Her sonbaharda olduğu gibi yitirdiklerimin özlemiyle,
tavan arasına çıktım yine,
eski fotoraflar, geçmiş yılların öyküsünü; hatırlatsın diye...
annem! yüzüne baktıkça, pembe beyaz bahar dalları açardı gönlümde.
gözlerinin maviliğinde; uçsuz bucaksız okyanustayım... sanki yelkenli bir gemide.
kucağında ben varken fotoğraflarda; o hep gülümsemekte,
bahçemizde, akşamsefalarının önünde.
sonraları... elimden tutmuş, beni yürütmekte.
birlikte sulardık akşamsefalarını, keyifle...
on yaşındaydım, düşünüyordumda belleğimde...
ilköksürüklerini duymuştum bir sessizlikte...
mavi gözlere çakmak çakmak bir eda geldiğinde,
akşamsefaları da çiçeklerini yitirmiş, tohumlarını dökmekte...
ertesi sene dediler ki:
''annen cennette!''
biliyorum kokmaz akşamsefaları pembe, beyaz, sarı! yine de...
koklardım onları; annemin özlemiyle.
ve tanrı, büyüktür elbette...
doldurdu anne kokusunu, az da olsa gönlüme...
bir fotoğraf daha var elimde,
okul önlüğüm üzerimde, yine akşamsefalarının önünde.
babam yangın yüreği, soluk benzi ile,
beni okula götürmek üzere.
ne yazık akşamsefaları yine... tükenmekte
kaybolan anne kokusu ile birlikte.
hızla geçerken seneler, babam ve ben elele...
yine akşamsefaları, güneşe doğru bir döndüğünde
dediler ki:
''baban'da annenin yanında cennette!''