Stuart, bir dönem Wall Street'te çalıştıktan sonra 1994 yılında New York, Londra, Tokyo ve San Francisco'da ofisleri bulunan bir hedge fonu konumundaki Cadogan Management'ı kurmuştur. Firma, birçok teknolojiye azımsanamayacak miktarlarda stratejik yatırımlar yapmıştır. On yıl boyunca ise içerikleri bakımından yatırım ile ötesine ilişkin çok çeşitli konuları kapsamakta olan, küresel bir dağıtım zincirine ve sıkı bir takipçi kitlesine sahip aylık bir bülten yazmış bulunmaktadır. New York doğumlu olan Stuart, çocukluğunu Brüksel ile Londra'da geçirdikten sonra ABD'ye dönerek Stanford Üniversitesi'nde iktisat ve Fransızca alanlarında lisans, Fransız edebiyatı üzerine yüksek lisans ve bir de MBA programı tamamlamıştır. Finans piyasalarına olan ilgisinin yanı sıra uzun zamandır bir tutkusu konumundaki yemek, şarap ile seyahat hususlarında da birçok rehber yazmış bulunmaktadır. Öncü teknolojileri konu edinen bu kitapta ortak bir yazar olarak yer alması Daniel Doll-Steinberg ile uzun yıllara dayanmakta olan dostluk ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Daniel, Stuart'ın gözlerini söz konusu teknolojilerin küresel ekonomi, sosyal sistemler ve bizzat da insanlığın kendisi üzerindeki önemine ve de mevzubahis bağlamlardaki gerçekleşmesi kaçınılmaz etkilerine açmış; Stuart ise yaşanmakta olan büyük değişimin gerçekten farkında olan çok az sayıda insan olduğunu keşfetmesi üzerine geleceğin daha ihtiyatlı ve dengeli bir biçimde oluşturulabilmesine yardımcı olabilmek için bilinç seviyeleri ile katılımın artırılması gereksinimlerini net bir şekilde görebilmiştir.
covıt-19 ile mücadele sırasında da segilenmiş olduğu üzere, araştırma verilerinin gruplar arasında paylaşıla bilmesi önemli olacaktır. Küresel bir kriz esnasında hedefi belli bir ihlal riskinin göze alınmasını konu edinen bir isteklilik vardır. Ancak ileriye dönük düşünüldüğünde verilerin çalınmalarına yada bozulmalarına yol açacak bir ihlalin sonuçları son derece endişe verici olabilir. Sanal korsanlık risklerinin sınırlandırılması bağlamında yürütülecek çalışmaların silolar halinde gerçekleşmesi, değerli araştırmalar ile hizmetlerin sunulmasına yönelik engeller ve gecikmelerin deva edebilmesine ortam hazırlaya bileceği için pekte harika bir çözüm değildir. Blokzincir ile tokenizasyon ise ihlal risklerini büyük ölçüde sınırlandıralecek ve çok taraflı iş birliğini teşvik edebilecek türden araçlardır. Böylesi bir senaryoda genetik kodların tokenleştırılması mümkün olabilecek, insanların DNA larını müdahaleci olmayan ve potansiyel olarak değerli bir şekilde lisanslamalarına ve paraya çevirebilmeierine olanak sağlanabilecektir. Bireysel DNA mız tokenler halinde kodlanabilir ve mikro işlem bazında lisanslanarak, ilaçların keşfi ile deneylerin simülasyonlarında kullanılabilmelerine olanak sağlanabilir. Söz konusu alınan genetik finans GE-Fİ haline gelmemesi için herhangi bir sebep yok.