Sinan Gürtunca

Sinan Gürtunca

Çevirmen
8.4/10
56 Kişi
·
157
Okunma
·
0
Beğeni
·
75
Gösterim
Adı:
Sinan Gürtunca
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
410 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Futbol gerçekten sadece 2 takımdan 11'er kişinin rakip kaleye gol atmasını amaçlayan bir spor olarak tanımlanabilir mi? Sahi nedir futbol? Salt spor dalı mı, kitlelerin afyonu mu, artık iyice endüstrileşmiş bir alan mı? İster kabul edersiniz, isterseniz etmezsiniz ancak futbol tutkunun, heyecanın son raddesine kadar yaşandığı son derece güçlü bir olgudur. Futbol savaş halindeki iki ülkenin bir günlüğüne ateşkes ilan etmesini sağlayacak kadar güçlüdür. Bir ülkede darbenin meydana gelmesine neden olacak kadar güçlüdür, milletler arasında bağları koparacak veya sağlamlaştıracak kadar güçlüdür.

Futbol Asla Sadece Futbol Değildir Britanyalı yazar Simon Kuper'in spor dünyasına kazandırdığı ilk eser. Kitap için birçok seyahat gerçekleştiren ve birçok futbol adamı ile bir araya gelen Simon Kuper Futbol Asla Sadece Futbol Değildir'de futbola farklı bir perspektiften yaklaşıyor. Bazı futbol kitapları vardır bir futbolcu, teknik adam hakkında bilgi içeren biyografik ya da otobiyografik kitaplardır bunlar. Bazıları ise futbolun tekniğini açıklar, istatistiki durumlardan bahseder. Bu kitapta ise futbolun sadece futbol olmadığını milliyet, din, ekonomi diplomasi, eksenli olarak görüyoruz.

Simon Kuper'in Futbol Adamları kitabını daha çok sevsem de bunun nedeni, kitapta geçmiş ve günümüzdeki futbolcular, teknik adamlar,  futbol adamlarının kısa kısa hikayelerinin yer almasıydı. Futbol Asla Sadece Futbol Değildir ise sosyolojik bir çalışma, hattâ bir anlamda da akademik. 9 ay boyunca gezilen 22 ülkede edinilen izlenimlerin futbol-siyaset, futbol-mafya, futbol-para eksenli işlendiği bu kitap futbola bakış açınızı değiştirebilir.

Futbolu sadece galibiyet, mağlubiyet, beraberlik olarak değerlendiren kişilere durumun aslında bu kadar basit olmadığını gösteriyor Simon Kuper. Futbolla ilgilenmenin basit bir şeymiş gibi gösterilmesi durumunu kabul etmemekle birlikte, kitabı okuyan kişilerin bu gerçeği görebileceklerini de düşünüyorum. Nijerya'da yaşanan iç savaşta, Brezilya'nın Siyah İncisi Pele'yi izleyebilmek için taraflar arasında iki günlük ateşkes ilan edilmesini sağlayan bir oyun basit olabilir mi? Kesinlikle olamayacağı kanaatindeyim. İsviçre'nin zengin caddelerinde futbol oynayan bir çocukla,  Nijerya'nın kumlu sokaklarında futbol oynayan çocuğun bu oyundan aynı hazzı alması bile gösteriyor futbolun ne kadar değerli olduğunu.

Simon Kuper bir dönem Almanya-Hollanda arasında yaşanan gerilimden tutun, mezhep çatışması nedeniyle sadece derbi olmaktan çıkıp daha önemli bir olay haline gelmiş Celtic-Glasgow Rangers maçlarına, oradan Berlin Duvarı nedeniyle Hertha Berlin'e hasret kalan taraftarların hikayelerine kadar daha birçok ilginç olay anlatıyor. Futbol severlere gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim bir kitap Futbol Asla Sadece Futbol Değildir. Ben de tez için Futbol ve Kültür konusunu seçmiş biri olarak bu kitaptan bolca yararlanacağım.

İncelememi Fatih Terim'in sözleriyle noktalamak istiyorum: "Futbol matematiktir. Futbol istatistiktir. Futbol ekonomidir. Futbol mühendisliktir. Futbol tıptır. Futbol işletmedir. Futbol sanattır. Futbol daimi öğrenciliktir. Futbol kiminin emeği,  kiminin ekmeği, kiminin eğlencesidir."
234 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitaptan sinemaya uyarlanan filmleri izlemeyi ve kitapları okumayı çok severim. Çünkü ikisinin de okura-izleyiciye verdiği tat başkadır. Ama ilk defa senaryodan kitaba uyarlanmış bir eser okuyorum. Benim için filmin önüne geçemedi. Neden mi?

