Sinem Sultan Gül

Sinem Sultan Gül

Çevirmen
7.1/10
28 Kişi
·
22
Okunma
·
0
Beğeni
·
31
Gösterim
Adı:
Sinem Sultan Gül
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
448 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Henry Kissenger, Amerikan sisteminin içinde olan ve sisteme sadakat ile hizmet etmiş biridir. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak kitabı okumak ve değerlendirmek gerekir. Kitabın adı Dünya Düzeni. Yüzyıl yüzyıl oluşan dünya düzenine ve bu düzeni oluşturan ülkeleré dair açıklamalar getiriyor. Kitabın enteresan bir özelliği var. O da şu ki, bazı noktalarda olaylar hayatın olağan akışı içinde meydana gelmiş sanki hiçbir dış müdahale ve katkı olmamış gibi bir izlenim bırakarak hazırlanmış. Bazı noktalarda ise getirdiği açıklamalar herkes tarafından kabul edilebilecek düzeyde olurken üzerinde düşünüldüğünde bir çok soru işaretini içinde barındırdığı görülüyor. Kısacası kitap için operasyonel bir isimden operasyon gibi bir kitap demek doğru olur.


Henry Kissinger, Avusturya İmparatorluğu veliahtı Ferdanand'ın Sırp bir militan tarafından öldürülmesi sonrasında iyi bir diploması uygulansaydı I.Dünya Savaşı çıkmazdı diyor ve ekliyor dünya bir savaş beklemiyordu diye.

Ancak savaş sonrası durumu düşündüğümüzde bu düşünce boşa çıkmış oluyor. I.Dünya Savaşı çıkmasaydı İngilteré, asla Irak, İran ve diğer Ortadoğu ülkelerindeki petrol üzerinde söz sahibi olamayacaktı. Savaş İngiltereye bölge petrollerinin kapısını açtı. Savaş olmasa en fazla Petrol sahalarından birkaç tanesinde petrol çıkartırdı. Ancak savaşla birlikte petrol denizi sahibi oldu. Aynı zamanda Hindistandaki sömürgelerine giden yol ile arasında bir engel kalmadı ve yol güvenliği sağlanmış oldu.

Nedendir bilmiyorum Henry Kissinger I.Dünya ve II.Dünya Savaşlarının sorumlusu olarak Almanya'yı gösteriyor. Almanya'nın bu savaşların çıkışında payı elbette vardır ancak bu pay İngiliz, Fransız ve Rusya'nın payından az değildir. Buna rağmen kitap savaşın suçlusu olarak Almanyayı kabul ediyor.


İsrail'in kuruluşunda da yine Henry Kissinger'ı her şeyi hayatın olağan akışı içinde meydana gelmiş gibi gösterdiğine şahit oluyoruz. Arap Devletleri'nin ve islami grupların olayı, Arapların üzerinde söz sahibi olabilmek adına kışkırttığını söyleyerek doğru bir tespit yapsa da Yahudilerin, İsrail'in kuruluşu esnasında yaptıkları ile ilgili tek bir ifade kullanmaması ne kadar art niyetli olduğunun bir göstergesidir.

Arap Baharı konusunda, her şey hayatın olağan akışı içinde gerçekleşmiş gibi lensé edilerek olaylardaki dış güçlerin etkisini görmezden gelmiş. Mısır'daki Arap Baharı olaylarında, ilk başta insanların demokratik talepler ile meydanlara çıktığını ifade eden Kissinger, eylemler başarıya ulaşınca İslamcı Müslüman Kardeşlerin diğer grupları ekarte ederek ülkede yönetimi ele geçirdiğini söylüyor. Bunun üzerine de Sisi'nin darbe yaparak yönetimin İslamcı gruplara geçmesini önlediğini belirtiyor.

PEki ABD bunun böyle olacağını önceden bilmiyor muydu???

Mısır'daki en organize grup geçmişi itibariyle Müslüman Kardeşler Örgütü. Diğer grupların bu yapı kadar tecrübe ve siyaset bilirliği yok. ABD, baştan beri eylerimlerin başarıya ulaşması halinde Müslüman Kardeşlerin ülkede yönetime haki olacağını biliyordu. Bunà rağmen eylemcileré destek verdi.

