Düşünürün ve düşüncenin arkasındaki dünya ya da düşünürün ve düşüncenin içinde yer aldığı dünya, düşünürü ve düşünceyi besleyen, yaşatan dünyadır. Orası "arkabahçe"dir, alan ya da plan değil.
Biz, saf olmayan bilgiyi ayırt edemediğimiz ve tanımlayamadığımız müddetçe, onu saf bilgiden ayıramayız.
Bu görevi tam anlamıyla yerine getirmek, Aydınlanma döneminde tasarlandığı şekliyle bilgi sosyolojisinin işidir.