Thomas De Waal

Karabağ yazarı
Yazar
8.4/10
5 Kişi
42
Okunma
4
Beğeni
1.425
Görüntülenme

Hakkında

Kafkasya ve Karadeniz bölgesi üzerine araştırmalarıyla bilinen bir akademisyendir. Londra’da Carnegie Endowment for International Peace için çalışmaktadır. The Caucasus: An Introduction; Chechnya: Calamity in the Caucasus ve Black Garden: Armenia and Azerbaijan Through Peace and War (Karabağ-Barış ve Savaş Süreçlerinde Ermenistan ve Azerbaycan, Hrant Dink Vakfı Yayınları, 2014) isimli kitapların yazarıdır. Daha önce Londra’da ve Moskova’da çeşitli gazete ve radyolarda gazetecilik yapmıştır.
Ünvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
1966

Okurlar

4 okur beğendi.
42 okur okudu.
1 okur okuyor.
34 okur okuyacak.
2 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 30.8
Erkek% 69.2
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Şubat 1988: Azerbaycan
Sovyet yetkili­lerin ilk tepkisi, olaylar haqqında çıxan haberleri engel­lemek oldu. Sovyet medyasında olayların hiç ele alınmamış olması, Gorbaçov’un glasnost politikasının basın özgürlüğünü kapsamaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. Hafta boyunca, Sovyet kanallarında İsrail, Güney Afrika, Panama’daki gösteriler haqqında haberler yayın­landı, fakat Azerbaycan’da olan bitenlere dair tek bir habere bile yer verilmedi. 28 Şubat Pazar akşamı, Sumgayit’teki şiddet olaylarının en yoğun yaşandığı anlarda, Sovyet akşam ana haber programı Vremya, yalnızca Ermeni işçilerin geçen hafta yapılan grev sırasındaki yaşanan iş günü kaybını telafi etmek için ek çalışma günü taahhüdü verdiğini bildirdi.²⁵ Olaylar sona erdiğinde, Sovyet liderleri katliamların Erme­ni­karşıtı doğasını küçümsemeye karar vererek, onları “holiganların eylemleri” olarak adlandırmayı tercih ettiler.
Savaşın Perde Arkası
“Ancak, sonunda, kilisenin yanındaki dört katlı apartmana götürüldüm ve pala bıyıklı, kocaman kara gözleri olan tıknaz bir adama rastladım; Zaur'un arkadaşı Vigen'di. Ben neden orada olduğumu anlatırken, Vigen'in eşi bize kahve getirdi. Vigen, ilk başta şaşırdı, sonra en son 10 yıldan uzun bir süre önce gördüğü Zaur'un mesajını duyduğunda sevince boğuldu. “Ailesi nasıl?” dedi, “Babası ölmüştür değil mi?” Bir anda savaş uçup gitti, eski Şuşa'dan haberler, dedikodular almak bu istiyordu; ben sorularını cevaplandıramasam da. Arkadaşının tek bacağını kaybettiğini biliyordu. “Ağdere bölgesinde çarpışıyordum” dedi. “Radyoda Şuşa'dan bir tanıdığın sesini duydum. Kanalı açtım ve haberleri aldık. Zaur'un vurulduğunu söyledi.” Şuşa'nın yerel telgrafı, cephe hattından çalışmaya devam ediyordu ve bazı “düşmanlar” hâlâ dostlardı.”
Reklam
Reklam