Benim gördüğüm böyle yapmasındaki amacı şuydu; Mısır başta olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindé vakti zamanında Batı'nın desteğiyle iş başına gelen diktatörlerin artık zamanı dolmuştu. Bu diktatörlere karşı ülkelerinde de ciddi bir muhalefet vardı. Ve aynı muhalefet batıya da oldukça öfkeliydi. Netice itibariyle Batı ve ABD, Arap Baharı eylemlerine verdikleri destekle önce Batı'ya karşı öfkeli grupları sokağa dökerek içlerindeki enerjiyi atmalarını sağladı. Böylece halkın hoşnut olmadığı ve zamanında Batı'nın desteği ile gelmesine rağmen artık Batı ile iyi ilişkiler kuramayan diktatörler de devrildi. Bu noktadan sonra tekrar devreye giren batı, yeni güdümlü diktatörler ortaya çıkararak hem ülkeleri tekrar kendi kontrollerine aldılar hem de kendi içlerindeki sorunları bir tarafa bırakıp Batı karşısında birleşen grupların, tekrardan kendi içlerinde kavga eder hale getirdi.


Bugün Sisi ile Müslüman Kardeşler birbirine girmiş durumda. Doğal olarak Müslüman Kardeşlerin hedefinde önceleri ABD varken bugün artık Sisi var. Libyada yine aynı. Kaddafi varken düşman Batı iken bugün 3 ayrı bölgeye bölünen Libya'da, 3 grup da birbirine düşman.
Hayatımda okuduğum en korkunç kitap olduğunu söyleyebilirim.

Şu ana kadar hiçbir kitabın zaman kaybından daha büyük bir zarar vereceğini düşünmemiştim. Ancak daha da kötüsünü yaşadım.

Kitabın amacı bizi kaygılarımızdan kurtulmamız yerine onunla yaşamayı öğrenmemizi sağlamak. Bunu kitabın başında okuduğumda çok heyecanlandım ve hemen aldım. Fakat inanın ki sadece 46. sayfasına kadar dayanabildim.

Neden?
Arkadaşlar "en büyük korkularınız gerçekleşebilir" diyen bir kitabı nasıl okumaya devam edebilirsiniz? Ben onların zararsız olduğunu, kaygılarında bir şey katacağını ya da ne bileyim şu kokularımdan sıyırıp bir nefes aldıracak bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Ancak midemi bulandırmaya başladı gittikçe kendimi daha da kötü hissettim. Kaygılarım arttıkça arttı. Daha fazla korkularımı düşünmeye başladım.

Kitapları yarım bırakmaktan hiç hoşlanmam ancak bu kitabı yarım bırakmak gönlümü ferahlattı. Hatta kütüphaneme bile yerleştirmedim. Düşünün nasıl kötü hissettirdiğini.

Yine de belki ben hassas davrandım ya da abarttım bilemiyorum. Okumayı düşünürseniz yine de benim hissettiklerimi hissetmemenizi umuyorum.
576 syf.
·6 günde·3/10
İngiliz, Fransız, Rus, İtalyan, Amerikan...yazarlarından oyuncularına, siyasetçilerinden, politikacılarından kraliyet ailelerine kadar dönemin tanınmış, önemli şahsiyetlerinin oluşturdukları karmakarışık aşk üçgenlerinin anlatıldığı geniş çaplı ve bana göre boş bir araştırma sonucu oluşturulmuş bir eser. Kitapta dikkatimi çeken ve hoşuma gitmeyen bir taraf vardı o da yazarın “Şurası bir gerçek ki çekirdek aile çöktü ve enkazlarından yeni yapılar doğuyor,” diye sözünü ettiği ve yani oluşan bu yapıların, bu çarpık ilişkiler yumağının çok doğalmış, olması gereken bir şeymiş özendirici bir şekilde anlatılmasıydı. Açıkcası zaman kaybından başka bir şey değildi benim için.
224 syf.
·8/10
İnsanız ve korku, kaygı, utanç gibi duyguları bünyemizde taşımak da bu insanlığımızın bir parçası. Herkes gözü kara olmak ister, ileri doğru atacağı adımlarda duraklamadan hareket etmek ister, herkesi memnun etmek, herkes tarafından sevilmek ve takdir edilmek ister. Mükemmellik her insanın hayalidir. Ancak gerçekler, bunun sadece bir hayalden öte geçmeyeceğini bize hep gösterir. Kendi küçük dünyalarımızda, büyük ve altından kalkamayacağımız dünyalar yaratırız.
İnsan kendini kötü hissettiren duygulardan kaçmak istese de, muhakkak bir yerde bu duygularla karşı karşıya gelecektir. Korku ve kaygı bazen size yolunda olmayan bir şeyi göstermek ister, bazen gelişmezsen ruhen çürüyeceğin bir yerde saplanıp kalmana neden olur.
İnsan olmak bu rahatsızlık verici duygularla beraber yaşamak ve onları sağlıklı bir şekile nasıl dönüştürüp kullanacağını öğrenme sanatıdır. Herkesin tarzı ve yöntemi farklıdır. Ancak çıkış ve kurtuluş hepimiz için aynı yerden geçer; korku, kaygı ve utancımızı bastırmaktan vazgeçip onları görmemiz ve kabul etmemiz, daha sonra da içsel cesaretimizi uyandırıp harekete geçmemiz!
Bu kitap, hikayenizde ve içinde olduğunuz duygu durumunda yalnız olmadığınızı görmenize yardımcı olacaktır. Yalnız değiliz; korkularımız ve kaygılarımızla benzeşiyoruz. Baş etme yöntemlerimiz farklı olabilir, bu farklılıklar bize ilham verebilir, rahatlatabilir, yalnız olmadığınız için gülümsetebilir ve aynı şekilde ayağa kalkmanız için de size ilham verebilir. Böyle kitaplarda, tek bir cümle ya da tek bir hikaye bile sizin hayatınızı değiştirebilir.
Harriet Lerner, yazar kimliğinde akıcı ve doğal bir tarza sahip. Size 7 adımda mutluluğu vadetmiyor, ama kendinizi tanımanız için rehberlik ediyor. Severek ve yorulmadan okunabilecek kitaplardan biri.
448 syf.
·Beğendi·10/10
Dünya düzeni İle ilgili yazılmış en iyi kitaplardan birisi diye bilirim. Dili gayet akıcı. En önemli özelliği dünya siyasetini sadece Avrupa merkezli olarak görmemesidir. Avrupa, İslam coğrafyası, Osmanlı, İran, Çin ve ABD ayrı ayrı irdelenmiştir. Bunun yanında kitap bölümlerden oluşması da ayrı bir akıcılık katmıştır. Diğer yandan kendisinin aktif siyasetin içindeki tecrübelerini de hissediyorsunuz. Eleştirilecek tek yanı modern sistemin başlangıcını vestfalya barışı ile başlatmış olmasıdır. Keyifle okunacak ve okunması gereken bir kitap olarak görüyorum.
448 syf.
·37 günde·Beğendi·10/10
Kitabı bitirmek yaklaşık bir ayımı aldı, malumunuz iş güç..

Öncelikle ABD dış siyasetinin, Roosevelt ve Nixon ile ne derece değişmiş ve hangi yöne eğilim göstermiş olduğunu bariz bir şekilde göz önüne koyuyor. Vesfalya devlet ve uluslar sisteminin, ne şartlarda ve nasıl bir konsülde kurulduğunu, nasıl ve nasıl işlememesi gerektiğini belirten bir kitap. Ayrıca ABD'nin Sovyet-Rus, Çin , Japonya, İran ve daha nice devleti, uluslararası arenaya nasıl soktuğunu ve kendini oyununu nasıl dayattığı bir propaganda şeklinde anlatıyor. Yer yer, Asya ve civarı için çok çeşitli bilgiler vererek insana ''bunu bilmiyordum'' dedirtiyor.

Kısacası, genel olarak, Amerikanın sağa sola nasıl bir demokrasi götürdüğünü ve bu demokrasiyi götürürken izlediğ yolları öğrenebilirsiniz. Karşı devrimlerin adamı olan Henry Kissenger'ın bu zorlama propagandasını ve yer yer övmeye çalışıp, eline yüzüne bulaştırdığı bu kitabı mutlaka ve mutlaka okumalısınız.
448 syf.
·Puan vermedi
Dünya tarihi boyunca yaşanılması kaçınılmaz olan yaşanmış çatışmalar, devrimler ve değişimler üzerine ve bu çatışmalara sebep olan aktörlerin politikaları hakkında yüzeysel olarak incelemede bulunan yazarın günümüz dünyasına bu olayların yansımasını da ustaca yorumlaması okuyucunun hareketleri yorumlamasında yardımcı oluyor. Bazı olay ve durumların yorumlanmasında tarafsızlık olup olmadığını sorguladığınız oluyor. Örneğin Arap Baharı hakkında ortaya çıkan değişim ve devrim hareketlerinin yorumlanması kısmında. İleriye yönelik gerçekleşme potansiyeli yüksek olan politikaları da kitabına eklemiş. Artık sistemi anlamak ve analiz etmek şahsım adına bundan sonra daha kolay olacak.
448 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Tek dünya düzeni arayışlarından bahsederek, bir de bizimkini görün bakalım insancıklar temalı kitaptır... Okumak gerekir...

Hayatta hiç bir şeyin raslantı sanılmaması gerekir...

Yazarın biyografisi

Adı:
Sinem Sultan Gül

Yazar istatistikleri

  • 22 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 39 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.