Belki bu filmin benim için öneminin büyük olmasındandır. 90'lı yılları hatırlayanlar beni çok iyi anlayacaklardır. "Yağmur Adam" filmi efsane bir filmdir. Türkiye'yi "otizm" kavramıyla tanıştıran filmdir. Ki o zamanlar otizm kavramı çok çok yabancıydı bize. Ayrıca Dustin Hoffman ve Tom Cruise tartışılmaz oyunculukları da filmin unutulmaz olmasını sağladı benim için.

Belki filmi tekrar tekrar izlemiş olmasaydım kitabı daha çok beğenebilirdim. Ama bu kadar efsane olmuş bir filmin ardından biraz sönük kalmış. Yine de eski dostları asımsattığı için memnun olduğumu söyleyebilirim.
410 syf.
·69 günde·Beğendi·Puan vermedi
Futbolu sadece galibiyet, mağlubiyet, beraberlik olarak değerlendiren kişilere durumun aslında bu kadar basit olmadığını gösteriyor Simon Kuper. Futbolla ilgilenmenin basit bir şeymiş gibi gösterilmesi durumunu kabul etmemekle birlikte, kitabı okuyan kişilerin bu gerçeği görebileceklerinide düşünüyorum. Nijerya'da yaşanan iç savaşta, Brezilya'nın Siyah İncisi Pele'yi izleyebilmek için taraflar arasında iki günlük ateşkes ilan edilmesini sağlayan bir oyun basit olabilir mi? Kesinlikle olmayacağı kanaatindeyim. İsviçre'nin zengin caddelerinde futbol oynayan bir çocukla, Nijerya'nın kumlu sokaklarında futbol oynayan çocuğun bu oyundan aynı hazzı alması bile gösteriyor futbolun ne kadar değerli olduğunu.
9 ay boyunca gezilen 22 ülkede edinilen izlenimlerin futbol-siyaset, futbol-mafya, futbol-para eksenli işlendiği bu kitap futbola bakış açınızı değiştirebilir.

Simon Kuper'in bir dönem Almanya-Hollanda arasında yaşanan gerilimden tutun, mezhep çatışması nedeniyle sadece derbi olmaktan çıkıp daha önemli bir olay haline gelmiş Celtic-Glasgow Rangers maçlarına, oradan Berlin Duvarı nedeniyle Hertha Berlin'e hasret kalan taraftarların hikayelerine kadar daha birçok ilginç olay anlatıyor. Futbol severlere gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim bir kitap.

Fatih Terim'in de dediği gibi ;
"Futbol matematiktir. Futbol istatistiktir. Futbol ekonomidir. Futbol mühendisliktir. Futbol tıptır. Futbol işletmedir. Futbol sanattır. Futbol daimi öğrenciliktir. Futbol kiminin emeği, kiminin ekmeği, kiminin eğlencesidir."
410 syf.
Futbolun popülaritesi kitaplara çok yansımıyor. Ya da futbolseverler kitaptan pek haz etmiyor da diyebiliriz buna. Bu nedenle futbol kitapları çok satmıyor. Yine de ülkemizde son dönemde bir kıpırdanmadan söz edebiliriz. Dünyayı bilmem ama Türkiye’de futbol kitabı denince akla gelen ilk isim hiç tartışmasız, Futbol Asla Sadece Futbol Değildir oluyor. Öyle ki, kitabı hiç okumamış olanlar dahi bu kitaba atıfta bulunabiliyorlar. Özellikle de isminden dolayı…

Peki, Futbol Asla Sadece Futbol Değildir bu şöhreti hak ediyor mu? Kesinlikle evet. Kitap, kendi kategorisinde bir başyapıt bence. Üstelik Simon Kuper’in bu kitabı daha yirmili yaşlarındayken yazdığı düşünülürse başarısı daha da dikkat çekici olacaktır.

Kitabın orijinal ismi, Football Against The Enemy. Türkçeye ‘Düşmana Karşı Futbol’ olarak da çevrilebilir belki. Ancak çevirmeni, kitabın içinde de geçen bir ifade olan ‘Futbol Asla Sadece Futbol Değildir’ demeyi tercih etmiş. Doğru da yapmış. Çünkü bu ifade adeta bir atasözüne dönmüş durumda. Halbuki, Kuper o ifadeyi, futbolun içinde olumsuz başka unsurların da olduğunu vurgulamak için kullanmıştı.

Kitap, genç bir futbolsever ve gazeteci olan Simon Kuper’in dünyanın farklı ülkelerine tek başına yaptığı seyahatlerden bahsediyor. Farklı ülkelerden farklı futbol hikayelerinin peşinde koşuyor Kuper. Bunu da 90’ların başlarında yapıyor.

