Tuhaf Dergi

Tuhaf Dergi

YazarDergi
8.4/10
396 Kişi
·
1.185
Okunma
·
49
Beğeni
·
492
Gösterim
Dünyada hangi tarihe ışınlanırsak ışınlanalım, elimizde hangi araç olursa olsun anlam arayışı devam edecek.
Tuhaf Dergi
Sayfa 15 - Serdar Kuzuloğlu
"Ne makina şu insan be! İçine ekmek, şarap, balık, turp koyuyorsun; iç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor. İmalâthane! Sanırım beynimizde konuşan bir sinema var."
Tuhaf Dergi
Sayfa 48 - Nikos Kazancakis
Bütün insanlar eşitiz; benim gözümde bir madenci ile bir kraliçe eşittir. Irklara ya da dinlere göre en ufak bir ayrıma gitmem. Babam bir Katolikti, annem Protestan. Ben Musevilerden eğitim aldım ve bir Müslümanla evlendim.
Tuhaf Dergi
Sayfa 27 - Michael Caine
ama insan, aslanı çakala kurban eden bu sisteme de hayıflanmaktan geri duramıyor doğrusu... Bu dünya, böyle zalim bir dünya işte.
Zülfü Livaneli
"Ateşi ve ihaneti gördük
ve yanan gözlerimizle durduk
bu dünyanın üzerinde.
İstanbul 918 Teşrinlerinde,
İzmir 919 Mayısında
ve Manisa, Menemen, Aydın, Akhisar:
Mayıs ortalarından
Haziran ortalarına kadar

yani tütün kırma mevsimi,
yani, arpalar biçilip
buğdaya başlanırken
yuvarlandılar...

Adana,
Antep,
Urfa,
Maraş :
düşmüş
dövüşüyordu...

Ateşi ve ihaneti gördük.
Ve kanlı bankerler pazarında
memleketi Alaman'a satanlar,
yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
düştüler can kaygusuna
ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından karanlığa karışarak basıp gittiler.
Yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet,
en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat,
dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat,
iki kat soyulmamak için."

~Nâzım Hikmet Ran
Tuhaf Dergi
Sayfa 5 - Tuhaf Dergi, Sayı: 19, Cumhuriyeti Biz Böyle Kazandık
64 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Merhabalar diyerek başlayalım incelememize. Bayadır bir yorgunluk var üzerimde. Pessoa’ nın ruh halinin üzerime çökmesinden midir yoksa havaların ısınmasından mıdır bilinmez. Okuyorum paylaşamıyorum. Aslında var aklımda bir şeyler ama kitabı elimden bıraktığımda geriye alamıyorum bırakın yazmayı. Anlatamadıkça da zihnimi ağırlaştırıyor anlatamadıklarım. Bu akşam bir yazma isteği geldi bakalım dedim bir deneyelim ne çıkacak ortaya, hem de şu miskinliği üzerimizden atalım. Elbet dedim her derde devadır yazmak. En son bitirdiğim edebi eser geldi önüme, baktım bir dergi. Olsun hep kitap mı inceleyeceğiz bu defa da dergi olsun onda da emek var, hem kitap incelemelerinden daha az rastlıyoruz dergi incelemelerine.

Aslına bakarsanız ben pek sevmem dergileri. Sevmem dediğim okuyamam, pek bir süslü gelir kalem sahiplerinin yazıları. Kaç defa OT aldım, yahu yazmışta yazmış adamlar nasıl bitireceksin. Bir ara Kafkaokur alıyordum iyiydi fena dergi değildi, hem sadece edebiyatta değil adamlar tablo bile yorumluyor. Gogh’un Yıldızlı Gece’sinin gizemini onların yazılarından öğrenmiştim hiç unutmam. Aramız iyiydi, takipte ediyordum. Ta ki bir arkadaşın onlar milletin yazılarından alıp alıp yayımlıyorlar diyene kadar. Bilmem doğru mudur yanlış mıdır ama ben etkilenirim böyle şeylerden. Bıraktım okuyamadım bir daha, üstelik elimde okunmamış birkaç eski sayısı da vardı durur hala kitaplığımın raflarında.

