Küçükken yuvada kaldığımız zamanlarda banyo böyle kokardı. Banyo dediğim öyle küveti, duşu olan bir yer gibi değil, duvarları rutubetten sararmış, yerleri mozaik olan, bir köşesinde boklu donların olduğu küçük bir yer düşünün. Bakırcılar, bizi banyoya kız erkek karışık şekilde doldururlardı. İlk önce bir hortumdan akıttıkları su ile ıslatır sonra sabunlu fırçayı vücutlarımız da gezdirir ve tekrar o soğuk, o tiksindirici, saçları dikleştirici yeşil hortumdan akan suyu üzerimize püskürtürlerdi. Eğer bakıcı seni duruluyorken onun istediği şekli almazsan bu sefer o hortum kırbaca dönüşür bedenimizde şaklardı.