İlk çarşı iznimi çok iyi hatırlıyorum. Önce bir hamama giderek üstürodeki kiri atıp gevşedikten sonra öğlen yemeği yemek için iyi bir lokantaya gittim. Asker elbisesinin üstüm de bol durduğuna hiç aldırmıyordum ve askerliğim boyunca elbiselerimi diizelttirmek için terziye vermedim, ama yine de herkesten uzak bir köşedeki masanın başına çöktüm. Uzun zamandan beri yemediğim ve tadını bile unutınaya başladı ğım ızgara bonfıle sipariş ettim. Garson biraz sonra yüzünde küçümseyen bir ifadeyle yedikçe pamuk gibi olduğu anlaşılan bonfıleyi getirdi, ancak bıçak bile getirmemişti. Y anıma çağı rarak bıçak getirmesini rica ettim. Getirmesine getirdi, ama yemeğimi yerken beni uzaktan takip ettiğini fark ettim. Üni forması üstünden sarkan o pejmürde askerin çatal bıçağı nasıl kullanacağını merak etmişti. Biraz sonra tadı istediğimde tavrı değişmişti. Sonunda oldukça dolgun bir bahşiş verince ondan sonra her yemeğe gittiğimde beni kapıdan karşılardı.
Sayfa 215 - İstos yayınları 2018