Tabi dergilerle biraz soğukluk girdi araya. Bu yılın Ocak ayına kadar. Ocak ayında Cemal SÜREYA’ nın ölüm yıl dönümü vardır bilmem bilir misiniz? Onun hatırına gittim Kafa ile Arka Kapak dergilerini aldım. Bir de Bavul Oğuz ATAY’ı, Düşünbil de Camus kapak yapmış, hazır dedim gitmişken şunları da alayım. Neyse başladım okumaya Bavul ile Kafa’yı bitirdim. Bavul fena da değilmiş. Emrah SERBES vardı ilk yazı da. Baya sarsıcı yazmış yine baya da küfürlü. Bir daha ki ay yine alırım dedim ben bunu. Hem şansıma Turgut UYAR’da kapakta. Sonradan öğrendik kapakta Turgut UYAR adına yazılan söz onun değilmiş meğer. Olur mu canım bu kadar da saygısızlık? Adamlar bir de pişkin gönderin yenisine verelim diyorlar. Sen nasıl edebiyat dergisisin açıp iki şiirini okumadın mı bu naif şairin? Elbette benim dergi bulacağı yeri bulmuştu çoktan. Bu dedim son olsun daha da almam hiçbirinizi.

Yine dayanamadım bu ay Dostoyevski’nin hatırına Tuhaf dergisini aldım. Değerli okurlarımızın da etkisi oldu elbet dergilerle yeniden barışmam da. Eve geldim hemen elime aldım dergimi. İçinde ben ilk karşılayan Dostoyevski posteri. İlk Dostoyevski posterim, anlatılmaz bir sevinç. Yahu bu hediyeyi aldıktan sonra artık derginin ne önemi var? Açtım ilk sayfaları tabi ki Dostoyevski’ye ilişkin yazıları arıyorum içinde. Beni Orhan PAMUK karşıladı. Ne güzel anlatmış Dostoyevski’yi. Ecinniler diyor başka da bir şey demiyor. Siz de bırakın elinizdeki kitapları okuyun şu Ecinnileri. Görün siyasi roman nasıl olurmuş, karakter nasıl işlenirmiş. Sonra Dostoyevski’nin torunu Dimitri karşıladı beni, diyor ki dedemi SSCB müfredatına koymaları epey zaman aldı, ben ilk okuldayken yasaktı. Bir de Avrupa da katıldığı konferanslardan bahsediyor. Aklıma doğrudan 2008 Çek yapımı Karamazovi filmi geldi. Filmin başında Dostoyevski’nin torunu ile ilgili bir diyalog var. İlk gördüğümde herhalde tiye alıyorlar demiştim ama konferans meselesini Dimitri’den duyduktan sonra doğruluğuna kanaat getirdim. Karamazov Kardeşler okuyanlara tavsiyemdir iyi gider üstüne. Nette araştırdığınız da bulmak zor da olsa oyunculara roller yakışmış. Hele bir baba rolü ile İvan vardı ki eyvah eyvah. Sonra Hakan Günday ile Ahmet Mümtaz Taylan’ın empati üzerine bir söyleşisi var on numara. Zaten severim ikisini de. Levent Kızak’ın bir sokak köpeği üzerine yazısı vardı çok samimi, bir de fotoğrafını koymuş keratanın. Beyaz bir köpek. Yazıyla bütünleşince hayvanların hislerine de inanıyorsunuz. Sonra Yaşar KEMAL’in gülerken çekilen tek fotoğrafının hikayesi, Mazhar ALANSO’nun yazısı, Derya ALABORA’nın röportaji daha neler neler. Güzel dergiydi vesselam, hoştu tadımlıktı. Yalnız en çok hoşuma gidenlerden birisi üç korner bir penaltı isimli kısa anıydı. Cemal SÜREYA ile yayınevi sahibi Mehmet Rauf’un küçük bir iddiasından bahsediyor. Genç bir şairin şiirlerinin basılması için tutuşulan bir iddia. Genç şair de Ahmed Arif. Zaten bu Ahmed Arif ile Cemal SÜREYA’nın sevimli anıları vardır. Bir de kız kardeşini istiyordu Arif Süreya’nın. O da güzeldir.