Biraz ukalaca olsa da başarılı bir üslubu var yazarın. Hikayeciliği iyi. Dediğim gibi bu kitap, futbol kitaplarının dibacesi sayılabilir ülkemiz için. Zaten ilk olarak 1995’te basılmış ve uzun süre piyasada olmayınca adeta bir efsaneye dönüşmüş. 2003’ten beri ise İthaki Yayınlarınca basılıyor. Üstelik Simon Kuper, yeni baskı için Türk futbolunun ve Türkiye’yi de kapsayan özel bir yazı da yazmış.

Kitapta Kuper’le birlikte Arjantin’den Almanya’ya, Kamerun’dan, Litvanya’ya, Hırvatistan’dan, İspanya’ya kadar uzanan pek çok ülkeye gidiyoruz. Hepsinin de merkezinde futbol ve futbolcular var. Eski sosyalist ülkelerdeki futbol hikayelerinden tutun da Latin Amerika’ya kadar bir sürü yer, bir sürü kişi.

Yirmi farklı yazının yer aldığı kitapta Dinamo Berlin ve Doğu Berlinlilerin Hertha tutkusu çok ilgimi çekti mesela. Tabii ki Helmut Klopfleisch’ın taraftarlığı da. Yine Roger Milla ve Kamerun. Yıkılan Sovyetlerin ardından Rus, Ukrayna ve Baltık futbolu da hayli ilgi çekiciydi. Catenaccio’nun mucidi olduğu söylenen Herrera özgün bir adamdı. Yine Gazza’yı yeniden hatırlamak da ilginçti. Tabii sadece o değil, benim gibi yaşı müsait olanlar için Almanya – Hollanda rekabeti vesilesiyle Gullit, Van Basten, Rijkaard’a karşı Matthaus, Klinsmann, Brehme üçlüsü. Yanlarında Rudi Völler de tabii. İtalya’90 veABD’94 Dünya Kupalarını yeniden hatırlamak.

Velhasıl, futbol kitaplarının en güzellerinden biriyle karşı karşıya olduğunuzu rahatlıkla söyleyebilirim.
264 syf.
·3 günde·1/10 puan
Benim gibi, kişisel gelişime merak sarmışlar var ise.. Durum şu. Yaşam koçluğu hakkında yazılmış vasat kitaplardan bir tanesi... Hayatı planlamak için belli sistemler sunulan kitapta sistemsel olarak çok fazla hata yok. Hatta okurken tespit edip, tanımlayabildiğim bir eksikliğin olduğunu bile söyleyemem ama yine de kitapta garip bir eksiklik, bir sıkıcılık vardı sanki... Anlatılan tekniklerin uygulanabilirliği ise bence kısıtlı ancak bu kısıtlılığın nedeni çok aşırı ütopik noktalara gitmiş bir amerikan kişisel gelişim kitapları gibi bir üslubunun olması değil. Bu alanda yazılmış daha başarılı bir kitap araştırıp ulaşabilirseniz onu okuyun derim. Bir de kitapta çok fazla yazım yanlışı vardı. Benim gözüme 34., 53., 92., 120. ve 141. sayfalarda yazım yanlışı takıldı. Bir de kitabın önsözünde bahsedildiği kadar iddialı ve başarılı olup olmadığı konusunda düşündürdü.
234 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitabını okuduktan sonra filmini izlediğim,filmden sonra tekrar okumak istediğim ve okuduğum kitap.Otizm kavramıyla beni tanıştıran ve müthiş bir şekilde işleyen bir kurgusu var.Kitabı okuduktan sonra filmi izlemek gerektiğini düşünüyorum tüm parçaların birleşmesi için.
410 syf.
·8/10 puan
Futbolun aslında gerçekten sadece futboldan ibaret olmadığını, farklı perspektiflerden futbolu bakılacağını Simon Kuper'in bu eserinden öğreniyoruz. Kendisinin futbol dünyası için yazdığı ilk kitap olarak dikkat çekiyor. Futbolun peşinde onlarca seyahat gerçekleştiriyor, onlarca teknik adamla konuşuyor ve futbol puzzle'ının farklı anekdotlarını bir araya getiriyor. Futbolun dinle, siyasetle, ekonomiyle, sosyolojiyle olan derin bağını sorgulatıyor Kuper okuyucularına... Bir de bu derin bağı yirmili yaşlarında yazarak kurduğunu görmek, eserin değerini ön plana çıkartıyor. Yalın ve sürükleyici bir yazı diliyle bir çırpıda bitirebileceğiniz bir kitap...
410 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Muhteşem bir kitap. Futbolun göründüğü kadar masum olmadığını çok basit bir o kadar da çarpıcı bir dille anlatmış yazar. Kitapta o zamanın olaylarının günümüzdeki olaylarla örtüşmesi futbol sektörünün arka planındaki meselelerinin çözüme kavuşturulmadan güncelliğini koruduğunu, sporun önüne geçtiğini gözler önüne sermektedir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sinan Gürtunca
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 157 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 157 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.