Hayatta, belki de şimdiye dek kesinkes ikna olduğum tek şey şu; silah hiçbir sonuca ulaştırmıyor. Son derece nadir olmakla birlikte hedefine ulaştığında bile o kadar büyük kötülükleri beraberinde getiriyor ki ulaştığı hedefin hiçbir manası kalmıyor.
Anarşistlerin kökü gelecekte bir düşler aleminde yaşadığı söylenir. Oysa takkeleri düşürüp kelleri görüyoruz biz,işte hep bu yüzden dalıyoruz baltalarla dört bir yanımızı saran önyargılar ormanına.
Kendi bencil, kişisel ya da sınıfsal çıkarlarının peşinde koşan insanlarca başarıyla beslenip büyütülen bu savaşlar, ulusal kendini beğenmişlik, ulusal kıskançlıklar ve nefretler çağında, coğrafya... önyargıları giderme ve daha insana yaraşır birtakım duygular yaratma aracı olmak zorunda.
Eğer tamda bizim yaptığımız gibi, bireyin özgürlüğüne ve dolayısı ile hayatına bütünüyle saygı duyulsun istiyorsanız,ne şekilde olursa olsun insanın insan ile idaresini reddetme noktasına gelirsiniz; o bucak bucak kaçtığınız Anarşinin ilkelerini kabul etmek zorunda kalırsınız.