Neyse çok uzun oldu. Yazma isteği baya birikmiş içimde. Ne anlattım ne anlattım. Beni yeniden dergilerle barıştıranlara selam olsun. Sağlıcakla..

Keyifli Okumalar Dilerim..
56 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
İlk sayıdan itibaren aldığım bir dergi. Bazı yazılarını atlıyorum istemsizce. İsim vermiyeyim bazı yazarlar sıkıcı geliyor ama bu dergiyi almamı sağlayan bir kaç şey var.

İlk olarak biriktirme isteğim. Üstüne de ilk sayıdan itibaren temin edince buna devam etmek istiyorum. İkinci olarak Hakan Gunday ve Ahmet Mümtaz Taylan'in muhabbetleri hoşuma gidiyordu. İki sayıdır bu muhabbet eksik ama bu sayıda Nebil Ozgenturk ve Sunay Akin'in Sabahattin Ali muhabbeti çok doyurucu idi. Üçüncü olarak da Selahattin Duman'in yazıları. Popüler kültür hakkında eleştirileri çok doğru ve yerinde tespitleri içeriyor. Mercan Dede de kaliteli yazılarıyla dikkat çekiyor.
32 syf.
·Puan vermedi
‘Eternal sunshine of the spotless mind’ bizdeki adıyla ‘Sil Baştan’ filminin ennn bi güzel sahnesini kapağına taşıyarak dergi beni bi aldı içine zaten :) hem psikolojik hem sosyolojik birçok açıdan değerlendirmişler filmi de. Tabiri caizse tam ağzıma layık :) filmi izlemeyenler öncelikle çok şey kaçırıyorsunuz o filmi bi izleyin, illa aşık olmanız, sevdiceğinizle izlemeniz falan da gerekmiyor, harika bir filmdir, birçok ders verir :) Tuhaf derginin bu sayısına gelince, birkaç aydır bilerek ara vermiştim belki değişiklik olur dergide güzelleşir diye aslında. Yine söylemiş olayım bir izdiham dergi hastasını doyurmaz, net. Ama aşırı basit de diyemeyiz :) emek emektir yine de, bunu da hep söylüyorum :) tavsiye eder miyim, evet , çünkü bu film önemli :) keyifli okumalar şimdiden ve tabi ki iyi seyirler :)
63 syf.
·2 günde·6/10
Dergilere öylesine sarmışken, bir derginin de yeni bir başlangıç yapması daha doğrusu ilk sayısı olması nedeniyle bir göz attım. Sonra baktım ki çok güzel isimler var bu dergide alıp okumalıyım.

Ve ne oldu tam bir hayal kırıklığı. Edebiyat arayan, bilgilenmek isteyenler için tam bir hüsran. İlk bölümleri öylesine beğendim ki. Hele Albert Camus'un çocuğuyla yapılan röportaj beni Camus'un diğer okumadığım eserlerini okumaya yöneltti. Sonrasındaki okuduğum bölümler ise resmen seçim kampanyası gibi. Tamamen siyasi içerikli bölümler okudum. Bazı bölümlerde çok sıkıldım.

Ünlü isimlerin öyküleri mevcut, Zülfü Livaneli'nin bölümü güzeldi. Tarık Tufan zaten benim çok sevdiğim bir isim; onun öyküsü de çok güzeldi.

