1000Kitap Logosu
Ümmi İsa
Ümmi İsa
Ümmi İsa

Ümmi İsa

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
0.0
0 Kişi
1
Okunma
0
Beğeni
16
Gösterim
Tam adı
ÜMMÎ ÎSÂ
Unvan
Divan Şairi, Hattat, Şair
Yaşamı
Hakkında tezkirelerde herhangi bir bilgiye rastlanmayan Ümmî Îsâ’yı Levend (1988: 133) XV, Çelebioğlu (1999: 63) ise XIV. yüzyılda yaşamış şairlerden biri olarak göstermektedir. Ümmî Îsâ, eserini “Yidi yüz yitmiş dört yılıdur tamâm” “İşbu kitâbı tamâm eyledüm” (Yılmaz Önder 2013: 308) mısralarında belirttiği üzere 774/1372-73 tarihinde tamamlamıştır. Mesnevîsinin sonunda yer alan “Ümmî Îsâ nicedür bu kîl u kâl” (Yılmaz Önder 2013: 306) mısraında kendinden mütevazı bir şekilde söz etmesine ve eserin dilindeki sadeliğe dayanarak şairin, çok fazla eğitim görmediğini söylemek mümkündür. Ümmî Îsâ’nın bilinen tek eseri Mihr ü Vefâ adlı mesnevîsidir. İran edebiyatına ait bu hikâyenin Reşîd-i Semerkandî’den (XII. yüzyıl) başlayarak, Mahmûd bin Ebu’l-feth bin Türkman (XVI. yüzyıl), Vasfî mahlaslı Mîr Muhammed Mü’mîn Arşî (XVlll. yüzyıl) gibi şairlerce yazılmış örnekleri vardır (Lugal 1990: 168 169). Farsça ve Türkçe Mihr ü Vefâların çoğu Reşîd-i Semerkandî’nin Mihr ü Vefâ’sının etkisiyle kaleme alınmıştır. Ümmî Îsâ’nın Mihr ü Vefâ mesnevîsi, aşk ve macera türünden bir eserdir. Hemen hemen tamamen masal motif ve unsurlarıyla örülmüştür. Kahramanları ve iç içe anlatılan hikâyeleriyle zengin ve hareketli bu planlı mesnevînin “Besmele ve Allah’a hamd, Hz. Peygamber’e, dört halifeye ve sahabeye övgü” manzumelerinin yer aldığı girişinde “sebeb i telif” bulunmamakta, manzume hikâyenin anlatıldığı bölümle devam etmekte ve “hâtime” ile bitmektedir. Ümmî Îsâ’nın 906 beyit uzunluğundaki Mihr ü Vefâ’sı aruzun fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilât kalıbıyla yazılmıştır. Manzumenin yurtiçi ve yurtdışı genel ve özel kütüphanelerde 6 nüshası mevcuttur. Ayrıca Köprülü (1981: 341), kendi yazmaları arasında 760/1358-59 tarihli müellifi meçhul bir Mihr ü Vefâ mesnevîsinin bulunduğundan da bahsetmektedir. Türk edebiyatında Ümmî Îsâ’dan sonra, XVI. yüzyıl şairlerinden Gelibolulu Mustafa Âlî, Mustafâ Çelebi (Mustafâ Emînî), Bursalı Hâşimî ve Harîmî’nin Mihr ü Vefâ mesnevîsi yazdıkları bilinmektedir. Manzumların yanı sıra Türkçe mensur iki Mihr ü Vefâ hikâyesinin nüshaları Millî Kütüphane ve Topkapı Sarayı Kütüphanesinde bulunmaktadır. Özellikle Topkapı nüshasının Ümmî Îsâ’nın mesnevîsinden yola çıkılarak oluşturulduğu açıktır. (Yılmaz Önder 2013: 29-32). Ayrıca Vehbi Cem Aşkun’un derleyip Sivas Folkloru’nda yayımladığı Mihr ü Vefâ’nın, Ümmî Îsâ’nın eserine konu, karakter, olay örgüsü vb. açılardan çok benzemesi dikkat çekicidir (Aşkun 2006: 378-387). Bu da Sivas’ın Paşafabrikası bölgesindeki “Mihr ü Vefâ Suyu”na bu adın, sözü geçen hikâyedeki çeşmeden esinlenerek verildiğini düşündürmektedir (Paçacıoğlu 2002: 1). Ümmî Îsâ’nın Mihr ü Vefâ’sı üzerinde bir yüksek lisans (Arıkoğlu 1991), bir de lisans tezi (Yılmaz 1992) hazırlanmıştır. Mesnevînin Azerî Türkçesine aktarılması sonucu ortaya çıkan metnin nüshası Şerifova tarafından tanıtılmıştır (2011). Eserin dört nüshasının karşılaştırılmasıyla yapılan çalışma da yayımlanmıştır (Yılmaz Önder 2013). Yüksek eğitim almadığı lakabından anlaşılan Ümmî Îsâ, eserini temiz bir Türkçe kullanarak yazmıştır. Söz konusu özellik, Mihr ü Vefâ’daki aruz hataları sayısının artmasına ve doğal olarak da metnin edebî değerinin düşmesine neden olmuştur. Ancak edebî açıdan zafiyet gibi görünen bu durum, Türk dilinin dilbilgisel özelliklerinin doğru tespitine katkısı nedeniyle mesnevînin değerini artırmıştır. Dolayısıyla Ümmî Îsâ yaşadığı dönem Türkçesini işleyen ve eserine hâkim kılan şairlerden biri olmasıyla dikkati çekmektedir.
Henüz kayıt yok