine rağmen daha ortasına gelmeden ağlamaklı oldum ve sonunda dayanamadım ağladım zaten. Bu seriyi sevenler o mektubu bulup okusun. Ben ingilizce olan kitabını incelerken okumuştum ve gerçekten yazısı bile tam bir patch tarzıydı...
“Stephen Hawking’in hayatı, zekânın engellere karşı bir zaferidir.” - Martin Rees

İncelemeye başlamadan önce, kitabı okuyacak okumayacak herkesin öncelikle izlemesini şiddetle tavsiye ettiğim Hawking’in yaşam öyküsünü anlatan bir belgesel var: https://youtu.be/AJ0w6KvpbZM İzlemeniz için uzaya, bilime, fiziğe ilgi duymanız gerekmiyor. Hawking’in zorluklarla dolu yaşamla olan kavgası ve galibiyeti herkese ilham veriyor.

Kitabı okumadan önce bu filmi izlemenizi tavsiye ederim çünkü Hawking’in hastalık evrelerini ve yaşadığı o zorlu süreçleri, (tekerlekli sandalyeye muhtaç kalışı, sesini kaybedişi vs.) sadece okursanız havada kalır. Başkalarının ona yemek yedirdiği o görüntülerde surat ifadesi gerçekten içime oturdu. Yaşamını bu kadar zor koşullar altında idame ettiren birinin nasıl düşünce, azim ve hayal gücüyle dünyanın en ünlü bilim insanları arasına adını altın harflerle yazdırdığını okuyacaksınız bu kitapta.

Çoğumuzun bildiği gibi ALS adlı bir motor nöron hastalığı var. Bu hastalık onun istemli hareketleri yapmasına engel oluyor. Yirmili yaşlarda teşhis konulduğunda beş yıl gibi kısa bir ömür biçiliyor ama hepimizin de bildiği gibi tıp dünyasını hayrete düşürerek o bu hastalıktan mağdur diğer kişilere nisbeten inanılmaz uzun bir süre hayatta kalmayı başarıyor. Hatta tıp tarihinde bu hastalık teşhisi konmuş kişiler arasında bilinen en uzun süre yaşayan insan kendisi.

Tabii hastalığının ne kadar ciddi olduğunu ve ölümünün çok yakın olduğunu öğrendiği zaman oldukça depresif, kendine acıdığı bir dönemden geçiyor. Wagner’ın eserlerini dinleyerek kendi dünyasına kapanıyor ama aşık olduğu kadının ve ölüm korkusunun etkisiyle hastalık teşhisi konduktan sonra çalışmalarını hızlandırıyor. Eski eşi Jane’le o dönem evlenebilmek için akademik bir başarı ve iyi bir gelir edinmeye çalışıyor. Ve o yirmili yaşlarından, sadece çenesindeki birkaç mimik kasını oynatabildiği, hastalığın tüm fiziksel güçlerini emip aldığı yetmişli yaşlarına kadar bilime inanılmaz katkılarda bulunuyor. Kozmolojiyle ilgili derin çalışmaları, sayısız makale ve kuramlarıyla oldukça ses getiriyor. Zamanın Kısa Tarihi adlı kitabı satış rekorları kırıyor, kırktan fazla dile çevriliyor, milyonlarca kez tekrar tekrar basılıyor. Evrenin neden ve nasıl varolduğuyla ilgili sorulara, oldukça açık anlatımıyla sadece uzmanları değil halkı da dahil etmeyi başarıyor. İnsanların bilime, evrene ve kozmolojiye merak duymalarını, düşünmelerini sağlıyor. 76 yıllık hayatında akla hayale sığmaz başarılar elde ediyor, sayısız akademik ve onursal ödül alıyor. Fiziksel engellerine rağmen ne araştırma merkezlerini gezmekten ne TV şovlarında boy göstermekten geri kalıyor. Mizahı seviyor, hayatının uzunluğunu da çoğu insan buna bağlıyor. “Hayat komik olmasaydı trajik olurdu.” diyor. Hastalığıyla değil çalışmalarıyla akıllarda kalmak istiyor ama kendine has üslubu ve tarzıyla, o mekanik ses işletimci kaynaklı sesi ve tekerlekli sandalyesiyle bir ikon haline geliyor.

Bunun gibi daha pek çok şey. Bilim kadar, edebiyat, müzik, politika gibi daha pek çok alana olan ilgisiyle çok yönlü bir kişilik. Toplumsal olaylara duyarlı ve ününü istediği şeylere dikkat çekmekte kullanmakta oldukça usta. Benim için her yönüyle inanılmaz ilham verici bir karakter. Azmini, işine olan aşkını, merakını ve hayal gücünü takdir etmeyecek tek bir insan olamaz. Bu kitap onun hayatına kısa bir bakış ve bu efsane hayat tabii ki 224 sayfadan değil. Hawking’i araştırmaya devam edeceğim. Fizik benim lise hayatım boyunca en nefret ettiğim dersti ama Hawking’in bilimsel kuramlarını anlamak için hiç gocunmadan saatlerce kafa patlatacağıma eminim. O bundan daha fazlasını hak ediyor ve eminim onu da sadece evrenle ilgili düşünmemiz bile çok memnun ederdi.

Çok duygulanıyorum kitap yazıldığında Hawking hayattaydı. Maalesef Mart ayında hayatını kaybetti. Onun o hafif eğik, mağrur bir izlenim uyandıran başını, ve o güzel tebessümlerini asla unutmayacağım sanırım odamı onun fotoğraflarıyla donatacağım. İncelememi onun sözleriyle bitirmek istiyorum. Tanrı, ahiret inancı yoktu ama umarım ruhu şu an her neredeyse huzurludur.

“Yaşamak ve teorik fizik alanında araştırma yapmak için muhteşem bir zamandı. Evreni anlayışımıza bir şeyler katabildiysem ne mutlu bana.”

-Stephen Hawking

Yazarın biyografisi

Adı:
Sevinç Seyla Tezcan

Yazar istatistikleri

  • 10.704 okur okudu.
  • 208 okur okuyor.
  • 4.381 okur okuyacak.
  • 211 okur yarım bıraktı.