İlk sayısı olması nedeniyle, eksiklerini görmek sebebiyle diyerek bu dergiye bir kaç ay daha devam edeceğim. Ama beğendim mi diye sorarsanız maalesef. Bu kadar harika isimleri bir araya getirip edebiyat değil de siyaset olursa maalesef bir hüsran olur. İnşallah daha güzel bir formatta 2. sayısı ile karşımıza çıkar....
64 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
Uzun zamandır dergi almıyordum açıkçası. Zaten alsam bile bir yerden sonra sıkılıp yarım bırakıyordum. Sonra sitede Tuhaf'ın ilk sayısıyla ilgili yorumları ve kadroyu görünce dergiyi alma isteğiyle doldum.
Gayet keyifli bir dergiydi benim için. İlk sayfalardaki yazıları daha bir merakla okudum sonrasında tempo düşse de genel itibariyle aradığımı çokça buldum. Bu sayıda Dostoyevski'den bahsediyordu 15. Sayfaya kadar. Dostoyevski'nin torununun torunu olan Dmitry Dostoyevski'yle olan röportajda güzel detaylar vardı.
Zülfü Livaneli, Etgar Keret, Selahattin Duman, Levent Kazak, Ömür İklim Demir, Hakan Günday ve Ahmet Mümtaz Taylan'ın bölümlerini okumak da çok büyük bir zevkti. Zaten yaptığım alıntılarla bunu çokça gösterdiğimi düşünüyorum...
Temennim her sayının bu sayı gibi dolu dolu ve dozunda olması. Bir sonraki sayıyı merakla bekliyor olacağım.
68 syf.
·8 günde·5/10
edebiyatın siyasetle kirletilmeyeceği kadar özel olduğu düşüncesindeyim. dergiyi alma sebebim zülfü livaneli ve mercan dedenin yazdıklarını merak etmemdi. tarık tufanın yazısını çok beğendim. ancak sevan nişanyanın yazdıkları bu dergiyi bir daha almamam gerektiğini gösterdi. düşünce ve ifade özgürlüğü başka birşey bir millete bir topluma hakaret etmek çok başka birşey. kendisi ingilizce öğretmenlerin yetersizliğinden bahsetmiş eğitim sistemini eleştirmesinde bir sakınca görmedim buraya kadar kendisiyle aynı fikirdeydim. meb in yurt dışından 40.000 öğretmen almayı planlamasını ütopik bir fikir ama heyecan verici bulmuş. bu yetersizliğin nasıl giderileceği üzerinde durmamış, öğretmenlerimizin ne yapması gerektiğinden bahsetmemiş. dahası dört gözle atama bekleyen öğretmenlerimiz yerine 40.000 öğretmenin yurt dışından getirilmesi. en hadsiz yorumu da şu: bu yurt dışından gelen öğretmenler sayesinde EŞEK AHIRINA HAPSEDİLMİŞ MİLYONLARA NEFES BORUSU UZATMAKMIŞ...

