Yümni Sezen

Yümni Sezen

Yazar
7.4/10
5 Kişi
·
12
Okunma
·
4
Beğeni
·
102
Gösterim
Adı:
Yümni Sezen
Tam adı:
Prof. Dr. Yümni Sezen
Unvan:
Din sosyologu, Akademisyen
Doğum:
Birecik, 1938
Doğduğu şehir olan Birecik'te ilk ve ortaokul öğrenimini yaptıktan sonra 1957’de Gaziantep Lisesini bitirdi. 1961’de Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çeşitli okullarda öğretmen ve yönetici olarak çalıştı. 1975’de İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik yaptı. 1976-78 İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Müdürlüğü görevinde bulundu. 1985’de Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesine öğretim görevlisi olarak geçti. Bir yıl sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Anabilim Dalında doktorasını tamamladı. Sırasıyla Yardımcı Doçent, Doçent ve sonra Profesör unvanlarını aldı. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde Din Sosyolojisi öğretim üyeliğinden emekli olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Evli ve üç kız babasıdır.

Çalışmaları felsefe, sosyoloji, din sosyolojisi ve İslâmi sosyoloji çalışmaları üzerinde yoğunlaşmıştır.



Eserleri
Günümüzde İslamiyet ve Milliyetçilik (1978)
Sosyolojiye Göre Halk, Millet, Devlet (1982)
Tarihi Maddeciliğin Tahlil ve Tenkidi (1984)
Hayatın Manası (1984, 2004)
Sosyoloji Açısından Din (1988, 1993, 1998)
Sosyolojide Temel Bilgiler ve Tartışmalar (1990, 1997)
Türk Toplumunun Laiklik Anlayışı (1993)
İslam Sosyolojisine Giriş (1994)
Maddeci Felsefenin Çıkmazları (1996)
Çağdaşlaşma, Yabancılaşma ve Kimlik (2003)
İslam'ın sosyolojik Yorumu (2004)
Kurban ve Din (2004)
Hümanizm ve Türkiye (1997, 2005)
Pavlus misyonerliğin de kurucusudur. (...) "...eğer İncil'i vazetmezsem vay bana. Zira isteyerek bunu yaparsam ücretim vardır, fakat istemeyerek ise, yine vekalet bana emanet edilmiştir. İmdi benim ücretim nedir? İncil'de olan yetkimi ifratla kullanmamak için, İncil'i vazederken, İncil'i meccanen (ücretsiz) arz etmektir. Çünkü herkesten azatken, daha çok adam kazanayım diye Yahudilere Yahudi gibi davrandım. Kendim şeriat altında olmadığım halde, şeriat altında olanları kazanayım diye şeriat altında olanlara şeriat altında gibi davrandım...Herkese her şey oldum." (Pavlus'un Korintoslulara 1. Mektubu, 9/16-23)
Allah'ın mağfiretine, cennet ve cehennemle ilgili iradesine kimsenin ambargo koyması söz konusu değildir. Rahmeti gazabını geçmiş olan Yaratıcının affının, lütfunun, kereminin sınırı ve durağı yoktur. Yüce Allah'ın va'd ve vaidinin dışında düşünme gibi bir fanteziye cüret edersek, diyebiliriz ki kafir bile olsa, istediğini istediği gibi affeder veya cezalandırır. Bu, insan idraki, iradesi, anlayışı ile ilgili bir mesele değildir. Fakat yine O'nun bize verdiği ölçüler ve ölçütlerle, beşer aklının değerlendirmelerine, kesin yargıda bulunmamak kaydıyla izin verilmiştir. Aksi halde hiçbir iman, din ve ahlak kuralı bu dünyada uygulanamaz. Nitekim S. Nursi de aynı yola başvurmuş, cennet ve cehennemlikleri teşhise kalkmıştır. Taraftarlarınca, onun bu konudaki erişilmez ufku, "ilgiyi yalnız kendi cemaatine hasreden sektaryen sadakatin üstüne çıkmıştır." deniyor. (Thomas Michel, Tevhid Çizgisinde Müslüman-Hıristiyan Diyalogu, 19) Bu da normaldir. Fakat o bu konudaki fetvalarını Kur'an'a, hadise, kıyasa, icmaya, kısacası nassa ve bilimsel metodolojiye dayandırmamakta, kendi keşfiyatına dayandırmaktadır. İlmi, kelami, fıkhi bakış açılarına göre yapılabilecek tartışmaların önünü kapatmış, başka bir yoldan meseleye bakmıştır. "... onların(mazlum ve masum kafirlerin) ilahi rahmet hazinesinden öyle mükafatları vardır ki, gayb perdesi açılsa, o mazlumlar için rahmet tezahürü görünüp, elhamdülillah diyeceklerini bildim ve kat'i surette kanaat getirdim." demektedir.(Kastamonu Lahikası, 45-46) Artık bu, yakin keşfe ait bir bilgidir ve keşfin sonucundaki bilginin tartışması yapılamaz. Kanaat, kesin bilgiye dayalı bir mutmain olmadır. Ancak bu kanaat ilhama dayalıdır ve herkes bilir ki ilham delil SAYILMAZ.
Hıristiyan ve Musevi dünyanın sorumluluğu, yalnızca Peygamberimizi kabul etmemekle sınırlı kalmamış, onlar peygamberlik müessesine başka türlü bakmışlar ve gerçek anlamıyla inanmamışlardır. Hıristiyanlar için Hz. İsa peygamber değildir, tanrılığın üçte bir kutbudur. Bazen doğrudan Tanrı'dır. İnsan-Tanrıcılık demek olan hümanizmi, bunlar üretmişlerdir. Yahudilerde de peygamberlik anlayışı farklıdır. Bir peygamberin iki kızı, sırayla iki gece peygamber babalarını sarhoş ederek ondan hamile kalmışlardır diye inanmaktadırlar ve mevcut Tevrat'ta da böyle geçmektedir.(Tekvin, 19/31-38) Yine onlar için Tanrı ile güreşen ve Tanrıyı yenen, ondan ahit alan bir peygamber söz konusudur.(Tekvin, 32/24-30)
Said Nursi, I. Dünya Savaşı'nda olanları hatırlatarak Hıristiyanlarla ilgili önemli fetvalar vermiştir. Bu savaşta ölen Hristiyanlar da ona göre şehit sayılırlar.
(...)
Cevabı müşkül bir soru: I. Dünya Savaşı'nın bir parçası olan ve binlerce insan kaybına sahne olan Çanakkale Savaşları'nda, Avustralya' dan, İngiltere'den, Avrupa'dan Müslüman Türkleri yok etmek için kalkıp gelmiş ve savaşta ölmüş Hıristiyanlar da şehit midir? Ahirette mükafatları var mıdır?
İsa'yı Rab durumuna getiren Pavlus'tur. İncillerin ilk yazımı, iki havari dahil, İsa'dan 50 sene sonra olduğuna ve diğer İncil yazarları İsa'yı hiç görmediklerine göre, İncil yazımları da Pavlus'un Hıristiyanlığı şekillendirmesinden sonradır. En önemli İncil yazarı Luka, Pavlus'un öğrencisidir. Luka diğer İncilleri incelyerek İncil yazmıştır. (...) İncillerde İsa adı Allah adından fazla geçer.
Dinler yepyeni bir toplum, yepyeni bir değerler sistemi yaratmaz. Yeni bir dünya görüşü, yeni bir sıralanış, yeni bir mâna kazandırır.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yümni Sezen
Tam adı:
Prof. Dr. Yümni Sezen
Unvan:
Din sosyologu, Akademisyen
Doğum:
Birecik, 1938
Doğduğu şehir olan Birecik'te ilk ve ortaokul öğrenimini yaptıktan sonra 1957’de Gaziantep Lisesini bitirdi. 1961’de Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çeşitli okullarda öğretmen ve yönetici olarak çalıştı. 1975’de İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik yaptı. 1976-78 İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Müdürlüğü görevinde bulundu. 1985’de Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesine öğretim görevlisi olarak geçti. Bir yıl sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Anabilim Dalında doktorasını tamamladı. Sırasıyla Yardımcı Doçent, Doçent ve sonra Profesör unvanlarını aldı. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde Din Sosyolojisi öğretim üyeliğinden emekli olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Evli ve üç kız babasıdır.

Çalışmaları felsefe, sosyoloji, din sosyolojisi ve İslâmi sosyoloji çalışmaları üzerinde yoğunlaşmıştır.



Eserleri
Günümüzde İslamiyet ve Milliyetçilik (1978)
Sosyolojiye Göre Halk, Millet, Devlet (1982)
Tarihi Maddeciliğin Tahlil ve Tenkidi (1984)
Hayatın Manası (1984, 2004)
Sosyoloji Açısından Din (1988, 1993, 1998)
Sosyolojide Temel Bilgiler ve Tartışmalar (1990, 1997)
Türk Toplumunun Laiklik Anlayışı (1993)
İslam Sosyolojisine Giriş (1994)
Maddeci Felsefenin Çıkmazları (1996)
Çağdaşlaşma, Yabancılaşma ve Kimlik (2003)
İslam'ın sosyolojik Yorumu (2004)
Kurban ve Din (2004)
Hümanizm ve Türkiye (1997, 2005)

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 12 okur okudu.
  • 16 okur okuyacak.