1623'e gelindiğinde Dürzi emir yine o kadar güç kazanmıştı ki Safed, Nablus ve Aclun sancakbeylikleri konusunda çıkan bir ihtilafta, Şam valisinin, Harfûşların, onların Yeniçeri müttefiklerinin ve bir tür bölgesel diplomatik devrimle yanları- na çektikleri Seyfoğullarının kuvvetlerini bozguna uğratmayı başardı. Vali esir alındı, Yunus Harfûş, Fahreddin'in dostu olan bir Bedevi tarafından yakalanıp Selemiye'de hapse atıldı, Baʻalbek Kalesi ve Bekaa'daki diğer kaleler ele geçirilip yerle bir edildi. Bu yüzden, Maʻnoğullarının (Şihabi müttefikleriyle birlikte) hem Kuzey Trablusşam'dan Kuzey Filistin'e kadar uzanan bölgedeki aşiret reisleri üzerinde, hem de Osmanlı idaresinin bölgede uyguladığı kısıtlamaların dışında bir egemenlik kurmayı başardığı "Ayncar Muharebesi", Lübnan tarihinin milliyetçi anlatısının can alıcı safhalarından biri haline gelmiştir. 19. yüzyılda Lübnan tarihçileri Fahreddin'in Osmanlılar tarafından resmen "sultanü'l-berr" ([Suriye] toprağın[ın] sultanı) olarak tanındığını iddia edeceklerdir.