ne demek bu şimdi dil bilmeyen insanlar eşek ahırında mı yaşıyor bu nasıl benzetme. eğitim sistemini eleştirmiş olsa sadece desteklerdim yazısını. ancak bu halka yapılmış bir saygısızlıktan ibaret.
48 syf.
·3 günde
İlk çıktığı günden beri dikkatimi çeken ve tavsiye aldığım bir dergiydi Tuhaf, nihayet 21. sayısında yakalayabildim. Hoşuma da gitti gerçekten. 48 sayfalık derginin etiket fiyatı 12 TL ama internetten alırsanız 9-10 TL. Yazar kadrosu güzel her telden var tek ortak yanları çoğu iyi kalem.
Bu sayı da neler var peki? Öncelikle kapaktan da belli olacağı üzere Şener Şen. Şener Şen ama bir yazısı ya da röportajı değil. Şener Şen'in 1964-66 yılları arasında öğretmenlik yaptığı Muş Malazgirt'in Fenek köyünden öğrencilerini bulup onlara öğretmen Şener Şen'i sormuşlar. Bir de Perran Kutman'a sormuşlar Şener Şen'i nasıl bilirsiniz diye.
İlber Ortaylı'nin Türkiye'nin İmar Trajedisi yazısı var ki benim bu sayı da en sevdiklerimden. Özellikle yerel seçimler yaklaşırken şehirlerimizi, imar politikasını, rantlaşmayi, çarpık kentleşmeyi ve en önemlisi bundan sonra ne yapılabilir onu yazmış İlber hoca.
Levent Kazak'ın Adalet 'Aqua' City adlı göndermelerle dolu güzel bir hikayesi, Murat Uyurkulak'ın Hüseyin yazısı, Etgar Keret'in Başarısız Bir Devrimcinin Doğum Günü hikayesi, Şarkıcı Kalben'in Duvar hikâyesi ve son olarak Ömür İklim Demir'n Tuğla Muzaffer ve Diğer şeyler isimli hikayeleri var. bol hikayeli bir dergi.
Gazel Garcia Bernal ve Rodrigo Amarante ile yapılmış röportajlar. İlgilenen kişiler için.
Derginin bana sürprizi Barış Özcan oldu. YouTube'da heyecan ve merakla takip ettiğim ve sevdiğim biri olan Barış Özcan son zamanlarda bende bilim ve teknoloji merakı da uyandırmış bir kişi. Daha önceki sayılar da yazıyormuydu bilmiyorum ama bu sayı da Marslı Edebiyatı ile ilgili çok güzel bir yazısı var.
Yine Zülfü Livaneli'nin "ben okumam" isimli güzel bir elestiri yazısı var, Ülkemizde elit olamamış zenginleri eleştiriyor.
Derginin en eğlenceli kısmı kesinlikle fotoğrafçılar Mehmet Turgut ve Mustafa Seven röportajıydi. Derginin sayısını almayacaksaniz da bu röportajı bir yerden bulup okuyun.
Ve tabi ki Tarık Tufan.. Tarık abimiz "Beni Aklında Tutar Mısın?" İsimli kısa bir hikaye yazmış bu sayıya, merak ve beğeniyle okudum tabi.
Selahattin Duman'ın "Cehalet ve gurur. İki nokta arasındaki düz cigidedir yazısı" çok beğendiğim bir elestiri yazısıydı kesinlikle.
Ne varsa yazdım işte ilginizi çektiyse hemen gidip alın dergiyi ben bundan sonraki aylarda düzenli okuyucusu olmayı planlıyorum bakalım.
64 syf.
·4 günde·9/10
İlk sayısında acımasızca eleştirmiştim siyasete bulaştığından dolayı. Bu sayıda ise yine minik bir nebze olsa da gerçekten çok beğendiğim bir sayı oldu. Devam edeceğim. İçerdiği konular, tanıtımlar ve öykülerle bir harika. Zaten konu olarak da Dostoyevski'nin işlenmesi ve Orhan Pamuk'un bu konu hakkındaki görüşleri... Tarık Tufan zaten çok sevdiğim yazarlardan. Onun da hikayesi güzeldi. Hele Empati üzerine yapılan tatlı atışma ders niteliğindeydi. Empatiyi oldum olası severim. Çok güzel bir konu. Çok beğendim gerçekten. Bir tık daha ileriye gidilebilir. Tavsiye ederim bu sayı gerçekten güzeldi.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem!
Piyasadaki kirliliğe inat olarak birden çok kendini bilen, kendini ispat etmiş yazarlardan oluşan bir dergi.
Kesinlikle takip edeceksiniz bu dergiyi takip edin. Edebiyata ve aslında sanata değer veren bir dergi.
64 syf.
·21 günde·Beğendi·8/10
Tuhaf'ın 3. Sayısı ve kapağında Vincent Van Gogh.. Daha dergi çıkmadan heyecanlanmıştım internetten kapağı görünce.
Van Gogh içeren sayfalar çok güzeldi, ona dair yeni yeni pek çok şey öğrendim. Özellikle bir sayfadaki grafikler çok hoşuma gitti.
Derginin geri kalanıysa geçtiğimiz sayı kadar beni etkilemese de yine harika isimler konuktu. Bir kere İlber Ortaylı'yı gördüğüm için çok heyecanlıydım. -O değil de dün de rüyamda gördüm adamı :D- Ara Güler'le olan röportaj da çok iyiydi gülmekten kendimi alamadım. Aynı zamanda Tahin-Pekmez köşesi, Irvine Welsh röportajı, Shantel'in sorulara cevapları, Zülfü Livaneli ve Etgar Keret'in hikayesi de favorilerim arasındaydı yine. Ama diğer hikayeler de o hazzı çok alamadığımı hissettim.
Diğer sayıyı merakla bekliyorum.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 49 okur beğendi.
  • 1.185 okur okudu.
  • 40 okur okuyor.
  • 213 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları