Yeşim Erim

Yeşim Erim

Çevirmen
8.0/10
9 Kişi
·
36
Okunma
·
0
Beğeni
·
8
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
128 syf.
Freud'un 80.yaş günü için kızı tarafından yazılmış dilimize metis yayınları tarafından oldukça güzel çevrilmiş bir kitap. Anna Freud psikanaliz kavramını ortaya atan kişidir. Babası gibi bu alana gönül vermiş ve çalışmalar yapmış bilim insanıdır.

Kitaba gelecek olursak, kitabın ana teması ben ve benin savunma mekanizmaları. Kitapta bir sürü terim mevcut öncelikle bunları açıklayarak başlayayım.
Ben nedir?
Ben: bizim kendi başımıza bir birey olmamızı sağlayan ve öteki varlıklardan ayrılış noktamızın başlangıcıdır. Her bireyin ben'i kendine özgüldür. Tanım olarak tek bir tanımı kullansak bile BEN bireylerin her birinde farklı tezahür edecek bilinçlilik halidir.
İtki nedir?
İtki insanı tek başına faaliyete geçiren güdü veya tepkidir.
İd(altbenlik) nedir?
Bizim birincil ihtiyaçlarımızın yani cinsellik, yeme, içme gibi biyolojik güdülerimizin tamamıdır.
Üstben(süperego) nedir?
Ahlâkî mükemmelliğin peşinde olan ve asla hatayı affetmeyen kısmımızdır.
Savunma nedir?
Benliğimize acı veren ve katlanılamayacak fantazileri, duygulanımları içindr barındıran bölümdür. Yani bilinçdışımızda varolan ve bilinç yüzeyine insanın katlanabileceği şekilde çıkan olaylardır.
Freud yapısal ve topografik modeline göre: yapısal olan kısmımız; id-ego-süperegoyu topografik olan kısmımız; bilinç, bilinç öncesi ve bilinçdışını kapsar. Kitap daha çok yapısal modelle ilerlemiş alt ve üst benliğimizin nasıl ilerlediği ve hangi durumlarda patojen bir yapı seyrettiğine değinmiş.

Psikanaliz kuramı 9 tane savunma mekanizmasını ele almıştır. Bu savunma mekanizmalarının içinde özel olarak BASTIRMA' ya değinilmiş ve tek başına ele alınmış kitapta.BASTIRMA'nın tek başına özel olarak alınmasının sebebine gelecek olursak en etkili savunma mekanizmamızdır. Birey bastırdığı duygulanımlarla başa çıkmak için kendi beninden ödün verebilir ya da bunu BAŞKA şekillerde bilnçdışından bilince getirebilir ve tüm bunlar gerçekleşirken o işleyişe ancak analist tarafından ve uzun süren bir terapi süresinde müdahale edilebilir. Tehlikeli bir savunma mekanizması olduğu ele alınmış. Tüm davranışlarımızın altında sadece ve sadece bastırma mekanizması var dersek körlemesine dalmış oluruz. Ama çoğu duygulanımlarımızın bilinçdışından bilinç yüzeyine farklı şekillerde çıkmasını engelleyen bastırmadır. Süperego mükemmel olduğu için benliği cezalandırabilir ve kişinin beni bunu kabul edecek durumda değildir.



Psikanalizin her vakaya uygun olmadığı açıklanmış ve analitik çalışmaya yanıt vermeyenlerin dürtü şiddetinin yol açtığı kaygıya karşı savunma mekanizmalarını iyi kullanan kişilerin olduğu belirtilmiştir ve kitapta belli vakalar üzerinden ben ile savunma mekanizmaları arasındaki bağlantı ele alınmış. Analiz sırasında savunma mekanizmalarına ve dirence karşı çözüm yolları sunulmuş.

Freud'un vaka analizlerine yer verilmiş ve ayrı ayrı açıklanmış.

Kitabın sonuna doğru özgecilik yani hakkaniyetçiliğe değinilmiş. Bununla ilgili bir hikaye vardır; cennet ve cehennemi haham tarafından gezen biri gezdikten sonra tercih yapacak. Önce cehenneme götürülüyor büyük bir masa ve aklın alamayacağı kadar leziz yemekler var kaşık, çatal ve bıçaklar çok uzun bu kişi bakıyor herkes açlıktan kırılmış kimse ağzına yemeği götüremiyor. Cennete gidiyor ve yine aynı masa ama insanlar gayet güzel karnını doyuruyor. Çünkü herkes birbirinin ağzına yemeği o uzun kaşık, çatallarla veriyor. Özgecilik böyle bir şey insan ancak başka birine yardım ettiği sürece kendini iyi hisseder ve başka birinden aynı özgeciliği görebilir.
Benim açıklamak istediğim ise kitabı okurken aklıma Rogers geldi. Rogers der ki; gerçek benlik ile ideal benlik arasındaki uçurum ne kadar fazla ise algısal çarpıtma, savunma mekanizmaları o kadar çok çalışır. Gerçek benliğe tam olarak hiçbir zaman ulaşılamasa bile bu süreçte ideal benlik ile yani olunması gereken benlik ile şu an varolan benlik arasındaki fark ne kadar aza inerse kişinin dış dünya ve kendisiyle uyumu o kadar çatışmasız ve sorunsuz ilerler.

Savunma mekanizmalarını hiç kullanmamak ya da sürekli kullanmak bir şeylerin yolunda olmadığını, bizim için tehlike çanlarının çaldığını gösterir eğer savunma mekanizmalarının bilnçli bir şekilde farkına varılabilmesi olanaklı olsaydı:))

Gündelik yaşam içinde savunma mekanizmalarını insanlar farkına varmadan bile olsa kullanıyor. Terim olarak bilinmese bile kullanım aynı.:))

Umarım çeviriler bu alanda bu kadar kısıtlı kalmaz. İyi okumalar.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 36 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 60 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.